Cumhurbaşkanı Erdoğan Ukrayna’nın İşgalini Engelleyebilir miydi?
Kurban Bayramı için 2018'de Ukrayna'da planlanan dev Türk Dünyası Festivali'nin iptalinin arkasındaki aktörler ve projenin caydırıcı etkisi tartışılıyor.
Yusuf İnan
Gazeteci |Siyasi & Stratejik Analist
Erdoğan'ın 2018'deki Ukrayna hamlesi işgali önleyebilir miydi?
Mykolaiv, Ukraine , Türkiye — 2018 Kurban Bayramı'nda Ukrayna'da düzenlemeyi bizzat planladığımız ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ağırlamaya hazırlandığımız o tarihi festival gerçekleşseydi, bugün yıkıcı bir işgal yaşanmayabilirdi. Projenin mimarı olarak, Türkiye'nin küresel barış anahtarı rolünü pekiştirecek bu stratejik hamlenin, iç ve dış odaklarca nasıl adım adım engellendiğini, devletin üst kademeleriyle yürüttüğümüz o hassas sürecin perde arkasını tüm çıplaklığıyla anlatıyorum.
Bugün "Cumhurbaşkanı Erdoğan Ukrayna'nın işgalini engelleyebilir miydi?" sorusunu soruyorsam, bunun cevabını yaşanmış, şahit olunmuş ve ne yazık ki sabote edilmiş bir sürecin içinden veriyorum. Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel anlamda her kapıyı açan, krizleri çözen mucizevi bir anahtar konumundadır. Eğer 17-25 Aralık ve 15 Temmuz hain darbe girişimleri yaşanmamış, Türkiye'nin enerjisi içeriden emilmemiş olsaydı, bu barış vizyonu çok daha ileri seviyelere taşınabilirdi.
Mykolaiv'de bizzat kurduğumuz o tarihi masa
Bu köşenin dikkatli okurları, olayların perde arkasını analiz etme biçimimi bilir. Ancak bu kez durum farklı; zira masayı kuran bendim. Fond İnan olarak 2018 Kurban Bayramı'nda Ukrayna'da devasa bir organizasyonun hazırlıklarına başlamıştık. Amacımız; Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri ve Kırım'ın efsanevi lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun da katılacağı bir "Türk Dünyası / Türkiye Festivali" düzenlemekti.
Neden 2018 Kurban Bayramı'nı seçtik?
Çünkü o dönem Fond İnan'a yaklaşık 100 bin kurban siparişi gelmişti. Mykolaiv şehrinin çıkışındaki geniş mera ve arazilerde devasa bir alan tahsis edilecek, bu 100 bin kurban orada kesilecekti. Türk dünyası liderleri, Ukrayna Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurulan mangallar ve döner tezgahları eşliğinde, dünya medyasının önünde tüm dünyaya barış, kardeşlik ve paylaşma mesajı verecekti. Protokol işleri doğrudan Cumhurbaşkanlığı tarafından yönetilecek, sahadaki operasyon bizzat görevlendirilen Türk uzmanlar eliyle sağlanacaktı. Canlı hayvan tedarikini sağlamak üzere üç Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, bir Azerbaycan Türkü iş insanı ve iki Ukraynalı iş insanından oluşan bir konsorsiyum dahi kurulmuştu.
Poroşenko'ya verilen 'Erdoğan' güvencesi
Süreci resmiyete dökmek için bu stratejik proje ilk olarak dönemin Ukrayna Cumhurbaşkanı Sayın Petro Poroşenko'ya sunuldu. Projeyi büyük bir dikkatle dinleyen Poroşenko, detaylı bilgi ve güvenlik fizibilitesi için Ukrayna İstihbaratı'nın (SBU) Mykolaiv Başkanı A.A. ve ekibinde görevli A.Y. ile İ.K.'yi bizzat benimle görüşmeleri ve istişare etmeleri için görevlendirdi.
Görüşmelerimiz sırasında Poroşenko'nun ekibi üzerinden bana yöneltilen en kritik soru şuydu: "Böylesine devasa bir Türk Dünyası Festivali'ne Cumhurbaşkanı Erdoğan gerçekten gelir mi?" Bu soruya, süreci bizzat yöneten biri olarak şu net yanıtı verdim:
"Ben AK Parti'nin kurucularındanım. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı çok eskiden tanırım, hükümette Genel Başkan Yardımcısı seviyesinde dostlarım var. Onlar aracılığıyla bu projeyi en üst makama ulaştırırım. Bizim Cumhurbaşkanımız bu tür birleştirici, tarihi ve kültürel etkinlikleri çok sever, destekler. Bu festivale katılmasına ve öncü olmasına yüzde yüz inanıyorum."
İstihbarat yetkilileri bu güvenceyi doğrudan Poroşenko'ya ilettiler. Her şey hazırdı.
İhanet çemberi: FETÖ ve Rusya neden birleşti?
Ancak bu kadar büyük bir barış ve güç vizyonu, bölgesel statükodan beslenen karanlık yapıları anında harekete geçirdi. Bu projeyi kim istemedi? Projenin duyulmasıyla birlikte, yaklaşık 30 yıldır Ukrayna'da faaliyette olan ve devletin kılcal damarlarına sızan FETÖ yapılanması anında devreye girdi. FETÖ'nün Ukrayna sorumlusu ve Ahıskalı yöneticileri, bu organizasyonu sabote etmek için var güçleriyle çalışmaya başladılar.
Örgütün temel motivasyonu çok açıktı: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna'dan dünya medyası üzerinden tüm küresel sisteme tarihi bir barış mesajı verecek, gücünü ve etki alanını bir kez daha kanıtlayacaktı. FETÖ'cüler, "Erdoğan'a dünya gündemini belirleyecek bu fırsatı veremeyiz" diyerek engelleme kararı aldılar. Ukrayna istihbaratını ve çalışma titizliğini yakından tanıyan biri olarak söylüyorum; SBU'nun bu sabotaj sürecini bizden çok daha iyi bildiğine şüphem yok.
Peki, başka kim istemezdi?
Elbette Rusya ve Vladimir Putin. Putin, Türkiye'nin Türk dünyası liderlerini arkasına alarak Ukrayna'dan tüm dünyaya meydan okurcasına bir mesaj vermesini asla kabul etmezdi. Ukrayna'nın güçlü ve sarsılmaz müttefikler edinmesi, tüm dünyanın gözünün Mykolaiv'e çevrilmesi Moskova'nın istemeyeceği bir şeydi.
O festival yapılsaydı, Rusya işgal edebilir miydi?
Şimdi, tarihi yeniden yazabilecek o can alıcı soruyu soruyorum: Eğer 2018 Kurban Bayramı'nda o festival gerçekleşmiş olsaydı, Rusya 2022'deki işgal kararını alabilir miydi? Türkiye'nin Ukrayna'da fiili ve güçlü bir aktör olarak var olması, Putin'i caydırabilir miydi?
Diplomatik okumalarım ve sahada edindiğim tecrübeler gösteriyor ki; Sovyetler Birliği'nin tarihi belkemiğini oluşturan Türk dünyasının, Türkiye ile omuz omuza verip Ukrayna'ya kalkan olduğu bir senaryoda, Rusya bu işgale cesaret edemezdi. Türkiye'nin caydırıcılığı, Moskova'nın hesaplarını altüst ederdi.
Poroşenko'nun izah edilemeyen sessizliği
Bu engelleme sürecinde Rusya'nın, Rus istihbaratının ve FETÖ'nün aynı çizgide buluşması şaşırtıcı değil. Peki ama dönemin Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko bu sürecin neresindeydi?
Ukrayna Cumhurbaşkanı olarak, böyle bir organizasyonun ülkesini ne kadar güçlendireceğini, adeta diplomatik bir dokunulmazlık zırhı giydireceğini görebilecek devlet tecrübesine sahipti. Projenin tüm detaylarını SBU üzerinden ilk elden biliyordu. O halde, birkaç ay içinde gerçekleşecek olan bu hayati projenin önünün kesilmesine neden izin verdi?
Poroşenko Türkiye'yi ve Sayın Erdoğan'ı neden yanılttı?
Poroşenko yönetimi, Ukrayna'daki FETÖ yapılanmalarına dokunmazken, onların okullarına ve ticari çarklarına göz yumarken, ülkesi için gerçek bir "can simidi" olan bu stratejik projenin baltalanmasını sadece izledi.
Neden?
Acı da olsa sormak zorundayız: Poroşenko, Putin'den doğrudan bir tehdit mesajı mı almıştı? Yoksa içerideki lobilerin baskısına mı boyun eğdi?
Zelenskiy yönetimi bu dosyayı açmalı
Bugün geriye dönüp baktığımızda, kaçırılan o tarihi fırsatın bedeli Ukrayna halkı için çok ağır oldu. O festival gerçekleşseydi, bugün Ukrayna'nın ölen yüz binlerce evladı sağ olabilirdi. Şehirler harabeye dönmez, milyonlarca insan evini terk edip başka ülkelere sığınmak zorunda kalmazdı. Mezarlıklar, genç Ukrayna askerlerine yatak olmazdı.
Ukrayna'ya ve Türkiye'nin bu iyi niyetli barış hamlesine yapılan bu tarihi komplonun hesabı henüz sorulmadı. Mevcut Ukrayna Cumhurbaşkanı Sayın Volodimir Zelenskiy'nin, bu dosyanın kapağını aralaması ve cevapsız kalan soruların peşine düşmesi tarihi bir zorunluluktur. Bu sabotajın ardında sadece Rus istihbaratı veya FETÖ mü vardı, yoksa bizzat dönemin Ukrayna bürokrasisi mi bu tarihi vebale ortak oldu? Tarih, er ya da geç bu gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya çıkaracaktır.
Yusuf İnan
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.




















