İngiliz basınından Suudi Arabistan’a sert eleştiri: Reformun gölgesindeki karanlık gerçek

Suudi Arabistan alkol yasağını kaldırmayacak. Ancak reform söylemleri Dar al-Reaya gibi gizli kurumlarda kadınlara yönelik işkence ve baskıları örtmeye yetmiyor. Uluslararası raporlar, bu merkezlerin kadınları susturmak için kullanıldığını ortaya koydu.

İngiliz basınından Suudi Arabistan’a sert eleştiri: Reformun gölgesindeki karanlık gerçek

İngiliz basınından Suudi Arabistan’a sert eleştiri: Reformun gölgesindeki karanlık gerçek

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

Alkol yasağı kalkmayacak, ama Dar al-Reaya gibi kurumlar kadınları susturuyor

Suudi Arabistan’ın uluslararası kamuoyuna sunduğu “reformcu” yüzü, İngiltere merkezli The Guardian’ın araştırmasıyla bir kez daha sorgulanıyor. Krallık, 73 yıllık alkol yasağının kalkmayacağını açıklarken, Dar al-Reaya isimli kadın “bakım evleri”nde yaşanan işkence, istismar ve alıkoyma vakaları dünya basınında infial yarattı.

Alkol serbestisi yalanlandı

Suudi yetkililer, uluslararası basında yer alan “turistik bölgelerde alkol satışı” haberlerini yalanladı. Reuters’a konuşan üst düzey bir yetkili, 73 yıldır süren yasağın devam edeceğini belirtti. Bu açıklama, “2034 Dünya Kupası” öncesinde atılan reform adımlarının sınırını da ortaya koydu.

Dar al-Reaya gerçeği: Kadınlar için görünmeyen bir cezaevi

Ancak asıl tartışma, “bakım evi” adı altında işleyen Dar al-Reaya merkezlerinden geldi. İngiliz The Guardian’ın yayınladığı detaylı araştırma, bu kurumların “itaatsizlik”, “bekaret kaybı”, “evden kaçma” gibi gerekçelerle aileleri tarafından ihbar edilen kadınların zorla kapatıldığı yerler olduğunu gösteriyor.

Londra’daki Suudi aktivist Maryam Aldossari, “Kurallara boyun eğene kadar kimse serbest bırakılmıyor” derken, içeride tutulan kadınların;

  • Zorla çıplak aramaya,

  • Bekaret testi dayatmasına,

  • Kırbaç cezalarına,

  • Sakinleştirici enjeksiyonlara ve tecride maruz kaldığını açıkladı.

Taciz, zorla evlilik ve ölüm tehdidi

Bazı tanıkların anlattıkları, bu kurumların kadınlar için cehenneme dönüştüğünü ortaya koyuyor. İsmini vermek istemeyen bir kadın, “Orada kalmanın tek çıkış yolu bir erkek veli ya da evlilik. Ya da binadan atlamak” diyor.

Genç kızlar için kurulan bu merkezlerde yaşlı erkeklerin “gelin aradığı”, bazı kadınların çıkış umudu olarak evliliği kabul ettiği iddia ediliyor.

Veli izni olmadan çıkış yok

Aktivistler, bu kurumlarda kadınların velisinin izni olmadan serbest kalamadığını belirtiyor. Hatta bazı kadınların kendilerine şiddet uygulayan babaları ya da kardeşlerinin onayıyla ancak özgürlüğüne kavuşabildiği belirtiliyor.

Bir kadın, “Babamın cinsel tacizine direnince beni oraya göndermekle tehdit etti” diyerek vahim tabloyu gözler önüne seriyor.

Suudi yetkililer: İddialar asılsız

Suudi Arabistan hükümeti ise bu suçlamaları reddediyor. Devlet sözcüsü, “Kadınlar istedikleri zaman çıkabilir, buralar gözaltı merkezleri değil” diyerek kurumların amacının koruma olduğunu savunuyor. Ancak insan hakları örgütleri ve eski mahkûmlar bu açıklamalara sert tepki gösteriyor.

İnsan hakları grubu ALQST, bu kurumların “kadın düşmanlığının resmi zemini” olduğunu ve kadınların özgürlük haklarının sistematik biçimde ihlal edildiğini söylüyor.

2034 Dünya Kupası reform mu, imaj cilası mı?

2034 Dünya Kupası’nın ev sahipliğini alan Suudi Arabistan, reform söylemleriyle dikkat çekmeye çalışsa da, kadın hakları karnesi ağır eleştirilerle karşı karşıya. Otomobil kullanma hakkı ve sinema izni gibi sembolik adımlar atılırken, Dar al-Reaya gibi yapıların varlığı bu reformların yüzeysel olup olmadığını sorgulatıyor.

Uluslararası çağrı: Gerçek sığınma evleri kurulsun

ALQST ve diğer insan hakları kuruluşları, Suudi yönetimine “Dar al-Reaya sistemine son verin, tacize uğrayan kadınları koruyan bağımsız ve güvenli sığınma evleri kurun” çağrısında bulundu. Kampanya görevlisi Nadyeen Abdulaziz, “Eğer kadın haklarında ciddilerse, bu kurumlar kapatılmalı ve kadınların kendi yaşamlarını özgürce seçmesine olanak tanınmalı” dedi.

Suudi Arabistan’ın reform söyleminin ardındaki gerçeği sorgulayan bu haber, ülkenin “modernleşme” imajı altında nasıl bir baskı rejimini sürdürdüğünü gözler önüne seriyor.

www.sehitlerolmez.com