Mossad İran Operasyonunun Merkezinde mi?
İsrail’in İran’a yönelik 13 Haziran saldırılarında Mossad’ın ve diğer istihbarat birimlerinin rolü yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, bu çapta bir operasyonun yıllar süren istihbarat çalışmalarının sonucu olduğunu söylüyor.
Mossad İran Operasyonunun Merkezinde mi?
YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE
İsrail-İran Gerginliğinde Gölgedeki Güç: İstihbarat
İsrail’in 13 Haziran’da İran’a başlattığı geniş çaplı hava saldırıları, Orta Doğu’daki jeopolitik dengeleri sarsarken, operasyonun arka planındaki istihbarat faaliyetleri dünya kamuoyunun dikkatini çekti. İlk saatlerde İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami gibi üst düzey isimlerin öldürülmesi, operasyonun sıradan bir askeri saldırıdan fazlası olduğunu ortaya koydu.
Uzmanlara göre bu tür hedef odaklı ve yüksek hassasiyet gerektiren saldırılar, ancak uzun süreli ve derinlemesine istihbarat faaliyetlerinin ürünü olabilir. Bu bağlamda Mossad, İsrail’in istihbarat aygıtları arasında yine dikkatlerin merkezine oturdu.
"Yükselen Aslan": Mossad’ın Gölge Operasyonu
İsrail basınında çıkan haberlere göre, saldırıların başladığı gün Mossad tarafından yürütüldüğü iddia edilen “Yükselen Aslan” isimli operasyona ait görüntüler kamuoyuna servis edildi. Her ne kadar bu görüntüler bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmasa da, operasyonun arkasında Mossad’ın olduğu yönünde ciddi iddialar mevcut.
BBC güvenlik muhabiri Frank Gardner, Mossad’ın İran’daki güvenlik yapılarına ne kadar derinlemesine sızdığını bu saldırının bir kez daha gözler önüne serdiğini yazdı. King's College uzmanı Broderick McDonald ise, operasyonun ilk saatlerinde İran’daki gizli ajan hücrelerinin aktif hale geldiğini, hava savunma sistemleri ve stratejik hedeflere yönelik sabotajlar gerçekleştirdiğini belirtiyor.
Aylarca Süren Hazırlık, Derin Sızma
Saldırıların başarısı, birçok uzmana göre sadece hava gücüne değil, aylar hatta yıllarca süren saha istihbaratına dayanıyor. Portsmouth Üniversitesi'nden Frank Ledwidge, operasyon için İran içindeki hareketliliğin ve hedeflerin uzun süredir izlenmiş olması gerektiğini vurguluyor.
Paris merkezli Silahlı Gruplar Merkezi uzmanı Dr. Fatima Moussaoui ise saldırıların ilk dakikalarında üst düzey komutanların öldürülmesini “uzun vadeli ve derinlemesine hazırlığın sonucu” olarak değerlendiriyor. Mossad’ın yanı sıra İsrail’in askeri istihbarat birimi Aman’ın da operasyonun planlama ve icrasında önemli rol oynadığı düşünülüyor. Aman, sınır ötesi keşifler ve elektronik istihbarat operasyonlarında uzmanlaşmış durumda.
İran İçinden Destek Alındı mı?
Saldırılar sonrasında İran, ülke içinde İsrail’le iş birliği yaptığı iddia edilen birçok kişinin tutuklandığını açıkladı. Bu, Mossad’ın İran’daki insan kaynakları ağını kullanarak operasyonu içeriden desteklediği yönündeki şüpheleri güçlendirdi. Ancak uzmanlar, İsrail istihbaratının İranlı ajanlara genelde sınırlı güven duyduğunu, bu nedenle operasyonlarda esas olarak İsrailli unsurların görev aldığını belirtiyor.
Bununla birlikte, operasyonlara destek veren İranlıların, çoğu zaman nihai hedefi dahi bilmeden planlara dahil edildikleri tahmin ediliyor. Bu da Mossad’ın sızma operasyonlarındaki profesyonellik düzeyini ve istihbarat disiplinini gözler önüne seriyor.
Koordineli Bir İstihbarat Eforu
Uzmanlar, bu büyüklükteki bir operasyonun Mossad, Aman ve İsrail Hava Kuvvetleri gibi birçok kurumun koordinasyonuyla gerçekleştiği konusunda hemfikir. Alma Araştırma Merkezi Başkanı Sarit Zehavi’ye göre, operasyonlar sadece tek birimle değil, çeşitli istihbarat ve askeri unsurların bir araya gelmesiyle mümkün olabiliyor.
Dr. Ledwidge’in ifadesiyle, “Operasyonlar farklı kaynaklardan gelen verilerin tek bir tutarlı istihbarat resmine dönüştürülmesiyle mümkün olur. Bu da ajanlardan uydu verilerine, siber istihbarattan canlı keşfe kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.”
İran’da Mossad etkisine dair endişeler yeni değil. 2020’de nükleer bilim insanı Muhsin Fahrizade’ye düzenlenen suikast da benzer şekilde, yüksek hassasiyetli istihbaratla yapılmıştı. O dönem de Mossad’ın ülkenin güvenlik sistemlerine kadar sızdığı ileri sürülmüştü.
Bugün, 13 Haziran saldırısı sonrasında Tahran’ın çeşitli noktalarında yükselen dumanlar sadece bir askeri yenilgiye değil, aynı zamanda istihbarat savaşında açılan yeni bir cepheye işaret ediyor.













