Fahrettin Altun ve Basın Özgürlüğü, Yarından Tezi Yok Yeni Bir Gönül Seferberliği

Türk Milleti derdini hiç kimseye anlatamazsa, Devlet Başkanı’na, Cumhurbaşkanı’na anlatır.  

Fahrettin Altun ve Basın Özgürlüğü, Yarından Tezi Yok Yeni Bir Gönül Seferberliği


DEVA Partisi Genel Başkanı  Ali Babacan, iktidara geldiklerinde ilk iş olarak düşünce suçlularını serbest bırakacaklarını söyledi. Basın Özgürlüğü’ne vurgu yaptı. Babacan’ın bu açıklaması Türkiye’yi heyecanlandırdı. 

Ak Parti de iktidara ilk geldiğinde Ali Babacan gibi düşünüyordu. Yenilikçilerin Lideri Recep Tayyip Erdoğan özgürlükler konusunda çılgın fikirlere sahipti. Türkiye’nin ilk internet sitesi olan siyasetçisi Erdoğan'dı.

Biz Ak Parti’yi kurmak için yola çıktığımızda, Türkiye güllük gülistanlık değildi. Tayyip Erdoğan adını  telaffuz etmek “gericilik” olarak yorumlanıyor, adı Ak Parti ve Erdoğan ile anılan insanlar toplumdan dışlanıyordu.

Recep Tayyip Erdoğan Başbakan sıfatıyla İzmir’e gelecekti. Sabah kahvaltısında iş dünyası ile bir araya gelmek istiyordu. O günün şahitleri söylesin. Ak Parti İzmir İl Başkanı İsmail Katmerci, İl Yönetimi’nde olan Erol Maraşlı, Ali Aşlık, Tahsin Güzel, Hasan Dayhan, İsmail Sarı, İsmail  Büyükdoğan vs. anlatsınlar. 
Siz kafayı mı yediniz. Biz o gerici ile aynı masaya oturacak, kahvaltı yapacağız,  hiç aklınız alıyor mu” diyorlardı.

Fahrettin Altun o günleri hatırlar mı bilmiyorum. Biz o günleri yaşadık. Canlı tanığıyız. Çok şey feda ettik. İzmir’de Ak Parti kurucusu olduğum için 18 yıl reklamsız gazete çıkardım. Ak Parti’nin cefası çektim. Sefasını sürmedim. 

Ak Parti’nin kurulduğu yıllar, Türkiye’nin kaos yıllarıydı. O güne gelene kadar çekmediğimiz çile, çekmediğimiz çefa kalmamıştı. 20 yıl çalıştım emeklime bir kaç sene kalmıştı ki, baskılara dayanamadım ve istifa etmek zorunda kaldım. 

En az bir milyarlık bir emekli ikramiyesinden, 15 -20 milyar emekli maaşından vazgeçtim.

Sayın Profesör çok güzel konuşuyor. Terör diyor, darbe diyor, terör propogandası diyor. Biz buna göz yummayız diyor.

İnsanın başına gelmeyince nereden bilecek ki? Alenen iftiraya uğramadıktan sonra nasıl anlayacak ki?

15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’nden hemen sonra, Ak Parti ve Başkan Erdoğan’a yapılan 16 Temmuz Nitelikli Darbesi’ni nasıl görecek ki?

Kitabi bir mantıkla, şartlanmış bir pencereden bakarsanız gerçekleri göremezsiniz.

Adliyelerdeki  kopyala yapıştır iddianamelerden haberiniz yoksa, gerçekleri göremezsiniz.

Önce tüm dünyaya terörist ilan edilip, Anayasa’nın 36. ve 38. Maddeleri yok sayılıp, masumiyet karinesi ihlal edilmeden, medya darağacında idam edilmeden Basın Özgürlüğü’nü anlayamazsınız.

Önce suçlu ilan et, sonra suç bulmak için devletin savcısını, hakimini seferber et.

Suç yok ki, suç bulsunlar. 11 ay suç bulamayan, haksız ve hukuksuz cezaevinde yatıran bir Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi’nin şu cümlesi ibretliktir;

Bu dosya ile sana ceza veremeyiz ama ceza vermezsek bizim başımız belaya girer.  Az bir ceza verelim, nasıl olsa İstinaf Mahkemesi düzeltir!

Fahrettin Altun Sosyoloji Profesörü.  Gazetecileri ve toplumu en iyi anlaması gereken isim. Eğer Türkiye’de yaşanan sorunları bir Sosyoloji Profesörü de anlayamıyor, göremiyorsa, yapacak bir şey yok.

Devletin savcısı hiçbir suç bulamayınca Yeni Asır’ı, Yeni Asya olarak yazarak acaba bir koku bulaştırabilir miyiz diye iddianamede tahrifat  yapıyor.

Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Banka Hesabım” diyorsun, Bank Asya  Hesabım yazarak dosyada tahrifat yapıyor, kafa bulandırmaya  çalışıyor. Sayın Adalet Bakanı Abdülhamit Gül bu dosyayı çok yakından biliyor. Bu dosyanın mağduru bir Ak Parti kurucusudur

Daha fazla detay vermeye gerek yok.

Ak Parti bu duruma düşmemeliydi. Biz Ak Parti’yi dünyaya adalet getirelim diye kurduk.

Ak Parti’nin kuruluşu, haksızlıklara,  bir şiir okuduğu için hapse atılmalara, ötekileştirmelere, baskılara başkaldırıydı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un Ali Babacan’a böyle bir cevap vermemesi gerekirdi. 

Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Yarından tezi yok yeni bir gönül seferberliği başlatıyoruz ” açıklamasından sonra, bu açıklama hiç olmadı.

İnsanlar  mağduriyetini, sorunu adliyede çözemiyor.

Kime ve nereye gidecek?

CHP’ye mi?
Kemal Kılıçdaroğlu’na mı?
Ahmet Davutoğlu’na mı?
Ali Babacan’a mı?

Meral Akşener mi?

HDP'ye mi?

Nereye gidecek?

Türk Milleti derdini hiç kimseye anlatamazsa, Devlet Başkanı’na, Cumhurbaşkanı’na anlatır.  

Cumhurbaşkanlığı makamını temsilen İletişim Başkanı da kopyala yapıştır iddianamelerin benzeri bir açıklama ile kestirip atarsa, Ak Parti Türk Milleti’ni kaybeder.

Türk Milleti’ni kaybeden, her şeyi kaybeder.

Sayın Altun, Ak Parti’nin Türk Milleti’ni kaybetmesini mi istiyor?

Türk Milleti’ni siz dinlemezseniz, Ali Babacan dinler, Kemal Kılıçdaroğlu dinler. Ahmet Davutoğlu dinler,  Meral Akşener dinler, HDP dinler.

Ak Parti iktidarı kaybeder, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener iktidar olur.

Son pişmanlık fayda vermez.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Yarından tezi yok yeni bir gönül seferberliği başlatıyoruz” sözü çok kıymetlidir.

Son sözü Sayın Cumhurbaşkanı söylemiştir. 

O sözün üstüne söz söylenmez.

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com

Twitter@Yusufinan2023

İnstagramyusufinan2023