Gaza ruhu dimdik ayakta: Abdullah Mihal Gazi 697. yıldönümünde yeniden hatırlandı
Bilecik/İnhisar Harmanköy’de kabri bulunan Abdullah Mihal Gazi, İslam’la şereflenip Osman Gazi’nin öncü silah arkadaşı olmuş; Mihaloğulları asırlar boyu akınların efsane kolunu oluşturmuştu. Yıllık “türbe bayramı” ve Yörük şenlikleriyle vefa kültürü bugün de yaşatılıyor.
“Gaza ruhu dimdik ayakta”: Abdullah Mihal Gazi 697. yıldönümünde yeniden hatırlandı
ŞEHİTLER ÖLMEZ / BİLECİK
Osmanlı’yı kuran çekirdeğin hikâyesi: Söğüt’ten cihan ufkuna
Osmanlıları tarih sahnesine taşıyan en mühim güç, “gaza” ülküsüydü. Bugünkü Söğüt’ten yola çıkan bir avuç mücahidin “ta’mir-i bilad, terfi’-i ibad” düsturuyla büyüyen yürüyüşü, tarihte benzerine az rastlanır bir medeniyet kurdu. Bu yürüyüşte, Hristiyan bir tekfurken Müslüman olup Osman Gazi’nin en yakın silah arkadaşlarından olan Abdullah Mihal Gazi (Köse Mihal) ve ondan doğan Mihaloğulları ailesi, asırlarca süren akın geleneğinin öncüleri arasında yer aldı.
Köse Mihal’den Abdullah Mihal’e: Affın açtığı kapı, rüyanın gösterdiği yol
Rivayete göre Eskişehir beyiyle Osman Gazi arasındaki çetin takip ve çarpışmada esir düşen Köse Mihal, sergilediği cesaret ve sarsılmaz duruşla affedildi. Bu merhamet, gönlünde bir kapı araladı. Seneler sonra gördüğü rüyada Peygamberimizin kendisine “Abdullah” diye hitap ederek imanı telkin ettiğini, Kelime-i şehadeti öğrettiğini anlatan Mihal, Osman Gazi’nin huzurunda şehadeti tekrarladı. Böylece Mihal Bey, Abdullah Mihal Gazi oldu; Osman Bey’in Sakarya, Bursa ve çevre seferlerinde öncü görevler üstlendi, fetihlerde rehberlik yaptı ve 90’ını aşmışken 1327’de Hakk’a yürüdü. Kabri, Bilecik/İnhisar Harmanköy’de.
Mihaloğulları: Akınların kalbi, Rumeli’nin nefesi
Mihal Gazi’nin vefasından doğan nesil mirası, Osmanlı akıncılığının omurgası hâline geldi. Oğulları Aziz Paşa, Balta Bey ve Gazi Ali Bey; torunlarından Gazi Mihal Bey Rumeli akınlarının efsane liderlerindendi. Bu aile yalnız Rumeli’de değil, Bursa ve Amasya gibi merkezlerde de idari görevler üstlendi. II. Murad devrinde Amasya Valisi Yörgüç Paşa’nın, Gazi Ali Bey kolundan geldiği vakfiyelerden bilinir. Yüzyıllar boyunca “ne cân endişesi ne nân ümidi” diyerek sefere çıkan bu ocak, Osmanlı’nın öncü kolu olarak sınırları zorladı, düşmanı uykusuz bıraktı.
Türbe bayramı ve Yörük şenliği: Vefa kültürü geleceğe taşınıyor
Yörüklerin gönlünde Mihal Gazi’nin ayrı bir yeri var. Harmanköy’de her yıl eylülde yapılan anma ve Yörük şenliği, “türbe bayramı” olarak hafızalara kazınmış durumda. Son yıllarda Bilecik’te türbe ve çevresinin ihyası, gece-gündüz Kur’an tilaveti geleneği ve katılımın artması, millet-devlet kaynaşmasının somut işaretleri olarak öne çıkıyor. Bölgeye İstanbul, Eskişehir ve çevre illerden yüzlerce kişi akın ederken, gençler tarihî kişilikleri yerinde tanıyor; açık hava sohbetleri, mehter, okçuluk ve âşık anlatıları ile gaza ruhu canlı tutuluyor.
Akıncı nefesi, medeniyet nefesi: Neden bugün hâlâ önemli?
Akın, sadece askeri bir taktik değil; adalet, vakar ve merhametle yoğrulmuş bir medeniyet nefesiydi. Osmanlı’nın Cengiz Han veya kolonyal imparatorluklar gibi “yakıp yıkan” değil, imar eden ve ıslah eden bir çerçeve kurabilmesinin ardında bu nefis terbiyesi bulunuyordu. Bugün Harmanköy’de okunan her Fatiha, Mihaloğulları’nın “fî-sebîlillah gazâ” şuurunu yeni nesillere aktarıyor. Vefa programlarının kalıcılaşması, müfredat destekli tarih gezileri, yerel arşiv ve belgesel çalışmaları, bölge ekonomisine de katma değer sağlayacak inanç-tarih turizmi için kaldıraç işlevi görüyor.
Son söz: Unutulursa eksiliriz, yaşatılırsa çoğalırız
Abdullah Mihal Gazi’nin hikâyesi, bir affın bir milleti nasıl büyüteceğinin ibretidir. Harmanköy’deki türbeden Söğüt’e, Söğüt’ten Rumeli ufuklarına uzanan çizgi; “Yiğit için gerçek gül bahçesi er meydanıdır” diyenlerin vakur yürüyüşüdür. Vefa, hatıraları anıta değil hayata taşır: Yörük şenlikleri, türbe bayramları, gençlik buluşmaları ve akademik çalışmalar bu yüzden kıymetlidir. Çünkü şehit ve gazilerin adı yaşarsa millet yaşar; hatıra rehbere, rehber istikamete dönüşür.
Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!
www.sehitlerolmez.com













