Litvanya’daki Truva Atı: ByLock listeleri bir delil mi, kumpas mı?
Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun davası üzerinden, Litvanya merkezli ByLock serverı ile AK Parti ve Başkan Erdoğan’a kurulan kumpas iddialarını ve 16 Temmuz yargı darbesi planını inceliyoruz.
- Yusuf İnan
- Gazeteci |Siyasi & Stratejik Analist
Litvanya’daki Dijital Tuzak: ByLock Listeleri Bir Delil mi, Yoksa "Yem" mi?
YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun, 2017 yılında paylaştığı "ByLock kullanan siyasiler" listesi nedeniyle yargılandığı dava, Ankara koridorlarında 22. duruşmasını geride bıraktı. Ancak bu davanın derinliklerine inildiğinde, karşımıza sadece bir hukukçunun yargılanması değil, devletin en mahrem katmanlarına kurulan küresel bir kumpasın izleri çıkıyor. Eminağaoğlu gibi tecrübeli bir ismin, bu süreci sadece bir hesaplaşma zeminine çekmek yerine, 86 milyona kurulan o büyük tuzağı deşifre etmesi beklenirdi.
Vilnius’taki Sunucunun Gizemi: Neden Litvanya?
ByLock yazılımının FETÖ elebaşının talimatıyla hazırlandığı ve lisans sahibinin David Keynes olduğu bilinen bir gerçek. Ancak stratejik akıl şu soruyu sormayı zorunlu kılıyor: Dünya çapında bir ağa sahip olan bir yapı, neden en mahrem haberleşme trafiğini ABD veya İngiltere gibi "güvenli" limanlar yerine, siber güvenlik açısından daha sızılabilir görünen Litvanya’da barındırdı?
İddialara göre bu sunucu (server), FETÖ tarafından bilinçli bir şekilde imha edilmemiş ve iddialara göre dönemin MİT yetkililerinin ele geçirmesine adeta imkan tanınmıştır. Eğer bu server, içerisine AK Parti yönetimini ve Cumhurbaşkanlığı makamını kendi içinde çatışmaya sokacak "sahte" veya "manipüle edilmiş" verilerle doldurulup bir "Truva Atı" olarak devletin kucağına bırakıldıysa? Bu tez, Eminağaoğlu’nun paylaştığı listenin bir iç hesaplaşma malzemesi olarak yargı gündemine taşınmasını açıklar niteliktedir.
16 Temmuz "Nitelikli Yargı Darbesi" Planı ve İzmir Hattı
ByLock üzerinden yürütülen bu operasyonun asıl hedefinin, 15 Temmuz’un hemen ardından gerçekleştirilmesi planlanan bir "yargı darbesi" olduğu yönünde ciddi emareler bulunmaktadır. 2018 yılında İzmir’de elden ele dolaşan ve Başkan Erdoğan’ın aile üyelerini hedef alan fişleme listeleri, bu planın bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Dönemin yerel yönetimlerinde görev alan ve uyarılara rağmen bu sürece "sessiz kalarak" zemin hazırlayan aktörlerin, bugün hangi mevkilerde olduğu mercek altına alınmalıdır. Bu isimlerin, devleti ve AK Parti’yi halkla karşı karşıya getirme planındaki rolleri, bağımsız yargı tarafından titizlikle incelenmelidir.
Ekonomik Sabotaj: Adak Pazarı ve Milyon Dolarlık Rant
FETÖ’nün sadece siyasi değil, ekonomik rakiplerini tasfiye etmek için de istihbari manipülasyonları kullandığı iddia edilmektedir. Özellikle örgütün en büyük finans kaynaklarından biri olan "adak ve kurban" pazarına rakip olan, ucuz satış yapan e-ticaret sitelerinin operasyonlarla kapattırılması buna örnektir. Bu yöntemle rakip iş insanları saf dışı bırakılmış ve milyonlarca dolarlık rantın önü FETÖ lehine açılmıştır.
Adalet Bakanlığı ve MİT'e Çağrı
Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ve MİT Başkanı İbrahim Kalın için bu süreç, devletin içindeki "kripto" yönlendirmelerin temizlenmesi adına tarihi bir fırsattır.
-
Müfettiş İncelemesi: İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyalarda yer alan aktörlerin ve kumpas iddialarının idari bir incelemeyle netleştirilmesi gerekmektedir.
-
Veri Sorgulama: ByLock verilerinin MİT’e sunulma biçimi ve bu verilerin içinde örgütün bilerek bıraktığı "yanıltıcı izler" olup olmadığı yeniden analiz edilmelidir.
Eminağaoğlu’nun davası, eğer doğru okunursa; FETÖ’nün devleti kendi silahıyla vurma planının, yani Litvanya merkezli sunucu kumpasının çökertildiği dönüm noktası olabilir.
Unutulmamalıdır ki; gerçek adalet, sadece suçluyu cezalandırmak değil, kurulan tuzağı bozmaktır.
Yusuf İnan
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.













