Devlet Bahçeli, Öcalan’a Gül Uzatırken Türk Milleti’ni Unutmamalıdır!
Devlet Bahçeli’nin Öcalan için kullandığı "kurucu önder" ifadesi, şehit ailelerine yönelik tutumlar ve adalet sistemindeki çelişkiler üzerinden sert bir dille eleştiriliyor. Devletin çifte standardı, terörle mücadele stratejisinin başarısını nasıl etkiliyor? Bu makale, Türk milletinin devlete yönelik çığlığı niteliğinde.
YUSUF İNAN YAZDI...
Devlet Bahçeli, Öcalan’a Gül Uzatırken Türk Milleti’ni Unutmamalıdır!
Sayın Bahçeli alınmasın. Girdiği yolu, Türkiye’yi ve Türk milletini soktuğu süreci biliyorum. Aldığı riski de görüyorum. Devlet Bahçeli, birinci çözüm sürecinde bu sürece karşı çıkarken, ben o dönemde inisiyatif almış, Türkiye'deki tüm Şehit Aileleri ve Gazileri, İzmir Şehit Aileleri Dernek Başkanı merhum Yavuz Alphan ile birlikte devletin yanında olmaya ikna etmiştik.
Şimdi bu görevi Devlet Bahçeli tek başına üstlenmiş görünüyor. Üstelik başarı şansı, birinci çözüm sürecine göre çok daha yüksek. Ancak dikkat edilmesi gereken birçok önemli husus var.
Devlet Bahçeli, devleti temsilen Mehmetçiklerimizin katili Öcalan’a “kurucu önder” diyerek gül uzatırken, şehit aileleri ve gazilerin “terörist” muamelesi görmesi kabul edilemez.
Devlet bir yanda “Terörsüz Türkiye” adıyla yeni bir sayfa açmaya çalışıyor, diğer yanda ise terörün ateşine odun atılıyor.
Bu durum, “Devletin kafası karışık mı?” sorusunu gündeme getiriyor.
Devlet, bir yanda insanları örgüte üye olmamakla birlikte “örgüte yardım” suçlamasıyla “terörizmle, örgüt adına suç işleme” gibi gerekçelerle yargılayıp cezaevlerine gönderirken, öte yanda “Terörsüz Türkiye” stratejisi hayata geçirilemez.
Öncelikle devlet, bu kafa karışıklığı görüntüsünden kurtulmalıdır.
PKK’lı olmayanları “PKK adına suç işlemek” gibi gerçek dışı gerekçelerle, FETÖ üyesi olmayanları “FETÖ adına suç işlemek” gibi iddialarla yargılamak, “Terörsüz Türkiye” stratejisini başarısız kılar.
Çünkü bu suçlamalarla yargılanan insanlar, uzun süren yargı süreçleri ve yaşadıkları mağduriyetler nedeniyle bu örgütlerle duygusal bağ kurar hale gelir. Zamanla bu örgütlere aidiyet hissi gelişir.
“Bu örgütün üyesi değilim ama cezalandırılıyorum.”
“Bu örgütlerle mücadele ettim ama şimdi onlara yardım etmekle suçlanıyorum.”
“Sürekli hedefleri oldum ama şimdi onların yanında yer almakla yargılanıyorum.”
Türk milleti, bu süreçlerin itici gücüyle terör örgütlerinin kucağına itilmiş olur. Devletin bu hatalı stratejisi, milleti terör örgütlerinin kullanacağı bir insan kaynağına dönüştürürken, Terörsüz Türkiye stratejisi nasıl hayata geçecek?
İki kefeli bir terazi var… Devlet, yaş ve kuru demeden Türk milletini terör örgütlerinin safına iterse; “Ben bu örgütlerin yanında değilim” diyen vatandaşı, “Yardım ediyorsun” diyerek cezalandırırsa, terörsüz Türkiye nasıl mümkün olacak?
CHP Milletvekillinin iddiasına göre Anayasa Mahkemesi’nde FETÖ’nün üst düzey bir ismi görev yapıyorsa, Adalet Bakanlığı’nda FETÖ’nün yöneticileriyle binlerce ByLock yazışması olanlara görev veriliyorsa, FETÖ liderini ziyarete gidenler makam ve mevki sahibi olup milletvekili bile olabiliyorsa; milyonlarca insan, örgüte üye olmamakla birlikte “örgüte yardım” suçlamasıyla yargılanıyorsa, bu strateji boşa çıkmaz mı?
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!
FETÖ’nün lideri ölmüş kara toprağın altında yatarken, üst düzey yöneticileri yurt dışında mutlu mesut yaşarken, onlarla bağlantılı isimler devlet içinde etkin roller üstlenirken, gariban vatandaşlar yıllarca “örgüte üye olmadan örgüt adına suç işlemek” suçlamasıyla çile çekiyor.
Sayın Bahçeli, Öcalan’ın elini sıkarken Türk milletini ve onun çilekeş çocuklarını unutmamalıdır.
FOTO: Terör örgütünün İzmir Aliağa Lisesi önüne bıraktığı bomba paketini kahramanca imha etmeye çalışırken gazi olan bomba imha uzmanı Bilal Konakci ve ailesi...Ege Üniversitesi’nin yüzde 98 engelli raporu verdiği, gözleri görmeyen, ellerini kullanamayan gazi polisimiz ve ailesi...
%98 engelli gazi polis, bomba imha uzmanı bir gazimiz Bilal Konakçı ve eşi Özlem Konakçı “terör örgütü üyesi” suçlamasıyla yargılandı, tutuklandı, cezaevine atıldı.
5 Ekim 2016'da Diyarbakır'ın Lice ilçesindeki PKK saldırısında şehit olan üsteğmen Murat Ataş'ın eşi Sezen Ataş “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandı ve 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.
FOTO: Şehit eşi Sezen Ataş ve kızı...
26 yıldır şehit aileleri ve gazilerin haklarını savunan vatansever bir gazeteci, herhangi bir suça veya delile dayanmadan; 15-20 yıl önce yazdığı birkaç köşe yazısındaki bazı kelimeler gerekçe gösterilerek, “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla 7 yıldır yargılanıyor.
Böyle bir Türkiye’de, böyle bir adalet sisteminde, böyle bir devlet anlayışıyla terörsüz Türkiye nasıl inşa edilecek?
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kurban Bayramı vesilesiyle şehit Eren Bülbül’ün annesini aramış. Eren’in annesi ise ülkenin selameti için uzatılan eli tutmuş.
Evladını öldürenleri temsil eden bir siyasetçinin elini tutmanın ne kadar zor olduğunu biliyor musunuz?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Şehit ailelerinin helalliği alınmalı” diyor.
Peki bu helallik nasıl alınacak?
Gazi Meclis’te bir tane bile şehit eşi, çocuğu, kardeşi, annesi ya da babası milletvekili değilken, bu helallik nasıl alınacak?
CHP, Pakize Anne’yi neden milletvekili adayı göstermedi?
MHP, Gazi Muharrem Şemsek’ten sonra neden başka bir gazi ya da şehit ailesini aday göstermedi?
AK Parti neden bu konuda duyarsız kaldı?
Gelecek Partisi / Ahmet Davutoğlu kurucu üyelerinden şehit eşi ve annesi Nihal Olçok’u neden aday göstermedi?
Siyaset, şehit ailelerine ve gazilere saygı göstermezken, onları onurlandırmazken, “terörist” muamelesi yapılırken; terörsüz Türkiye nasıl gerçekleşecek?
12 Eylül darbe yönetimi, üzerinde asteğmen üniforması olduğu halde teröristler tarafından vurulan (1979) Muharrem Şemsek’i tedavi için yurt dışına göndermeyerek felç kalmasına neden olmuştu.
FOTO: Muharrem Şemsek MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş ile birlikte...
Bugün, Cumhur İttifakı / Ak Parti ve MHP; 26 yıldır Şehit Aileleri ve Gazilerin haklarını savunan, Ukrayna’da Türkiye’yi onurla temsil eden sehitlerolmez.com sitesinin kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Yusuf İnan’ı, 7 yıldır ailesine, evine ve çocuklarına göndermeyerek aynı şeyi yapmaktadır.
Devletin yanında olanlara, devleti yönetenler saygı göstermiyorsa; onların çocuklarını Ukrayna’daki savaşın ortasında bırakıyorsa; Türk ve Müslüman çocukları Elif ve Ayşe’yi 7 yıldır babasız yaşatıyorsa ve hâlâ bu hukuksuz yurt dışı yasağını kaldırmıyorsa, devletin sisteminde ciddi bir sorun var demektir.
Öcalan’a gül, Türk milletine yargı kıskacı… Bu formülle terörsüz Türkiye mümkün değildir.
Devlete hizmet edenleri “hain” ve “terörist” ilan ederek terörsüz Türkiye inşa edilemez.
Ukrayna’da Türk bayrağını dalgalandıranlar “hain”, bayrağı indirip çöpe atanlar “vatansever” olarak ödüllendiriliyorsa, terörsüz Türkiye sadece bir hayaldir.
*
FOTO: Urkayna Fond İnan - 2016 Türk bayrağı - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafları ve Gazeteci Yusuf İnan
Ukrayna’da devlet erkini kullanarak Türk bayrağını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğraflarını indirenlerle yürütülen süreçte, “terörsüz Türkiye” ideali gerçekleşemez.
Türk milleti onlarca yıldır bayram yapamazken, Öcalan’ın sırtının sıvazlanmasıyla bu süreç başarıya ulaşmaz.
Ana muhalefet partisi, Türk milletinin yaşadığı trajediden habersiz ya da bunu görmezden geliyorsa, bu süreç başarıya ulaşmaz.
Türk milletinin çocukları terör örgütlerinin veya ne olduğu belirsiz yapılarının kucağına itilirken; Avrupa, Amerika ve Yunanistan’a sığınmak zorunda kalıyorsa, “terörsüz Türkiye” ideali hayata geçemez.
Sayın Bahçeli ve Sayın Cumhurbaşkanı; bu makaleyi Türk milletinin devlete olan çağrısı ve serzenişi olarak algılamalı, devletin sistemindeki tüm hatalı uygulamalara bir “scan disk” atarak bu çarpıklıkları düzeltmelidir.
Türk milletini kucaklamadan, terörsüz Türkiye hayalden öteye gidemez.
Ve elbette…
Büyük Türkiye ideali de asla gerçekleşemez.
YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH
Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com













