Düğün Dronuyla Nükleer Güç Çökertilirken: Türkiye Savaş Teknolojisinde Nereye Gidiyor?
Ukrayna’nın ucuz dronlarla Rusya'nın nükleer üslerini vurması, askeri dengeleri sarstı. Türkiye'nin S-400'leri bu yeni tehditlere ne kadar hazır? Yaratıcı savaşlar dönemi başladı.
Düğün Dronuyla Nükleer Güç Çökertilirken: Türkiye Savaş Teknolojisinde Nereye Gidiyor?
ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE
Sibirya Üssünde Nükleer Uçakları Yıkan Ucuz Teknoloji
Geçtiğimiz günlerde yayınlanan görüntüler, savaş paradigmasını kökten sarsacak nitelikteydi. Rusya'nın Sibirya’daki üslerinde, ülkenin en ağır nükleer kapasiteli bombardıman uçakları, adeta oyuncak boyutundaki dronlarla imha edildi. New York Times’ın yayınladığı bu videolar, “eski süper güç” Rusya’nın hava savunmasının, ucuz ve yaratıcı bir saldırı karşısında nasıl çöktüğünü tüm dünyaya gösterdi.
Putin’in S-400’leri Düğün Dronlarına Karşı Savunmasız
Bu gelişme, Türkiye’nin milyarlar harcayarak Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerine dair soru işaretlerini yeniden gündeme getirdi. Kendi hava sahasını bile koruyamayan bir ülkenin sattığı sistemin etkinliği tartışmalı hale geldi. Üstelik bu sistemler hâlâ aktif olarak kullanılmak yerine depolarda bekletiliyor. Şimdi kamuoyunda şu soru yankılanıyor: Türkiye'yi savunmak için alınan bu sistemler, en temel tehditlere karşı bile işlevsiz mi?
Ucuz Parçalarla Yaratıcı Savaş: Dronun Maliyeti 150 Dolar
Ukrayna’nın kullandığı dronlar, alışveriş sitelerinden 150 dolara temin edilebilecek düzeyde. Karbon fiber gövde, basit motorlar, pervaneler ve lityum pillerden oluşan bu cihazlar, üst düzey askeri üsleri yerle bir edebildi. Hatta bazı dronlar, düğünlerde video çekimi yapan cihazlarla neredeyse aynı boyutta. Kamikaze tipi versiyonlarıysa 10 bin ila 100 bin dolar arasında değişiyor. Birkaç yüz bin dolarlık “sürü dron” taktikleri, yüz milyon dolarlık savaş uçaklarını devre dışı bırakabiliyor.
Türkiye’nin Savunma Teknolojisi Bu Yeni Döneme Ne Kadar Hazır?
Artık savaşlar tanklarla, tüfeklerle değil; yazılımla, mühendislikle ve yaratıcılıkla yapılıyor. “Yaratıcı savaş” kavramı, Ukrayna ve İsrail gibi ülkeler tarafından hayata geçirilirken, Türkiye’nin hâlâ büyük silah alımlarıyla övünmesi stratejik bir yanılgı olabilir. Genç mühendislerin, stajyerlerin bile monte edebileceği dronlara karşı Türkiye'nin caydırıcı bir “dijital savunma planı” var mı? Her şeyin uzaktan kontrolle yürütüldüğü bir çağda, klasik savunma sistemleri gerçekten işe yarıyor mu?
Yeni Tehdit: Bir Gece Ansızın Gelen Değil, Gelen Sürü Dron
Siyasi liderlerin sıkça kullandığı “Bir gece ansızın gelebiliriz” söylemi, yerini “Bir gece ansızın gelebilirler” kaygısına bırakıyor. İsrail’in İran’a karşı uyguladığı yüksek hassasiyetli saldırılar, Ukrayna’nın Rus üslerine düzenlediği sürü drone saldırıları, artık savunmanın en az saldırı kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’nin savunma stratejileri bu yeni düzene uyum sağlamak zorunda. Çünkü artık savaş, yüksek bütçeli değil, yüksek zekâlı olanın kazanacağı bir alana evriliyor.
Barış ve Güç, Önce İçeride Sağlanmalı
Ertuğrul Özkök’ün yazısında dikkat çektiği bir diğer konu ise iç politika ile dış güvenlik arasındaki denge. Ülke içinde fikir özgürlüğünü, siyasal katılımı ve toplumsal barışı sağlayamayan bir devletin, dışarıda “barış ve istikrar” getireceği iddiası tutarsız kalıyor. “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin askeri teknolojiden daha da önemli bir savunma aracı olduğu bu yeni dönemde bir kez daha anlaşılmış oldu.
Türkiye, Genç Zihinlerle Savaş Teknolojisinde Atılım Yapabilir
Türkiye’nin yerli savunma sanayinde yaptığı Bayraktar TB2, Akıncı gibi atılımlar önemli. Ancak gelecekteki savaşlar, büyük bütçeli değil, yaratıcı fikirli gençler tarafından kazanılacak. TUSAŞ, ASELSAN gibi kurumların “genç yetenekleri” artık sadece insansız hava aracı değil, insansız savunma sistemleri üretmeye de odaklanmalı. Dronlara karşı etkili dronsavar sistemlerin geliştirilmesi elzem hale geliyor.
Kaynak: Ertuğrul Özkök













