G7 Zirvesi’nde Savaş Gölgesi: Orta Doğu Krizi Liderleri Zorluyor
Kanada’da düzenlenen G7 Zirvesi, Orta Doğu’daki yeni çatışmalar, Trump’ın ticaret politikaları ve Ukrayna’ya yönelik baskı stratejileriyle kritik bir dönüm noktasına sahne oluyor.
G7 Zirvesi’nde Savaş Gölgesi: Orta Doğu Krizi Liderleri Zorluyor
YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE
Trump’ın çıkışları ve İsrail-İran gerilimi gündemi belirliyor
Kanada’nın Alberta eyaletindeki Banff kasabasında düzenlenen G7 Zirvesi, küresel ekonomiden çok savaş ve diplomasiye odaklanmış durumda. Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD’nin uyguladığı gümrük tarifeleri gündemin üst sıralarında yer alsa da, İsrail’in İran’a yönelik askeri müdahalesi liderlerin dikkatini başka yöne çekti.
Bu kriz, zirvenin ev sahibi Kanada Başbakanı Mark Carney’nin önceden belirlediği enerji güvenliği, maden tedariği ve dijital dönüşüm gibi teknik başlıkları gölgede bırakıyor. Carney’nin amacı, Donald Trump ile doğrudan tartışmalardan kaçınarak sakin bir zirve atmosferi yaratmaktı. Ancak çatışmaların tırmanması, bu planı neredeyse imkânsız hâle getirdi.
G7 liderleri çatışmanın büyümesini nasıl önleyecek?
İsrail’in saldırıları ABD onayı olmadan gerçekleşse de, Başbakan Binyamin Netanyahu üzerindeki etkili tek isim hâlâ Başkan Donald Trump. Bu nedenle gözler, Trump’ın Orta Doğu konusunda alacağı tavra çevrilmiş durumda.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, itidal çağrısı yaparken, Japonya Başbakanı Shigeru Ishiba saldırıları sert sözlerle eleştirdi. Buna karşın Trump, İsrail’in hamlelerini “mükemmel” diyerek destekledi. Bu durum, G7 ülkeleri arasında derin görüş ayrılıklarını gün yüzüne çıkarıyor.
Trump’ın bu tür açıklamaları, yalnızca diplomatik ilişkileri değil, aynı zamanda enerji fiyatlarını ve bölgesel güvenliği de etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. Orta Doğu’da daha geniş çaplı bir savaş olasılığı ve buna bağlı olarak yükselen petrol fiyatları, G7 gündemini yeniden şekillendiriyor.
Ticaret savaşı G7’yi ikiye bölüyor
G7’nin kuruluş amacı küresel ekonomik krizleri birlikte yönetmekti. Ancak şimdi, ABD’nin diğer üyelere uyguladığı ticaret tarifeleri bizzat bir kriz hâline gelmiş durumda.
Başkan Trump, Çin’e karşı uyguladığı ticaret politikalarını gerekçelendirirken, diğer G7 liderleri aynı hedeflere ulaşmanın daha iş birlikçi yollarla mümkün olabileceğini savunuyor. Atlantic Council’den Josh Lipsky, “Eğer ileri demokrasiler arasında gerçek bir ittifak kurmak istiyorsak, bu ittifakın üyeleri birbirlerine ekonomik zarar vermemeli” diyerek, Trump’ın politikasını eleştirdi.
Yeni Almanya Şansölyesi Friederich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron gibi liderler, Trump’a tarifeleri kaldırması ve ortak bir Çin stratejisi geliştirmesi konusunda baskı yapacak. Ancak Trump’ın bu taleplere nasıl karşılık vereceği belirsizliğini koruyor.
Ukrayna için yeni adımlar masada
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de zirveye katılan liderler arasında. Ana hedef, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i müzakere masasına oturtmak için ekonomik baskının artırılması. Bu kapsamda gündeme gelen iki somut öneri var: Rus petrolü için tavan fiyat uygulamasının 60 dolardan 30 dolara indirilmesi ve yeni bir yaptırım paketi oluşturulması.
Ancak ABD’nin bu önlemlere ne kadar destek vereceği kesin değil. Trump’ın Rusya konusundaki geçmişteki yumuşak tutumu, müttefiklerde kuşku yaratıyor. Avrupa ülkeleri, gerekirse ABD desteği olmadan da bu politikaları hayata geçirme konusunda kararlı.
Gerginliklerin gölgesinde: Zirve hâlâ anlamlı mı?
G7’nin bu yılki zirvesi, Trump’ın yeniden başkan olması sonrası ilk büyük uluslararası testi niteliği taşıyor. Liderlerin merak ettiği temel soru şu: Trump yeni bir kriz mi çıkaracak, yoksa daha yapıcı bir lider profili mi sergileyecek?
Center for Strategic and International Studies'ten Max Bergmann, durumu çarpıcı şekilde özetliyor: “Artık ‘Bu gergin bir aile buluşması mı?’ sorusunu sormuyoruz. Bu zaten öyle. Asıl soru şu: Bu hâlâ bir aile mi?”
Zirvede yer alan yeni liderler – İngiltere’den Starmer, Almanya’dan Merz, Japonya’dan Ishiba ve Kanada’dan Carney – mevcut dengeleri yeniden şekillendirebilir. Ancak kararların ne kadar ortak alınacağı ve bu ortaklığın küresel sorunlara çözüm olup olamayacağı, bu zirvenin ardından daha net ortaya çıkacak.













