Hukuksuzlukla Terörsüz Türkiye Mümkün mü?
HSK seçimlerinin ardından yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü tartışmaları yeniden alevlendi. Figen Çalıkuşu, “vicdana emanetiz” söylemini eleştirirken, Devlet Bahçeli’nin “terörsüz Türkiye” vizyonunun ancak hukuk devleti ile mümkün olabileceğine dikkat çekti.
Hukuksuzlukla “Terörsüz Türkiye” Mümkün mü?
ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE
HSK Seçimleri ve Bahçeli'nin “Terörsüz Türkiye” Vurgusu
Türkiye, yıllardır devam eden terörle mücadele sürecinde yeni bir aşamaya girmiş durumda. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” çağrısı, siyasette önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ancak bu çağrının içeriği, yalnızca silahlı mücadeleyle değil, demokratikleşme ve hukuk devleti ilkeleriyle taçlandırılması gerektiği yönünde geniş bir kamuoyu talebi doğurdu.
Bahçeli'nin son açıklamasında vurguladığı “hukukun üstünlüğü” ve “eşit hak ve yükümlülükler” gibi kavramlar, toplumun farklı kesimlerinde umut kadar sorgulama da doğurdu. Zira aynı günlerde, TBMM'de Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyeleri seçildi. Yeni dönemde bu kurulun nasıl bir yaklaşım sergileyeceği merakla bekleniyor.
Güzel Metinler, Acı Gerçekler
MHP’li hukukçu Feti Yıldız’ın HSK seçimlerine dair yaptığı paylaşımda, hukuk devletinin temel ilkeleri sıralandı: suçsuzluk karinesi, tarafsız ve bağımsız mahkemeler, doğal hâkim güvencesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesi… Liste oldukça etkileyici. Ancak birçok hukukçu ve vatandaş için bu metinler, sadece güzel sözler olarak kalıyor. Zira Türkiye’de yargı pratiği ile bu ilkeler arasında ciddi bir uçurum olduğu sıkça dile getiriliyor.
Yargı kararları, özellikle AYM ve AİHM kararlarının uygulanmaması, bazı davalarda hukukun dışına çıkıldığına dair güçlü kamuoyu algısı yaratmış durumda. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve Can Atalay gibi isimlerin durumları, bu tartışmaların odak noktasında yer alıyor.
Vicdan Nerede? Hukuk Kimde?
Yazar Figen Çalıkuşu, bu çelişkileri sert ifadelerle gündeme taşıdı. HSK seçimlerinin ardından sosyal medyada yapılan paylaşımlara işaret eden Çalıkuşu, “hukuk bilgisi ve vicdana emanetiz” söyleminin gerçeklikten uzak olduğunu vurguladı. Kendi izlediği davalardan örnekler veren Çalıkuşu, bağımsız ve tarafsız yargı iddiasının yaşanılanlarla örtüşmediğini belirtti. “Vicdan da yoktu, kendileri zaten hiç yoktu” ifadesi, yargıya olan güven erozyonunun ne denli derinleştiğinin altını çiziyor.
AYM ve AİHM kararlarını uygulamayan hâkimlerin şikâyet edilmesine rağmen HSK tarafından korunması da bir başka tartışma başlığı. Bu durum, yeni HSK üyelerinin nasıl bir tutum benimseyeceği konusundaki beklentileri ve kaygıları artırıyor.
HSK Gerçekten Anayasayı Koruyacak mı?
HSK’nın temel görevi, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamak. Ancak bugüne kadar Anayasa’yı açıkça yok sayan hâkimlerin korunduğuna yönelik çok sayıda örnek kamuoyuna yansıdı. Yeni dönemde seçilen HSK üyeleri, bu sorunları çözmek üzere adım atacak mı? Anayasa’nın bağlayıcılığına saygı gösterilecek mi?
Bu sorular, yalnızca hukuk çevrelerinin değil, toplumun tamamının dikkatle takip ettiği sorular. Çünkü hukukun işlemediği yerde adaletin yeşermesi mümkün değil. Ve adaletin olmadığı bir toplumda “terörsüz Türkiye” hedefinin kalıcı hale gelmesi hayalden öteye geçemez.
Hukuk Devleti Olmadan Ne Demokrasi Ne Refah Mümkün
Devlet Bahçeli’nin “demokrasisini güçlendirmiş, ekonomik refahını artırmış bir Türkiye” vurgusu önemli. Ancak bu hedefe ulaşmak için sadece güvenlik politikalarının değil, hukuk reformlarının da hayata geçirilmesi gerekiyor. Toplumun adalet talebine kulak verilmeden, yargı üzerindeki baskı kaldırılmadan ve temel haklara saygı gösterilmeden hiçbir siyasi ya da ekonomik vizyon başarıya ulaşamaz.
Yeni HSK üyelerinin gerçekten “hukuk bilgisi ve vicdanı” ile hareket edip etmeyeceği, Türkiye'nin bu yeni dönemde hukukun üstünlüğü temelinde mi, yoksa keyfîliğin hâkim olduğu bir sistemle mi yol alacağını belirleyecek. Gözler, artık yalnızca siyasi söylemlerde değil, yargının pratiğinde olacak.
Kaynak: Figen Çalıkuşu / Karar













