Mezara Yakın Yaşamak: Kars’ta Şehit Ailesinin Feryadı Tapu Engeline Takıldı!
Kars/Kağızman Egeköy’de yaşayan şehit Asım Türk’ün anne ve babası, 2009’daki kadastro tespitiyle tapuları iptal edilen harabe evde yaşam savaşı veriyor; aile, mezara yakın, güvenli bir yuva istiyor.
Mezara Yakın Yaşamak: Kars’ta Şehit Ailesinin Feryadı Tapu Engeline Takıldı!
ŞEHİTLER ÖLMEZ / KARS, TÜRKİYE
Harabede Bir Yaşam: “Oğlumu Bırakamam”
Kars’ın Kağızman ilçesine bağlı Çanakçı köyü Egeköy mezrasında, 1994’te şehit düşen Piyade Komando Er Asım Türk’ün anne ve babası, patika yolların ulaştığı, çatısı naylon ve çadırla örtülü bir harabede yaşam mücadelesi veriyor. Şehit babası Harun Türk, 11 Eylül 2025’te gözyaşları içinde “Şehit verdiğim tek oğlumu rüyalarımda görüyorum; ‘Beni bırakma baba’ diyor. Mezarı bırakıp nereye gideyim? Ev durulmayacak halde olsa da buradayım” sözleriyle yaşadıkları çelişkiyi anlatıyor. Annenin ve babanın tek dayanağı, evladının mezarına yakın kalma arzusu; tek talepleri ise ömürlerinin sonuna kadar sığınabilecekleri, güvenli ve insanca bir yaşam sunan bir ev.
Tapu Çıkmazı Onarıma Engel
Ailenin dramını derinleştiren asıl sorun, 2009’da kadastro geçerken Harun Türk’ün babasından kalan evinin bulunduğu arazinin “orman” olarak kayıtlara geçmesi. Egeköy Muhtarı Hacı Ali Aydoğan’ın aktardığına göre bu tespit, atadan kalma tapuların iptaline yol açtı. Sadece Türk ailesi değil, köyde 100’ün üzerinde hane benzer mağduriyet yaşıyor. Hukuki süreç yıllardır devam ederken, onarım ve yeniden inşa için gereken resmi izinler alınamıyor. Böylece hem meteorolojik koşulların hem de zamanın tahribatına açık, sağlıksız bir barınma zorunluluk hâline geliyor.
Devletten Tek Talep: Sığınacak Bir Çatı
Harun Türk, “Devletimden tek isteğim, ömrümün sonuna biraz daha rahat edeceğim bir evdir” diyerek asgari talebini yineliyor. Şehit annesi Pamuk Türk ise, oğullarının şehadetinin ardından verilen maddi destekle, hayvanlarını ve ziynetlerini satarak komşuların katkısıyla Giresun’un Görele ilçesinde bir ev aldıklarını belirtiyor. Yarı konuşma engelli kızları orada yaşıyor. “Ben oraya gidelim diyorum ama eşim oğlumuzun mezarını bırakmak istemiyor. Mecbur yanında kalıyorum” sözleri, aile içindeki duygusal ve coğrafi ayrışmayı özetliyor. Tapu sorunu çözülmeden, mezara yakın yeni bir yuvanın hukuken de mümkün hâle gelmesi zor.
Komşuluk Dayanışması Yetmiyor: Onarım İçin İmkân Yok
Evin çürüyen taşıyıcıları, yağmur sızdıran çatısı ve izolasyondan yoksun duvarları, basit yardımlarla aşılamayacak ölçüde bir onarım gerektiriyor. Ailenin “ne yeni ev yapacak ne de onaracak” gücü var. Komşuların ve akrabaların dönemsel desteği değerli olsa da, kalıcı çözüm için planlı bir sosyal konut, hızlı onarım programı veya hibe-kredi kombinasyonu gerekiyor. Bu tür destek mekanizmaları, özellikle şehit aileleri ve tapu ihtilafı yaşayan kırsal haneler için hedefli tasarlandığında etkili olabiliyor.
İnsan Onuruna Yakışan Çözüm Bekleniyor
Egeköy’deki tablo, kırsal alanlarda kadastro tespitleri, orman sınırları ve mülkiyet ihtilaflarının sosyal boyutunu bir kez daha gündeme taşıyor. Şehit ailesinin mezara yakın yaşama isteği ile hukuki-idarî zorunluluklar arasındaki gerilim, sahada pratik ve hızlı çözümlere ihtiyaç olduğunu gösteriyor: Mezar çevresinde sosyal konut tahsisi, taşınabilir prefabrik konutlar veya geçici-barınma statülerinin tanınması gibi seçenekler, insan onurunu merkeze alan adımlar olabilir. Muhtar Aydoğan’ın “Acil bir eve ihtiyaç var” çağrısı, yalnızca bir ailenin değil, onlarca hanenin bekleyişinin özeti.
*
Şehit Asım Türk’ün hatırasını yaşatmak, onun ailesine güvenli bir yuva sağlamakla da mümkün. Tapu sorunlarına kalıcı çözüm ve şehit ailelerine özel barınma programları, hem toplumsal vefa duygusunu hem de sosyal devlet ilkesini somutlaştıracaktır. Kars’ın dağ köylerinde başlayan bu hikâye, çözüm bulunmadıkça bir “ülke meselesi”ne dönüşüyor: Şehit yakınları, hatırlanmayı değil, yaşamı kolaylaştıran somut adımları bekliyor.
Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!
www.sehitlerolmez.com













