CHP’lilere İbretle Bakın: Gülme Komşuna, Gelir Başına”

Adaletin kişiye değil ilkeye göre işlemesi gerektiğini anlatan köşe yazısı: CHP’ye yönelik operasyonlar, mağduriyet siyaseti ve Fatih Altaylı’nın “formülü”.

CHP’lilere İbretle Bakın: Gülme Komşuna, Gelir Başına”

YUSUF İNAN YAZDI...

“Gülme Komşuna, Gelir Başına” 

Bu ülkede yaşayan herkesin bildiği bir atasözü var: Gülme komşuna, gelir başına. Türkiye siyasetinin bugün yaşadığı gerilim, tam da bu sözün ibretlik bir sahnesi gibi. Dün “mağduriyet” kelimesini kulağına pamuk tıkar gibi duymak istemeyenler, bugün aynı kelimeyi avuçlarında sıkarak dolaşıyor. Dün “hukuk herkese lazımdır” cümlesine burun kıvıranlar, bugün “adalet” pankartlarıyla meydanlarda.

Bu köşe yazısı, bir tarafı aklayıp diğerini karalamak için değil; hepimizin payına düşen dersin altını kalın çizgilerle çizmek için yazıldı.

Dün başkasına, bugün size: Aynı terazide tartılmak

Yıllar boyunca, hak ihlallerine dair feryatlar “bizden değil” diye duymazdan gelindi. “Mağdur kim?” sorusu, “Mağdur mu?” sorusunun önüne geçti. Kimi zaman beşikteki çocuklar üzerinden yürüyen polemiklere bakıp içimiz burkuldu; kimi zaman tedavi bekleyen hastaların sessiz çığlığı siyasetin gürültüsünde kayboldu. O gün haksızlığa uğrayan kim olursa olsun, görmezden gelmek bugünün ağır faturasıydı.

Şimdi aynı adalet terazisinin kefesinde CHP var. Soruşturmalar, gözaltılar, sert polemikler… Bir kesimin “nihayet” dediği yerde, diğer kesim “bize mi geldi?” diyor. Oysa adalet, şahsa göre eğilip bükülmez; bugün sizin için işleyen adaletin yarın size karşı dönmeyeceğinin garantisi yoktur.

Mağduriyet dili yükselirken, empati açığı büyüyor

Ekranlardan, kürsülerden, sosyal medyadan dökülen gözyaşları… Kimileri için bu yeni bir lügat; kimileri içinse eski bir hikâyenin taze sayfası. İsimler, iddialar, dosyalar… Bir kısmı doğrulanmış, bir kısmı tartışmalı, bir kısmı ise sadece siyasî söylenti boyutunda. Fakat fotoğrafın bütününde apaçık bir gerçek duruyor: Empati eksikliği.

Dün “bize dokunmayan” diye sırt çevrilen acılar, bugün kapıyı çalınca “adalet” sözcüğünü hatırlıyoruz. Oysa adalet, kriz anlarında hatırlanacak bir düğme değildir; günlük hayatta, en sevmediğimiz kişiye bile tanıyabildiğimiz bir haktır.

Hukuk kişiye göre değil, ilkeye göre işlerse devlet olur

Hukuk devleti, “bizimkiler” için ayrı, “ötekiler” için ayrı defter tutmaz. Şeffaflık, usul güvenceleri, ölçülülük, masumiyet karinesi, tutarlılık… Bu ilkeler, yalnızca hoşumuza giden dosyalarda talep edilirse ilke olmaktan çıkar, araca dönüşür. Araca dönüşen hukuk ise er geç herkesi yaralar.

Bugün CHP’nin yaşadığı her tartışma, dün başkalarının yaşadığı dosyaları bize yeniden hatırlatıyor. Dün “sessiz kalan” herkes, bugün yüksek sesle konuşuyor. Ne değişti? Dosyalar mı, isimler mi, yoksa yalnızca siyasi adresler mi?

CHP'lilerin Görmek İstemediği Çocuklar!

Elif ve Ayşe yaklaşık 8 yıldır Ukrayna'da şehir dışında ıssız bağ evinde yaşam mücadelesi veriyor... Babaları 8 yıldır hukuksuz uygulanan yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle evine ailesine gidemiyor...

Altaylı’nın ‘formülü’: Bir ironi, bir ayna

Gazeteci Fatih Altaylı’nın Silivri’den dillendirdiği “CHP’li başkanlar ve 100 kadar vekil AK Parti’ye geçerse tüm operasyonlar biter” minvalindeki ironik “formül”ü, tam da bu çarpıklığa ayna tutuyor. Bu bir “çözüm” değil elbette; bir taşlama. Ama taşlamanın ima ettiği çıplak hakikat şu: Adalet algısı, siyasî aidiyetle kirlenirse, geriye güven bırakmaz. Güvenin olmadığı yerde ne siyaset işler ne ekonomi düzelir.

Altaylı, ‘tüm mağdurlar CHP’ye katılsa CHP yönetimi diğer mağdurların da haklarını savunur; diyebilir mi? Benzer öneriyi tüm mağdurlar için dile getirir mi?

İbretlik soru: İktidar olsanız, neyi farklı yapacaksınız?

Kendini iktidar alternatifi görenlere düşen, “bizdeyken herkes nefes alacak” sözünü miting cümlesi olmaktan çıkarıp kurumsal güvenceye dönüştürmektir. “Bizim dönemimizde haksızlığa uğrayan kalmayacak” demek kolay; bunu usulde, teamülde, kültürde kökleştirmek asıl zordur.

Çünkü hak, kişiye göre şekil alınca hak olmaktan çıkar. Adalet, yalnızca “biz”e yetiyorsa adalet değildir. Devlet, herkes için aynı mesafede durabildiği gün devlettir.

Gülme komşuna… ve bir davet

Bugün gülmeyin. Çünkü komşunun başına gelen, bir gün sizin kapınızda da bitebilir. Bugün ağlamayın; çünkü dün başkasının gözyaşını görmediyseniz, bugünkü gözyaşınız başkasının yüreğinde yankı bulmaz. Bugün ibret alın: Hepimizin ortak paydası, adaletin kişiden ve partiden bağımsız, ilke temelli işlemesidir.

Siyasî hesapları değil, hukukî ilkeleri güçlendiren herkes kazanır. Çünkü yarın kimin muhalefet, kimin iktidar olacağını bilemeyiz. Bildiğimiz tek şey, adalet mekanizmasını sağlam kuranların yarın da başını yastığa rahat koyacağıdır.


Gülme komşuna, gelir başına sadece bir atasözü değil; bu coğrafyada devredilecek en değerli mirasın, yani evrensel adalet duygusunun hatırlatıcısıdır. Kim olursak olalım, hangi partiye oy veriyor olursak olalım: İlkeye sarılalım, kişiye değil.

YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH

Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com

Web: www.sehitlerolmez.com