Başkan Erdoğan’ın Düşmanları Kim?

Köşe yazısı, Erdoğan’ın çevresindeki “dost-düşman” ayrımını tarihsel örneklerle tartışıyor; 2010 sonrası kırılma ve iç tehdit iddialarını irdeliyor.

Başkan Erdoğan’ın Düşmanları Kim?

YUSUF İNAN YAZDI...

Başkan Erdoğan’ın Düşmanları ve Reşit Efendiler!

Toplumda her bireyin—en alttan devletin en üst makamına kadar—bir sosyal çevresi vardır. Bu çevrenin genişliği; konum, makam ve ekonomik imkânlarla doğru orantılı biçimde değişir. Bu çerçevede, güçlü bir siyasi marka olan Başkan Erdoğan’ın etrafında beklenenden çok daha geniş bir insan grubu bulunması doğaldır. Ne var ki böylesi kalabalık bir çevre içinde “gerçek dost” ile “gerçek düşman”ı ayırt etmek çoğu zaman güçleşir.

Tarihsel deneyim bu güçlüğü doğrular niteliktedir. Osmanlı sarayında anılan Şamlı Reşit Efendi ve İngiltere’de casuslukla ilişkilendirilen Fredric Wambery örnek gösterilir. Abdülhamit kadar titiz bir devlet adamının dahi en yakınındaki ve güvendiği bir ismin İngiliz casusu olduğunu fark edememesi, “yakın çevre”nin içerdiği risklere işaret eder.

Bu noktada şu sorular gündeme gelmektedir: Başkan Erdoğan’ın en yakın çevresinde de benzer nitelikte kişiler bulunmakta mıdır?

Varsa kimlerdir?

Bu soruya kamuoyunun bir bölümü yanıtı bildiğini düşünürken, bir diğer bölümü merakını sürdürmektedir. Bununla birlikte, Erdoğan’ın çekirdek ailesi, ailelerine ve devlete zarar verme potansiyeli taşıyanları saptama konusunda diğerlerine göre daha avantajlı konumdadır; söz konusu kişilerin “deşifre edilmesi” de öncelikle bu iç çevre tarafından mümkün olabilir.

Bu çerçevede, bir örnek dile getirilmektedir: Bir erkek ve bir kadın tarafından, “en onulmaz” denilen hastalıkları birkaç dakika içinde tedavi edebildiği öne sürülen bir yöntem geliştirilmiştir ve yüzlerce, binlerce insanın bu yöntemden yararlandığı söylenmektedir.

Eğer Erdoğan’a çok yakın bir aktör, bu yöntemi ortadan kaldırıyor ve kendisine iletmiyorsa; bu kişi, tarihsel örnekteki Şamlı Reşit Efendi’ye benzer bir “iç tehdit” midir, yoksa farklı türden bir “ayrık otuna” mı işaret etmektedir?

Kısacası: Böyle bir tutum, Erdoğan’a dostluk mu, yoksa düşmanlık mı teşkil eder?

Bir başka tartışma başlığı, 2010 yılı itibarıyla yaşanan kırılmadır. Türkiye’den dünyaya “sıradışı bir başarı öyküsü” sunduğu kabul edilen Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de ve uluslararası alanda kıskanılan bir lider konumundayken, 2010 sonrasında neden ve nasıl bir çözülme sürecine girmiştir?

Buradan hareketle,  Ekrem İmamoğlu ve Selahattin Demirtaş  Başkan Erdoğan'ın düşmanı değildir! 

Siyasi rakibidir.

Başkan Erdoğan'ın düşmanları; Başkan Erdoğan'ın göreve getirdiği, bizzat kendisine ve ailesine operasyon yapan ak taşlardır.

Bugün Başkan Erdoğan ve ailesi aleyhinde operasyonel faaliyetlerde bulunanlar,  Erdoğan’ın sağlık sorunlarını gidermeye yönelik bir tıbbi çalışmayı dahi engelleyenlerdir.

Bu kadrolar, şimdi Başkan Erdoğan’ı görevinden uzaklaştırıp yerine geçme planları yapmaktadır.

Medyada yer alan haberler bu gerçeği ortaya koymaktadır.

Bu değerlendirmeler, eski bir öğüdü hatırlatır: “Pirincin içindeki siyah taş tehlikeli değildir; esas tehlikeli olan ak taşlardır.” Siyah taş kolayca ayırt edilir; beyaz taş ise pirinçle benzer olduğu için seçilmesi zordur. Dolayısıyla asıl risk, dışarıdan gelen açık tehditlerden ziyade içeride, görünürde “uyumlu” duran unsurlardan kaynaklanır.

Sonuç olarak, temel soru değişmemektedir:

Başkan Erdoğan’ın geniş çevresi içinde kimler dost, kimler düşmandır? 

Bu soruya verilecek sağlıklı yanıt; tarihsel tecrübeyi, dikkatli okumayı ve güçlü iç denetim mekanizmalarını gerektirir. Aksi hâlde, “ak taşlar” pirincin içinde görünmezliğini korur; fark edildiğinde ise çoğu zaman çok geç kalınmış olur.

YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH

Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com

Web: www.sehitlerolmez.com