Ak Parti ve Başkan Erdoğan Demirtaş'ı Cumhurbaşkanı, DEM'i İktidar mı Yapmak İstiyor?

AK Parti’nin son dönemde hukuk ve demokrasi alanında yaşadığı yön belirsizliği, DEM Parti ile yürütülen görüşmeler ve infaz düzenlemesi üzerinden analiz ediliyor. Parti içi çelişkiler, toplumsal tepkiler ve yeniden fabrika ayarlarına dönüş ihtiyacı kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

Ak Parti ve Başkan Erdoğan Demirtaş'ı Cumhurbaşkanı, DEM'i İktidar mı Yapmak İstiyor?

YUSUF İNAN YAZDI...

AK Parti’nin Yön Arayışı: Hukuk, Demokrasi ve İttifak Sarmalı

Türkiye siyasetinde son dönemin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti), demokrasi, hukuk reformu ve infaz düzenlemeleri gibi konularda yaşadığı yön belirsizliğidir. Bir dönem “hukuk devrimi” olarak adlandırılan reformlarla dünya kamuoyunun ilgisini çeken AK Parti, bugün aynı başlıklar üzerinden çeşitli toplumsal ve siyasi krizlerle karşı karşıyadır.

Bu yazıda, AK Parti’nin yargı reformları ve infaz düzenlemesi gibi başlıklarda aldığı tutumun, hem iç politikadaki ittifak ilişkilerine hem de taban tepkilerine nasıl yansıdığı analiz edilecektir. Özellikle DEM Parti ile yürütülen görüşmelerde ortaya çıkan tablo, “AK Parti’nin basireti mi bağlandı?” sorusunu akıllara getirmektedir.

Yargı Reformu ve İnfaz Düzenlemesi: Kimin Talepleri?

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli'nin açıklamaları, AK Parti'nin uzun süredir tartışılan infaz düzenlemesini “risk barındırdığı” gerekçesiyle sonbahara ertelediğini ortaya koydu. Paketin kamuoyunda “Covid tahliyeleri” olarak bilinen kısmının, yaklaşık 40 bin kişinin tahliyesine neden olabileceği tahmini, bu kararda etkili oldu. AK Parti’nin, cezaevleri ve kamuoyu dengesi arasında sıkıştığı görülmektedir.

Ancak burada esas mesele, demokratik hukuk devleti ilkelerinin bir partiye ya da ideolojik bloğa endekslenmesiyle ortaya çıkan meşruiyet krizidir. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı; herhangi bir partinin önerisi ya da zorlamasıyla değil, evrensel normlara dayalı anayasal sorumluluklarla hayata geçirilmelidir. AK Parti, bu ilkeleri sadece DEM Parti'nin gündeme getirmesiyle tartışıyor görüntüsü vererek, hem muhalefetin eline güçlü bir argüman bırakmakta hem de kendi tabanında güvensizlik yaratmaktadır.

AK Parti'nin Kuruluş Ayarları ve Stratejik Sapmalar

Kuruluşunda demokratikleşme, AB ile entegrasyon, yargı reformları ve özgürlükçü politikalarla ön plana çıkan AK Parti, zamanla bu değerlerden uzaklaşan bir rota izlemeye başladı. Bu sapmanın ekonomik, toplumsal ve diplomatik maliyetleri her geçen gün artıyor. Erdoğan liderliğindeki parti, bugün yeniden kendi geçmişini keşfetme ihtiyacıyla yüzleşmektedir.

AK Parti’nin kuruluş değerlerine dönüşü, yalnızca iç politik dengeyi değil, ekonomik istikrarı da doğrudan etkileyecek bir adımdır. Türkiye’de hukuk sistemi işler hale geldiğinde, yabancı yatırımcı güveni artar, sermaye girişi kolaylaşır, piyasalarda istikrar sağlanır. Dolayısıyla hukukun tesisi, sadece adaletin değil, ekonomik büyümenin de ön koşuludur.

İttifaklar Sarmalı: MHP ve DEM Arasında Sıkışan İktidar

AK Parti’nin son dönemde MHP ile kurduğu “Cumhur İttifakı”, partinin karar alma süreçlerinde ciddi etkiler yaratmakta. Demokratik talepleri MHP’nin tepkisinden çekinerek ertelemek, AK Parti’yi sadece ittifakın değil, muhalefetin de hedefi haline getiriyor. DEM Parti ile görüşmelerde ise kamuoyuna "taviz veren" bir parti imajı yansıyor. Bu da AK Parti'nin iki uç arasında sıkıştığı, bağımsız karar alma kapasitesini yitirdiği izlenimini güçlendiriyor.

Oysa AK Parti’nin hâlâ büyük bir siyasi tecrübesi ve kurumsal hafızası bulunuyor. Ali Babacan, Mehmet Şimşek gibi ekonomi kurmaylarının geçmişte yarattığı güven ortamı, bugün yeniden tesis edilebilir. Erdoğan’ın geçmişte nasıl demokratik bir sistem kurduysa, aynı siyasi iradeyi bugün de gösterebileceği unutulmamalıdır.

Toplumsal Baskı, Adalet Açlığı ve Seçim Gerçekleri

Türkiye’de adalet sistemi, sadece hukuki bir konu değil, aynı zamanda toplumsal huzurun da anahtarıdır. Cezaevlerindeki yoğunluk, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmaması, adalet arayan yüzbinlerce vatandaşın tepkisine neden oluyor. Bu tepki, sokakta “geçinemiyoruz” diyen emeklinin isyanı kadar gerçek ve derindir.

AK Parti'nin bu tabloya karşı sessiz kalması, seçim sandığında daha büyük tepkilerle karşılaşmasına neden olabilir. Toplum adalete açtır. Yargı sisteminin yeniden yapılandırılması, hukukun evrensel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmesi, sadece AK Parti’nin değil, Türkiye’nin bekası açısından zorunludur.

Sonuç: Hukuk ve Demokrasi İrade İster

AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde tarihi roller üstlenmiştir. Bugün yaşanan kriz, bu rolün inkârı değil; tersine onun yeniden tanımıdır. Demokratik hukuk devleti sadece DEM Parti’nin ya da CHP’nin değil, tüm Türkiye’nin ortak ihtiyacıdır.

Parti içindeki karar vericiler, MHP ve DEM gibi aktörlere bağımlı siyaset anlayışından sıyrılarak, kendi siyasi iradeleriyle “hukuk devrimi”ni başlatmalıdır. Bu hem tabanla yeniden bağ kurmayı hem de ekonomik ve diplomatik güveni yeniden inşa etmeyi sağlar.

AK Parti’nin ihtiyacı olan şey, güç değil; meşruiyet ve toplumsal güven inşasıdır. Bu da ancak adaletle mümkündür.

YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH

Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com

Web: www.sehitlerolmez.com