DATÜB’e yönelik iddialar: Tehdit, baskı ve diplomatik girişimler tartışma yarattı
Ahıska Gençlik Medyası, DATÜB yönetimine yönelik tehdit, baskı ve diplomatik girişimler iddialarını gündeme taşıdı; yaşananlar kamuoyunda tartışma yarattı.
ŞEHİTLER ÖLMEZ / ANKARA, TÜRKİYE — Ahıska Gençlik Medyası tarafından paylaşılan video ve açıklamalarda, Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) yönetimine yönelik ciddi iddialar gündeme getirildi. Açıklamalarda, DATÜB’ün bazı yöneticilerinin kendilerini eleştiren kişilere karşı tehditkâr bir dil kullandığı, diplomatik kanalları baskı aracı olarak devreye soktuğu ve bu tutumun Ahıska Türkleri arasında rahatsızlık yarattığı savunuldu.
İddiaların odağında DATÜB yönetimi
Ahıska Gençlik Medyası’nın aktardığına göre, DATÜB Başkanı Ziyaddin Kassanov’un Türkiye’de katıldığı bir canlı yayında kendisini eleştiren kişiler hakkında sert ifadeler kullandığı, hatta bazı gruplar üzerinden dolaylı tehditlerde bulunduğu öne sürüldü. Video kayıtlarında Kassanov’un sözlerinin, eleştiri sınırlarını aşarak “gözdağı” niteliği taşıdığı iddia edilirken, bu durumun sivil toplum anlayışıyla bağdaşmadığı savunuldu.
Açıklamalarda, DATÜB’ün uzun yıllardır Ahıska Türklerini temsil ettiğini iddia etmesine rağmen, tabanla bağlarının zayıfladığı ve halktan koptuğu ileri sürüldü. Özellikle gençler ve bağımsız medya platformlarının DATÜB yönetimine yönelik eleştirilerinin, örgüt tarafından baskıyla karşılandığı iddiası dikkat çekti.
Sosyal medya paylaşımları ve tehdit iddiaları
Ahıska Gençlik Medyası’na göre, Kassanov’a yakınlığıyla bilinen Refik Ayvazoğlu’nun sosyal medyada bir paylaşım yaparak, kendilerini eleştiren bir gazetecinin fotoğrafını yayımladığı ve “adresini bulanlara para ödülü verileceğini” duyurduğu öne sürüldü. Bu paylaşımın DATÜB’e ait olduğu belirtilen bir sayfada da yer aldığı iddiası, tartışmaları daha da büyüttü.
Söz konusu paylaşımın, sadece bireysel bir çıkış olmadığı, kurumsal bir onayla yayımlandığı savunulurken, bunun açık bir şekilde hedef gösterme ve tehdit anlamına geldiği ifade edildi. Ahıska Gençlik Medyası temsilcileri, bu durumun basın özgürlüğü ve ifade hakkı açısından ciddi bir sorun teşkil ettiğini vurguladı.
Yargı süreci ve diplomatik başvurular
İddialara göre, tehdit ve hedef göstermelerin ardından konu yargıya taşındı. Ahıska Gençlik Medyası’nı temsil eden isimler, DATÜB Başkanı Ziyaddin Kassanov ve Refik Ayvazoğlu hakkında dava açıldığını, sürecin halen devam ettiğini duyurdu.
Bununla birlikte, DATÜB’ün 27 Aralık 2021 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’na bir dilekçe göndererek, kendilerini eleştiren bazı kişilerin “ülke güvenliğini tehdit ettiği” iddiasıyla şikâyette bulunduğu öne sürüldü. Dilekçede, söz konusu kişilerin oturma izinlerinin iptal edilmesi ve sınır dışı edilmeleri yönünde talepler yer aldığı iddia edildi.
Ahıska Gençlik Medyası, bu girişimin yalnızca bireylere değil, onların ailelerine ve yaşam düzenlerine yönelik de bir baskı anlamına geldiğini savunarak, “Bir Ahıska Türkünün başka bir Ahıska Türkünü deport ettirmeye çalışması trajikomik bir durumdur” değerlendirmesinde bulundu.
“Sivil toplum mu, güç odağı mı?”
Tartışmanın merkezinde yer alan temel soru ise şu: DATÜB gerçekten bir sivil toplum kuruluşu gibi mi hareket ediyor, yoksa sahip olduğu ilişkileri bir güç aracı olarak mı kullanıyor?
Ahıska Gençlik Medyası’na göre, bir STK’nın temel görevi toplumu temsil etmek, sorunları dile getirmek ve çözüm üretmek olmalı. Ancak yapılan açıklamalarda, DATÜB yönetiminin eleştirilere tahammül edemediği, farklı sesleri bastırmaya çalıştığı ve hatta devlet kurumlarını bu yönde yönlendirmeye çalıştığı iddia edildi.
Özellikle “diplomatik ilişkiler” vurgusu dikkat çekerken, bu tür ilişkilerin kişisel hesaplaşmalar için kullanıldığı iddiası, kamuoyunda ciddi soru işaretlerine yol açtı.
Ahıska Türkleri açısından anlamı
Ahıska Türkleri, tarihsel olarak farklı coğrafyalarda yaşamış, bulundukları ülkelerin hukukuna ve kültürüne uyum sağlamış bir topluluk olarak biliniyor. Bu nedenle, Ahıska Gençlik Medyası’na göre, Ahıskalıların adının tehdit, baskı ve gizli faaliyet iddialarıyla anılması, topluluğun genel imajına da zarar veriyor.
Açıklamalarda, DATÜB’ün bazı ülkelerde yürüttüğü faaliyetlerin, o ülkelerin yasalarıyla ne kadar uyumlu olduğu sorusu da gündeme getirildi. “Türkiye Cumhuriyeti muz cumhuriyeti değildir” ifadesiyle, Türkiye’de bu tür yöntemlerin kabul edilemeyeceği vurgulandı.
Karşı tarafın tutumu ve kamuoyu beklentisi
DATÜB cephesinden ise iddialara ilişkin kamuoyuna açık ve kapsamlı bir yanıt verilmiş değil. Ahıska Gençlik Medyası, DATÜB yönetiminin suçlamalara karşı şeffaf bir açıklama yapması gerektiğini, aksi halde tartışmaların daha da derinleşeceğini savunuyor.
Uzmanlara göre, diaspora örgütleri açısından en kritik konu, temsil iddiasının meşruiyetidir. Eğer bir yapı, temsil ettiği topluluk içinde ciddi bir güven kaybı yaşıyorsa, bu durum hem ulusal hem de uluslararası alanda etkisini zayıflatabilir.
Sonuç: Temsil mi, tartışma mı?
Ortaya atılan iddialar, sadece bireysel bir çekişmenin ötesine geçmiş durumda. Konu, Ahıska Türklerinin kim tarafından ve nasıl temsil edildiği sorusuna dayanıyor. Tehdit iddiaları, yargı süreçleri ve diplomatik girişimler, DATÜB’ün rolünü yeniden tartışmaya açarken, Ahıska Gençlik Medyası “doğruları söylemekten vazgeçmeyeceklerini” vurguluyor.
Kamuoyu açısından ise en önemli beklenti, tüm tarafların iddialara dair somut delillerle, şeffaf ve hukuki çerçevede konuşması. Aksi halde, bu tartışmanın Ahıska Türkleri içinde yeni kırılmalara yol açabileceği değerlendiriliyor.













