İskenderun'daki Şüpheli Asker Ölümleri: Sır Perdesi Aralanamıyor
İskenderun Deniz Er Eğitim Alayı'nda 2 askerin 'aşırı sıvı kaybı' nedeniyle şehit olmasıyla ilgili sır perdesi, ihmal ve zehirlenme iddiaları arasında aralanamıyor.
İskenderun'daki Şüpheli Asker Ölümleri: Sır Perdesi Aralanamıyor
ŞEHİTLER ÖLMEZ / ANKARA
İskenderun Deniz Er Eğitim Alayı'nda 25 Temmuz'da yaşanan ve iki acemi erin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan trajedinin üzerinden haftalar geçmesine rağmen, kamuoyunun temel sorusu hala yanıt bulamadı: Er Hayrullah Halit Karaman ve Er Semih Erdoğan nasıl şehit oldu? Milli Savunma Bakanlığı'nın ilk açıklaması "aşırı sıvı kaybına bağlı çoklu organ yetmezliği" yönünde olsa da, Meclis koridorlarından kışla içinden sızdığı iddia edilen bilgilere kadar uzanan bir dizi ağır itham, olayın üzerindeki sır perdesini daha da kalınlaştırıyor. Aileler ve kamuoyu, adli tıp raporunu ve idari tahkikatın sonucunu endişeyle bekliyor.
Resmi Açıklama ve Gözlerin Çevrildiği Otopsi Raporu
Olayın kamuoyuna yansımasının ardından ilk resmi açıklama, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'den geldi. Bakan Güler, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunduğu yanıtta, 25 Temmuz günü rahatsızlanan toplam 7 askere önce kışladaki birinci basamak muayene merkezinde müdahale edildiğini, ardından İskenderun Devlet Hastanesi'ne sevk edildiklerini belirtti. Hayatını kaybeden Karaman ve Erdoğan hakkında düzenlenen ön otopsi raporuna göre vefat nedeninin, "aşırı sıvı kaybına bağlı kandaki sodyum düzeyinin düşmesinin sebep olduğu çoklu organ yetmezliği" olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti. Ancak Bakan Güler, kesin vefat nedenlerinin Adli Tıp Kurumu'nun hazırlayacağı detaylı kati otopsi raporu ile netleşeceğinin altını çizdi. Bu durum, ilk teşhisin kesin olmadığı ve olayın farklı boyutlarının olabileceği ihtimalini açık bıraktı.
Meclis Gündemindeki Ağır İddialar: Ceza mı, İhmal mi?
Askerlerin şehadeti, siyasetin de en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Muhalefet milletvekilleri, olayın bir ihmal ya da kasıtlı bir cezalandırma sonucu yaşanmış olabileceğine dair ciddi iddiaları Meclis'e taşıdı. Bu iddiaların başında, bir grup askerin firar etmesi sonucu aynı bölükteki diğer erlerin kavurucu güneş altında saatlerce bekletilerek cezalandırıldığı yer aldı. Bakan Güler bu iddiayı, şehit askerlerin farklı bölüklerde görev yaptığı bilgisiyle yalanlasa da bir diğer güçlü iddia hala cevap bekliyor: Yemin törenine hazırlanan acemi erlerin, yürüyüş eğitiminde istenilen performansı gösteremedikleri için saatlerce susuz bırakıldığı iddiası. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, o günkü hava sıcaklığını, eğitimin kaç saat sürdüğünü ve askerlere yeterli su verilip verilmediğini sorarak bu şüphelerin üzerine gitti.
Zehirlenme Şüphesi ve Tıbbi Çelişkiler
Tartışmaları daha da derinleştiren bir diğer iddia ise Balıkesir Bağımsız Milletvekili Burak Dalgın'dan geldi. Dalgın, tıbbi bir perspektifle yaptığı değerlendirmede, aşırı sıvı kaybına bağlı çoklu organ yetmezliğinin gelişebilmesi için dehidrasyon sürecinin çok uzun saatler devam etmesi gerektiğini belirtti. Bu durumun kışla şartlarında gözden kaçmasının zorluğuna işaret eden Dalgın, "zehirlenme" ihtimalini gündeme getirdi. Bu iddia, olayın basit bir sıcak çarpması ya da susuzluktan daha karmaşık olabileceği ve dışarıdan bir etkenin de mevcut olabileceği şüphelerini artırdı. Şu ana kadar yetkililerden bu iddiaya yönelik herhangi bir yalanlama veya doğrulama gelmedi.
Bakanlıktan 'Tahkikat Sürüyor' Mesajı: Aileler Yanıt Bekliyor
Milli Savunma Bakanlığı, olayın ilk günlerinde tahkikat sonucunun kamuoyu ile paylaşılacağını duyurmuştu, ancak bu açıklama henüz yapılmadı. Bakan Yaşar Güler, başlattıkları idari tahkikatın etraflıca devam ettiğini yineleyerek, "Tahkikat sonucunda kusur ve ihmali tespit edilecek personel hakkında mevzuat kapsamında gerekli adli, idari ve disiplin işlemleri tesis edilecektir" sözünü verdi. Ancak bu güvence, acılı ailelerin ve kamuoyunun "Neden?" sorusuna yanıt olmuyor. Gözler ve kulaklar, Adli Tıp'tan gelecek nihai rapora ve MSB'nin yapacağı gecikmiş açıklamaya çevrilmiş durumda.
Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!













