Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Tutuklanması ve Kapki İtirafı: CHP Lideri Özel'in İkilemi
CHP'li Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in, itirafçı Murat Kapki'nin ifadesiyle tutuklanması, CHP Lideri Özgür Özel'i zor durumda bıraktı. Özel'in, tutuklamadan bir gün önce Kapki'den "Sayın Kapki" diye bahsetmesi siyasi bir ikilem yarattı.
Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Tutuklanması ve "Kapki" İtirafı: CHP Lideri Özel'in İkilemi
YEREL GÜNDEM / İSTANBUL
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen geniş çaplı yolsuzluk soruşturması kapsamında, CHP'li Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in 15 Ağustos'ta tutuklanması, ana muhalefet partisinde yeni bir siyasi krize ve tartışmaya yol açtı. Tutuklama kararının, soruşturmada "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanan ve itirafçı olan iş insanı Murat Kapki'nin ifadelerine dayandırıldığı ortaya çıktı. Bu durum, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i zor bir pozisyonda bıraktı. Gazeteci Nedim Şener'in analizine göre, Özel'in, Güney'in tutuklanmasından sadece bir gün önce başka bir konuyla ilgili olarak Murat Kapki'den "Sayın Kapki" diyerek muteber bir iş insanı gibi bahsetmesi, partisinin belediye başkanını savunma stratejisinde ciddi bir ikilem yarattı.
İtirafçı Murat Kapki'nin İfadesi Tutuklamayı Getirdi
Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in tutuklanmasına giden süreç, soruşturmanın kilit isimlerinden Murat Kapki'nin 8 Ağustos'ta verdiği ek ifadeyle şekillendi. Kapki, ifadesinde İnan Güney'in, liderliğini İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yaptığı iddia edilen ve "SİSTEM" olarak adlandırılan yapı içinde yer aldığını öne sürdü. Güney'in, Beşiktaş Belediyesi'nin iştiraki olan Beltaş'taki genel müdürlüğü döneminden gelen ilişkilerini kullanarak, yakın arkadaşı ve "kasası" olduğunu iddia ettiği Serkan Öztürk aracılığıyla açık hava reklam işlerini usulsüz olarak belirli şirketlere pasladığını ve bu yolla yüksek miktarlarda haksız kazanç elde ettiğini iddia etti. Kapki, daha önceki ifadesinde de bu "SİSTEM"e aktarılan paraların Ekrem İmamoğlu'nun siyasi geleceği için kullanıldığını öne sürmüştü.
Savcılığın Tutuklama Gerekçeleri Neler?
Murat Kapki'nin bu iddiaları, savcılığın İnan Güney hakkındaki tutuklama talebinin temelini oluşturdu. Mahkemeye sevk yazısında yer alan tutuklama gerekçeleri arasında şunlar sıralandı:
-
Liderliğini Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı iddia edilen suç örgütünün yöneticisi Murat Ongun’a bağlı hareket etmek.
-
Yakın arkadaşı Serkan Öztürk’ün şirketine usulsüz iş paslamak ve reklam ihalelerine aracılık etmek.
-
Beltaş ve Beyoğlu Belediye Başkanlığı dönemlerinde usulsüz işler karşılığı elden para almak.
-
Örgütün "SİSTEM" adını verdiği yapıya finansal kaynak aktarılmasına yardımcı olarak kamu zararına neden olmak. Savcılık, bu bulguların tanık beyanları, mali raporlar ve HTS kayıtlarıyla desteklendiğini belirtti.
Özgür Özel'in "Sayın Kapki" Çıkışı ve Güney Savunması
İnan Güney'in tutuklanması, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in siyasi bir açmazla karşı karşıya kalmasına neden oldu. Özel, Güney'in gözaltına alınmasından bir gün önce, 14 Ağustos'ta düzenlediği basın toplantısında, avukat Mücahit Birinci hakkındaki bir suç duyurusunu açıklarken, bu konudaki tanığı olan Murat Kapki'den "Sayın Kapki" diyerek sözüne itibar edilen bir kişi olarak bahsetmişti. Ancak, Güney'in tam da Kapki'nin ifadesiyle tutuklanmasının ardından Üsküdar'da düzenlediği mitingde Özel, bu kez İnan Güney'i "Beyoğlu’nun garajlarında büyümüş, hayalini büyütmüş bir kahraman" olarak savundu ve tutuklamanın "atılan bir iftiradan" kaynaklandığını söyledi.
Siyasi İkilem: CHP, İtirafçının Güvenilirliğini Sorguluyor mu?
CHP lideri Özel'in bu iki farklı tutumu, siyasi analistler tarafından bir ikilem olarak değerlendiriliyor. Nedim Şener gibi yorumcular, Özgür Özel'in İnan Güney'i savunurken neden doğrudan "Murat Kapki’nin iftiralarıyla tutuklandı" diyemediğini sorguluyor. Özel'in, bir gün önce "muteber iş insanı" olarak sunduğu bir kişinin, ertesi gün partisinin belediye başkanını tutuklatan ifadesini doğrudan hedef almaktan kaçınması, siyasi bir strateji açmazı olarak görülüyor. CHP'nin, bir yandan yolsuzluk iddialarının siyasi bir komplo olduğunu savunurken, diğer yandan bu komplonun merkezindeki itirafçının güvenilirliğini net bir şekilde sorgulayamaması, ana muhalefet partisinin bu hukuki ve siyasi süreçteki pozisyonunu zayıflatan bir çelişki olarak öne çıkıyor.













