İsrail-İran Çatışması: Orta Doğu’da Kartlar Yeniden Dağıtılıyor

İsrail’in İran’a düzenlediği 13 Haziran saldırısı, Orta Doğu’daki dengeleri derinden sarstı. İran’ın caydırıcılığı sorgulanıyor, güvenlik stratejisi ise çöküşte.

İsrail-İran Çatışması: Orta Doğu’da Kartlar Yeniden Dağıtılıyor

İsrail-İran Çatışması: Orta Doğu’da Kartlar Yeniden Dağıtılıyor

YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE

İsrail’in İran’a saldırısı sadece bir askeri hamle değil, bölgesel dengeleri sarsan bir strateji

13 Haziran 2025’te İsrail’in İran’a gerçekleştirdiği kapsamlı hava saldırısı, yalnızca Tahran yönetimini değil, tüm Orta Doğu’yu sarsan bir dönüm noktası oldu. Onlarca üst düzey Devrim Muhafızı komutanının hedef alındığı operasyon, İran hava sahasında hiçbir ciddi savunmayla karşılaşmadan gerçekleşti. Bu durum, İran’ın uzun yıllardır sürdürdüğü caydırıcılık stratejisinin ciddi biçimde çöktüğünü ortaya koydu.

İsrail’in 200’den fazla savaş uçağıyla İran’daki 100’ü aşkın noktaya eş zamanlı olarak düzenlediği saldırı, sadece bir askeri başarı olarak değil, aynı zamanda psikolojik ve diplomatik bir mesaj olarak da değerlendiriliyor. İran tarihinde bir gecede böylesine geniş çaplı ve etkili bir saldırı daha önce yaşanmamıştı.

Tahran rejimi meşruiyet kriziyle karşı karşıya

Saldırı sonrası İran yönetimi, sadece askeri bir darbe almakla kalmadı; içeride halkın güvenini daha da kaybetti. Uzun süredir süregelen ekonomik sıkıntılar, yolsuzluk iddiaları ve siyasi baskılarla gerilen toplumda bu saldırı yeni bir kırılma yarattı.

Sosyal medyada bazı İranlıların saldırılardan memnuniyet duyduklarını ifade etmesi, güvenlik aygıtlarına duyulan toplumsal tepkinin ne denli derinleştiğini gösteriyor. İran hükümetinin dayandığı ideolojik meşruiyet ve milli savunma miti bu saldırıyla ağır yara aldı.

İran'ın savunma stratejisi çöktü mü?

İran yıllardır İsrail karşıtı söylemlerini "direniş ekseni", "stratejik derinlik" gibi kavramlarla besleyerek Devrim Muhafızları'nın rolünü pekiştirmeye çalışıyordu. Ancak 13 Haziran saldırısı, bu yapıların modern savaş teknolojilerine karşı ne kadar etkisiz kaldığını ortaya koydu.

Saldırının ardından İsrail’in, İran’ın askeri misilleme kapasitesini düşük gördüğü ve bunu da saldırı kararı öncesi değerlendirdiği anlaşılıyor. İran’ın geçmişte sınırlı ve düşük etkili misillemeleri, İsrail’in bölgede daha agresif adımlar atmasına zemin hazırlamış olabilir.

Bölgesel ve küresel dengeler nasıl etkilenir?

Bu saldırı sadece İran-İsrail ilişkilerini değil, Orta Doğu’daki tüm güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. İsrail’in askeri üstünlüğü pekişirken, İran destekli milisler, Hizbullah ve diğer vekil güçlerin konumu zayıflayabilir.

Ayrıca Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan gibi aktörlerin İran’a olan mesafeli tutumları daha da belirginleşebilir. İsrail’in saldırıları, bölgedeki bazı ülkelerin Tahran’a karşı daha açık pozisyon almasına neden olabilir.

Küresel ölçekte ise İsrail’in bu saldırıları, ABD ve Batılı müttefikleriyle ilişkilerinde yeni bir test yaratıyor. Her ne kadar resmi bir savaş ilanı yapılmamış olsa da, uluslararası hukuk çerçevesinde bu tür önleyici saldırılar meşru sayılmıyor.

İran iç güvenliği ve istihbaratı zafiyet içinde

İsrail’in sadece hava saldırısıyla değil, üst düzey komutanlara yönelik suikastlarla da İran’ın iç güvenliğini hedef alması, Mossad’ın İran güvenlik sistemine ne denli sızabildiğini gösteriyor. Hamas lideri İsmail Haniye'nin Tahran’da suikasta uğraması, bu durumu perçinleyen son örnek.

İran’ın nükleer tesislerine yönelik geçmiş saldırılar da göz önüne alındığında, rejimin güvenlik kurumlarının yüksek teknoloji ve istihbarat karşısında savunmasız kaldığı anlaşılıyor.

Uluslararası hukuk ve siyasi sonuçlar

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “bu bir savaş nedenidir” açıklaması, Tahran’ın diplomatik seçenekleri değerlendireceğini gösteriyor. Ancak BM Antlaşması'nın 2/4. ve 51. maddeleri gereği, İsrail’in saldırısı “önleyici” olsa da uluslararası hukuk açısından tartışmalı.

İsrail’in doğrudan hedef alınmadığı bir ortamda bu ölçekte bir saldırı gerçekleştirmesi, siyasi olarak ilan edilmemiş bir savaşın varlığına işaret ediyor. Bu durum, bölgede daha uzun vadeli ve düşük yoğunluklu bir asimetrik çatışma dönemini başlatabilir.

www.yerelgundem.com