Kamudaki İstisnai Kadro Sistemi Mercek Altında: Liyakatsız Atamalar ve Ballı Yurt Dışı Görevleri İddiası

Türkiye'de kamuya sınavsız atama sağlayan "istisnai kadro" sisteminin, liyakatsız atamalar ve yurt dışına çifte maaşlı görevlendirmeler için kullanıldığı iddia ediliyor. İddialar arasında, Malta'ya ihtiyaç dışı hakim atanması da yer alıyor.

Kamudaki İstisnai Kadro Sistemi Mercek Altında: Liyakatsız Atamalar ve  Ballı  Yurt Dışı Görevleri İddiası

Kamudaki "İstisnai Kadro" Sistemi Mercek Altında: Liyakatsız Atamalar ve "Ballı" Yurt Dışı Görevleri İddiası

İYİ AVUKAT / ANKARA

Türkiye'de kamuya personel alımında sınav ve liyakat şartlarını baypas etmek için kullanılan "istisnai kadrolar" uygulamasının, amacından saparak yaygın bir "torpil" ve kadrolaşma mekanizmasına dönüştüğü iddia ediliyor. Gazeteci Nuray Babacan'ın analizine göre, başlangıçta sadece özel kalem müdürlüğü gibi sınırlı pozisyonlar için tasarlanan bu sistem, artık hiçbir kriter aranmaksızın yapılan atamalarla bir "kara delik" haline geldi. İddialar arasında, ihtiyaç olmamasına rağmen Malta gibi ülkelere çifte maaşlı hakimler atanması ve bu usulsüzlüklere AK Parti içinden bile tepkiler yükselmesi yer alıyor.

Sınavsız Memuriyet: "İstisnai Kadro" Düzenlemesi Nedir?

Devlet Memurları Kanunu'nda yer alan "istisnai kadrolar," kamu hizmetine sınav şartı aranmaksızın atama yapılabilmesine olanak tanıyan özel bir statüyü ifade ediyor. AK Parti hükümetleri, bu düzenlemeyi "göreve gelen her siyasi kendi ekibiyle çalışmak ister" diyerek, sınırlı ve özel alanlarda kullanılacağı gerekçesiyle savunmuştu. Ancak aradan geçen yıllarda, bu kadroların kapsamının genişletildiği ve liyakat ilkesini tamamen ortadan kaldıran bir araca dönüştüğü yönündeki eleştiriler giderek arttı. Nuray Babacan'ın aktardığına göre, bu atamalarda yaş, eğitim, meslek veya ehliyet gibi hiçbir kıstas aranmıyor ve atanan kişiler, bu kadroları bir basamak olarak kullanarak kısa sürede çok daha yüksek maaşlı pozisyonlara geçiş yapabiliyor.

AKP'lileri de Rahatsız Eden Atama Örnekleri

Uygulamanın artık kendi sınırlarını aştığı ve AK Parti içinde bile rahatsızlık yarattığı belirtiliyor. Kulislerde anlatılan çarpıcı örneklerden biri, eski bir AK Parti milletvekilinin "evde canı sıkılan" eşine iş bulma çabası. İddiaya göre, bakanlıklardan ret cevabı alan vekil, Cumhurbaşkanlığı'nı (Saray) devreye sokarak talebini bir başka bakanlık üzerinden hayata geçirdi ve devlet memurluğu için yaşı geçmiş olan eşini, istisnai kadrodan yüksek bir maaşla işe aldırdı. Benzer şekilde, bu yolla atanan kişilerin liyakatli ve deneyimli personelin önüne geçerek en yüksek maaşlı görevlere yerleştiği, sistemin sadece bakanlıklarda değil, belediyelerden valiliklere kadar tüm kamu kurumlarında yaygın bir kayırmacılık aracı olarak kullanıldığı bizzat AK Partili kaynaklar tarafından dile getiriliyor.

Malta'ya Hakim Ataması: Yurt Dışındaki "Ballı Görevler" İddiası

İstisnai atamalardaki usulsüzlük iddialarının en dikkat çekici boyutu ise yurt dışı görevlendirmelerinde ortaya çıkıyor. Yıllar önce, Adalet Bakanlığı döneminde Bekir Bozdağ tarafından başlatılan bir uygulamayla, dil bilen ve en az iki yıl kürsü deneyimi olan sınırlı sayıda hakim ve savcının, büyükelçiliklerde geçici olarak görevlendirilmesinin önü açılmıştı. Ancak Babacan'ın aktardığına göre, bu sistem de amacından saptırıldı. İddialara göre, şimdiye kadar yapılan görevlendirmeler arasında dil bilmeyen ve gerekli deneyim şartını taşımayan çok sayıda isim yer alıyor. Hatta Türkiye'nin, hiçbir adli ihtiyacın bulunmadığı Malta Başkonsolosluğu'nda dahi bir hakim kadrosu bulunduğu öne sürülüyor.

Liyakat ve Hukuk Devleti Tartışmaları

Bu "ballı görevlerin" en cazip yanı ise maaşı. Yurt dışına bu yolla atanan bir hakim veya savcının, Türkiye'deki maaşını almaya devam ederken, ek olarak 7 bin Euro'ya varan bir maaş daha aldığı iddia ediliyor. Yaklaşık 30 ülkede bu şekilde kadro açıldığı belirtiliyor. İddialara göre, Bozdağ'dan sonraki Adalet Bakanları, bu uygulamayı "verimsiz ve gereksiz" bularak geri çağırma kararı almış, ancak atanan kişiler yine siyasi nüfuzlarını ("torpil") ve Saray'ı devreye sokarak bu kararları durdurmayı başarmış. Kamuoyuna yansıyan bu iddialar, liyakat ilkesinin ne denli aşındığını ve kamu kaynaklarının nasıl keyfi bir şekilde kullanıldığını gözler önüne sererken, "tuzun koktuğu" yönündeki eleştirileri de beraberinde getiriyor.


www.iyiavukat.net