Bel fıtığı uyarısı: Her 4 kişiden 1'i bel ağrısı yaşıyor

Uzmanlar, Türkiye'de her 4 kişiden birinin bel ağrısı yaşadığını belirterek, özellikle 20'li yaşlarda artan bel fıtığı riskine karşı uyarıda bulundu.

Bel fıtığı uyarısı: Her 4 kişiden 1'i bel ağrısı yaşıyor

AHMET TAŞ / ŞEHİTLER ÖLMEZ 

İSTANBUL, TÜRKİYE — Acıbadem International Hastanesi uzmanları, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış teknoloji kullanımı nedeniyle Türkiye’de her dört kişiden birinin bel ağrısı yaşadığını ve bel fıtığı görülme yaşının 20'li yaşlara kadar düştüğünü açıkladı.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özkan Yükselmiş, dünya genelinde sinir kökü sıkışması riskinin %3–5 civarında seyrettiğini belirterek; özellikle üniversite çağındaki gençlerde kambur duruş, uzun süreli ekran kullanımı ve obezitenin bu artıştaki temel etkenler olduğunu ifade etti.

Şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat

Bel fıtığı, omurgadaki bel omurları arasında bulunan ve "disk" adı verilen yastıkçıkların yıpranarak dışarı doğru taşması ve sinir köklerine baskı yapması sonucu oluşur. Bu durum sadece bel bölgesinde değil, belden başlayıp topuğa kadar inen "elektrik çarpması" benzeri ağrılarla kendini gösterir. Dr. Özkan Yükselmiş, hastaların çoğunun bu ağrıları "geçer" diyerek ertelediğini ancak bunun büyük bir risk taşıdığını vurguladı.

Şikayetlerin kronikleşmesinin günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü aktaran Yükselmiş, "İlaç ve istirahate rağmen yaklaşık 2 haftadır geçmeyen şiddetli bel ve bacak ağrısında zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak, kalıcı hasarların önlenmesi açısından hayati önem taşır" dedi. Bacakta hissizlik, iğnelenme ve kas spazmları, vücudun verdiği önemli uyarı sinyalleri arasında yer alıyor.

Bel fıtığına yol açan 7 kritik faktör

Bel fıtığının ortaya çıkmasında genetik yatkınlıktan yaşam tarzına kadar pek çok etken rol oynuyor. Dr. Özkan Yükselmiş, hastalığı tetikleyen 7 temel nedeni şu şekilde sıraladı:

  • Genetik Yatkınlık: Aile öyküsü olanlarda disk yapısı daha hızlı yıpranabiliyor.

  • Yaşa Bağlı Yıpranma: Yaşlandıkça su kaybeden diskler esnekliğini yitiriyor.

  • Hareketsizlik: Güçsüz bel ve karın kasları, tüm yükün omurgaya binmesine neden oluyor.

  • Yanlış Duruş: Saatlerce telefon veya tablet ekranına kambur bakmak omurga yükünü artırıyor.

  • Ağır Kaldırma: Gövdeyi çevirerek kontrolsüz yük kaldırmak aniden fıtığa yol açabiliyor.

  • Fazla Kilo: Artan vücut ağırlığı bel omurları üzerindeki baskıyı doğrudan artırıyor.

  • Sigara: Disklerin beslenmesini bozarak yıpranma sürecini hızlandırıyor.

Ameliyatsız tedavi yöntemleri ilk seçenek

Toplumda bel fıtığının tek çözümünün cerrahi müdahale olduğu yönündeki inanışın aksine, hastaların büyük bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle iyileşebiliyor. Güncel tıp kılavuzları; felç riski, ileri güç kaybı veya idrar kaçırma gibi acil durumlar haricinde öncelikle konservatif tedavilerin uygulanmasını öneriyor.

Fizik tedavi ve rehabilitasyonun bu sürecin temel taşı olduğunu ifade eden Dr. Yükselmiş; ısı uygulamaları, manuel terapi, elektrik akımları ve kişiselleştirilmiş egzersiz programlarının kombine edildiğini aktardı. Dr. Yükselmiş, "Erken tanı sayesinde, uzman kontrolünde başlanan fizik tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle hastalar günlük hayatlarına başarıyla dönebiliyor" açıklamasında bulundu. Şiddetli ağrılarda ise ameliyat öncesi "ara basamak" olarak girişimsel yöntemler (epidural uygulamalar) gündeme gelebiliyor.

Tedavi sonrasında koruma planı şart

Ameliyatsız tedavinin kalıcı olabilmesi için hastanın sürece aktif katılımı gerekiyor. Şikayetler azaldığında egzersiz programının bırakılmaması gerektiğini belirten Yükselmiş; kilo kontrolü, sigaranın bırakılması ve doğru oturma alışkanlıklarının kazanılmasının kilit rol oynadığını söyledi. Bel fıtığının tekrar edebilen bir rahatsızlık olduğunu hatırlatan uzman, düzenli egzersiz ve duruş eğitiminin bu riski ciddi oranda azalttığını vurgulayarak sözlerini tamamladı.

www.sehitlerolmez.com