Linet’i Susturmak Değil, Dinlemek Gerekir: Her Yahudi Netanyahu, Her Gazzeli Sinvar Değil
Ertuğrul Özkök, Linet'in sahneden indirilmesine sert tepki gösterdi. Sanatçının kimliğini, müzikal geçmişini ve İsrail-Gazze savaşına karşı gelişen barış hareketlerini değerlendirerek “Her Yahudi Netanyahu değil” mesajı verdi.
Linet’i Susturmak Değil, Dinlemek Gerekir: Her Yahudi Netanyahu, Her Gazzeli Sinvar Değil
ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE
Ertuğrul Özkök'ten sert çıkış: Linet’i sahneden indirenler ne yaptıklarının farkında mı?
Gazeteci Ertuğrul Özkök, son yazısında şarkıcı Linet’e yönelik yapılan sahne engeline sert tepki gösterdi. “Sahneden indirdiğiniz insanın kim olduğunu bilmiyorsunuz” diyen Özkök, sanatçının kimliğinden müzikal derinliğine kadar pek çok detaya dikkat çekerek yaşananlara karşı vicdan çağrısı yaptı.
Gazze halkına destek gerekçesiyle Linet’in konserinin iptal edilmesini değerlendiren Özkök, “Bu kadar fanatikleşmiş zihniyete iki laf etsen ne manası var” derken, aslında yaşananların yalnızca Linet’e değil, Türkiye’nin ortak kültürel değerlerine de bir saldırı anlamına geldiğini savundu.
Linet kimdir? Sadece bir şarkıcı değil, kültürel bir köprü
Linet Menaşi, annesi Türk sanat müziği sanatçısı Leyla Özgecan ile İstanbul kökenli bir ailenin çocuğu olarak Tel Aviv’de dünyaya geldi. Hem İsrail hem Türkiye vatandaşı olan sanatçı, müzik hayatını büyük ölçüde Türkiye'de ve Türkçe şarkılarla sürdürüyor. Spotify’da 41 milyon dinlemeye ulaşan “İhtimal” adlı şarkısıyla, pek çok yerli sanatçıyı da geride bırakmış durumda.
Özkök, Linet’in “damardan Türk” şarkılar seslendirdiğine vurgu yaparak, onu sahneden indirenleri “bir kere olsun ‘Aman Aman’ şarkısını dinlemeye” davet etti. Bu şarkının Ferdi Tayfur tadında olduğunu hatırlatan Özkök, Linet’in sahneden indirilmesinin kültürel bir haksızlık olduğunu belirtti.
Gazze’de de savaş karşıtı sesler yükseliyor: İsrail’de değişim sinyalleri
Yazının ikinci bölümünde Özkök, dünyaca tanınan New York Times yazarı Thomas L. Friedman’ın gözlemlerine yer vererek, İsrail’de ve Gazze’de savaş karşıtı hareketlerin yükselişte olduğuna dikkat çekti. Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in Netanyahu hükümetini “sınırsız, zalim, sivil halkı hedef alan bir savaş” yürütmekle suçladığını aktaran Özkök, Friedman’ın verdiği bilgilerle Gazze halkının da artık Hamas’a destek vermediğini gösteren anket sonuçlarını hatırlattı.
Gazze’de yapılan bir ankete göre, halkın %48’i Hamas karşıtı gösterileri destekliyor. Silahlı grupların baskısı altında yapılan bu ankette bile bu oran yakalanabiliyorsa, halkın gerçek duygularını ifade etmesine izin verilse bu oranın daha da artacağı öngörülüyor.
“Her Yahudi Netanyahu değil, her Gazzeli de Sinvar değil”
Özkök’ün yazısının en çarpıcı bölümlerinden biri ise şu cümleyle geliyor: “Her gördüğün Yahudi’yi Netanyahu sanma. Bir de bil ki gördüğün her Gazzeli de Sinvar değil.” Bu ifade, savaşın her iki tarafında da barış isteyen insanların olduğunu ve siyasal kimliklerin bireysel değerlerle karıştırılmaması gerektiğini vurguluyor.
Özkök, savaş karşıtı hareketlerin İsrail içinde yalnızca sol kesimden değil, merkez ve hatta sağ partilerden de yükseldiğini belirterek, halkın savaşın yıkıcılığına karşı artık ses çıkardığını aktarıyor. Bu tabloyu örnek göstererek, Türkiye’de Linet gibi bir sanatçının dışlanmasının, barışa ve bir arada yaşam kültürüne zarar verdiğini savunuyor.
Mesele sanat, kimlik ve vicdandır
Sonuç olarak Ertuğrul Özkök’ün yazısı, sadece Linet’e yapılan bir haksızlığı değil, savaşın ve ayrımcılığın gölgesinde vicdanın nasıl kaybedildiğini de gözler önüne seriyor. Toplumu ayrıştıran bu tür eylemlerin, sanatçılarla değil, karanlık ideolojilerle savaşılması gerektiğini hatırlatıyor.
Barışın dili müziktir, sanatçının kimliği değil. Ve bugün Linet’i susturmak, sadece bir sesi değil; bir köprüyü, bir geçmişi, bir ortak geleceği de sahneden indirmek anlamına geliyor.













