Kocatepe’den İzmir’e: Büyük Taarruz’un İzinde
30 Ağustos Zaferi ve İzmir’in kurtuluşuna uzanan süreç, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde bir milletin bağımsızlık mücadelesiyle taçlandı.
Kocatepe’den İzmir’e: Büyük Taarruz’un İzinde
ŞEHİTLER ÖLMEZ / İZMİR
Çanakkale’den Doğan Bir Millet
Türk milletinin bağımsızlık mücadelesi, Çanakkale’de atılan ilk adımlarla başladı. Müdafaa-i Hukuk anlayışıyla şekillenen bu azim, imparatorluğun dört bir yanında emperyalist güçlere karşı verilen mücadeleyle büyüdü. Çanakkale’den Hicaz’a, Kafkasya’dan Galiçya’ya kadar cephelerde Osmanlı’nın yetiştirdiği subaylar, varoluş mücadelesini sürdürdü.
Mustafa Kemal Atatürk, sıradan bir Türk ailesinin evladı olarak başladığı yolculukta, askeri dehasıyla bir milletin kaderini değiştirdi. Çanakkale’den Kafkas Cephesi’ne, Filistin’den Sakarya’ya ve son olarak Kocatepe’ye uzanan mücadelesi, haklı bir bağımsızlık savaşının simgesi oldu.
Büyük Taarruz’un Başlangıcı
17 Ağustos 1922’de büyük bir gizlilikle Kocatepe’ye doğru hareket eden Mustafa Kemal Paşa, 26 Ağustos sabahı ordusunun başındaydı. Gün ağarırken verilen topçu ateşi emriyle Büyük Taarruz başladı. Ardından gelen “süngü tak” emriyle binlerce Mehmetçik ileri atıldı. Kadınıyla erkeğiyle Türk milleti, son kez toprağını korumak için ayağa kalkmıştı.
İlk şehitler Kurtkaya mevkiinde verildi. Afyon ve Kütahya ovasındaki şehitliklerde yatan yüzlerce kahraman, bu toprakların özgürlükle yoğrulmasına vesile oldu.
Zaferin Mirası
30 Ağustos Zaferi, yalnızca bir askeri başarı değil, Sakarya’da, İnönü’de, Antep’te, Maraş’ta ve Anadolu’nun dört bir yanında verilen mücadelenin taçlanmasıydı. Türk milletinin özgürlük iradesi, bu zaferle Cumhuriyet yolunu açtı.
Atatürk ve silah arkadaşlarının armağan ettiği bu kazanım, yalnızca bir askeri dehanın ürünü değil, aynı zamanda Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin, şehitlerin ve gazilerin ortak emanetidir.
Cumhuriyet Yolunda Yeni Mücadele
9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşuyla sona eren Büyük Taarruz, askeri mücadelenin son noktasıydı. Ancak yeni bir savaş başlıyordu: cehalete, yoksulluğa ve geri kalmışlığa karşı verilen bir mücadele.
Atatürk, “önce eğitim” diyerek Cumhuriyet’in temelini ilim ve irfan üzerine inşa etti. Çocuklara yalnızca yeni bir gelecek değil, aynı zamanda 26 Ağustos 1071 Malazgirt’ten, 29 Mayıs 1453 İstanbul’un fethine ve 30 Ağustos 1922 Zaferi’ne kadar uzanan bir tarih bilinci armağan etti.
Milli Birliğin Sürekliliği
O günden bugüne Türk milleti, Cumhuriyet’i korumaya devam ediyor. Wilson ilkelerinin peşinde koşanlara karşı, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk çizgisi milli birlik anlayışıyla varlığını sürdürüyor.
Şehitlerin kanlarıyla sulanan bu topraklar, Türk milletinin en büyük emaneti olarak korunuyor. Büyük Zafer’in 103. yılında, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve gazilerimiz minnetle anılıyor.
SehitlerOlmez.com’un daha fazla kişiye ulaşması için haberimizi paylaşarak destek olabilirsiniz.
Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!













