Dilipak'tan Bomba İddia: 40 Vekilin Sahte Diploması Erken Seçim Getirebilir

Gazeteci Abdurrahman Dilipak, 40 milletvekilinin sahte diplomaya sahip olduğunu iddia ederek, bu durumun kanıtlanması halinde Türkiye'nin zorunlu bir erken seçime gidebileceğini öne sürdü.

Dilipak'tan Bomba İddia: 40 Vekilin Sahte Diploması Erken Seçim Getirebilir

Dilipak'tan Bomba İddia: 40 Vekilin Sahte Diploması Erken Seçim Getirebilir

ŞEHİTLER ÖLMEZ / İSTANBUL

Türkiye'de bir süredir kamuoyunu meşgul eden sahte diploma skandalı, gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak’ın ortaya attığı şok edici bir iddiayla yeni bir boyut kazandı. Dilipak, yaklaşık 40 milletvekilinin diplomasının şaibeli veya sahte olduğunu öne sürerek, bu durumun kanıtlanması halinde Türkiye'nin anayasal olarak zorunlu bir ara seçime sürüklenebileceğini iddia etti. Bu iddia, başkent Ankara'daki siyasi kulislerde büyük bir yankı uyandırırken, milletvekilleri arasında tedirginliğe yol açtı.

‘3 Ay Sonra Seçime Var mısınız?’

Sosyal medya hesabı üzerinden bir dizi paylaşım yapan ve Türk siyasetinde deprem etkisi yaratan iddiasını dile getiren Abdurrahman Dilipak, süreci tetikleyecek hukuki zemini de işaret etti. Dilipak, "40 kadar milletvekilinin diploması şaibeliymiş" diyerek başladığı açıklamasında, bu vekillerden 30'unun milletvekilliğinin "nitelikli dolandırıcılık, evrakta sahtecilik ve örgütlü suç" gibi yüz kızartıcı suçlar nedeniyle düşürülmesi durumunda, meclisteki boş sandalye sayısının kritik bir eşiği aşacağını belirtti.

Dilipak’ın senaryosuna göre, TBMM'de halihazırda bulunan 8 boş sandalyeye 30 vekilin daha eklenmesiyle toplam boş üyelik sayısı 38'e ulaşacak. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre, Meclis'teki boş üyelik sayısının yüzde beşi (30 milletvekili) bulması halinde, 3 ay içerisinde zorunlu olarak ara seçime gidilmesi gerekiyor. Dilipak, bu anayasal zorunluluğa dikkat çekerek, "3 ay sonra seçime var mısınız?" sorusuyla siyasi partilere meydan okudu.

Skandalın Hukuki ve Siyasi Sonuçları

Dilipak'ın iddiası, yalnızca bir siyasi polemik olmanın ötesinde ciddi hukuki sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyor. Bir milletvekilinin diplomasının sahte olduğunun kanıtlanması, sadece milletvekilliğinin düşmesiyle sonuçlanmayabilir. Aynı zamanda, bu durum Türk Ceza Kanunu'na göre "resmi belgede sahtecilik" ve "nitelikli dolandırıcılık" gibi ağır suçlamaları da beraberinde getirebilir. Bu suçlardan mahkumiyet, siyaset yasağı gibi ek yaptırımları da gündeme getirecektir.

Siyasi açıdan ise, böyle bir skandalın patlak vermesi, seçmen nezdinde partilere ve genel olarak siyaset kurumuna olan güveni derinden sarsacaktır. Hangi partiden olursa olsun, halkı temsil etmek üzere yemin etmiş vekillerin böyle bir sahtekarlığa karışmış olması, liyakat ve ehliyet tartışmalarını yeniden alevlendirecektir. Dilipak’ın "Türkiye nereye gidiyor?" sorusu da bu endişeyi yansıtmaktadır.

"İMAM NE YAPARSA CEMAAT NE YAPMAZ Kİ..."

Ne yani, sahte diplomalı milletvekilinin milletvekilliği düşmeyecek mi? nitelikli dolandırıcılık , evrakta sahtecilik, örgütlü suç sebebi ile mv düşer. Bu konuda söz konusu İmamoğlu olunca başka milletvekili olunca hüküm başka mı oluyor. Haydi sahte diplomalı milletvekili olsun ve o da görevine devam etsin, ne olacağını görürsünüz. İmam ne yaparsa cemaat ne yapmaz ki, vekil ne yaparsa asıl ne yapmaz ki