Ortadoğu’nun Geleceği Kürt Meselesinde Mi Gizli?
Abdullah Öcalan’ın İsrail hakkındaki açıklamaları ve MHP lideri Bahçeli’nin benzer uyarıları, Kürt meselesinin Ortadoğu’daki stratejik rolünü yeniden gündeme taşıdı.
Ortadoğu’nun Geleceği Kürt Meselesinde Mi Gizli?
YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE
İsrail’in İran’a Saldırısı Yeni Bir Dönemi Başlatıyor
Ortadoğu yeni bir kırılma dönemine girmiş durumda. İsrail’in İran’a yönelik saldırısı, sadece iki ülke arasındaki gerilimle sınırlı değil. Bu gelişme, bölge ülkeleri üzerinde ciddi siyasi ve stratejik etkiler yaratmaya başladı. Türkiye de bu denklemin tam ortasında yer alıyor. Hem iç siyasi dinamikleri hem de Kürt meselesiyle ilgili tutumu, Ankara’nın gelecekteki pozisyonunu belirleyecek en önemli etkenlerden biri olacak gibi görünüyor.
Öcalan’dan Dikkat Çeken İsrail Yorumu
İmralı Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan’ın 21 Nisan tarihli, ancak kamuoyuna yeni yansıyan görüşme tutanaklarında İsrail’e dair çarpıcı ifadeleri dikkat çekti. Öcalan, İsrail’in uzun süredir Kürtleri Ortadoğu’da stratejik bir koz olarak kullanmak istediğini, hatta kendisine defalarca devlet vaadinde bulunulduğunu iddia ediyor. Beş aşamalı bir Ortadoğu planından söz eden Öcalan, Gazze, Lübnan ve Suriye’nin ardından sıranın İran ve Türkiye’ye geldiğini öne sürüyor.
Öcalan bu stratejinin merkezinde Kürtlerin olduğunu vurgularken, “Bu ilişkiyi İsrail nasıl ele geçiriyor, nasıl kullanmak istiyor, bunu ancak ben engelleyebilirim” diyerek kendisini kritik bir aktör olarak konumlandırıyor. Bu açıklamalar, sadece PKK ve Kürt siyasetinde değil, Türkiye’nin iç ve dış politikası açısından da yeniden değerlendirilmesi gereken bir tablo sunuyor.
Bahçeli ile Öcalan Aynı Noktada mı Buluşuyor?
Süreçteki en dikkat çekici gelişmelerden biri ise, milliyetçi çizgisiyle bilinen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de İsrail’in “terörsüz Türkiye” sürecini baltalamak istediğini söylemesi oldu. Bu söylem, Öcalan’ın dile getirdiği İsrail stratejisiyle örtüşüyor. Her iki aktör de, Kürtlerle barışmanın Ortadoğu’da güç kazandıracağı, bu nedenle dış müdahalelere açık hale gelindiği konusunda örtük bir ortaklıkta buluşuyor.
Bugün Suriye’deki en örgütlü ve güçlü silahlı yapının Kürtler olduğu biliniyor. 80 ila 100 bin arası militan gücüyle Suriye’nin yarısını kontrol eden Kürt yapılar, ABD başta olmak üzere birçok batılı güçle stratejik iş birliği içinde. Türkiye’nin bu grupla ilişki kurabilmesinin ön koşulu ise içerideki Kürt meselesini çözebilmesi.
İç Barış Sağlanmadan Bölgesel Güç Olunamaz
Ankara, bugün hâlâ içerideki Kürt sorununu güvenlik merkezli bir yaklaşımla yönetmeye çalışıyor. Ancak uzmanlara göre bu strateji artık sürdürülebilir değil. Çünkü bölgesel gerçeklikler ve küresel güçlerin pozisyonları Türkiye’yi daha yapıcı, kapsayıcı ve hukuka dayalı bir yola mecbur bırakıyor.
Suriye Kürtleriyle masaya oturmak isteyen bir Türkiye’nin, önce kendi yurttaşları olan Kürtlerle demokratik barışı tesis etmesi gerekiyor. Bu da yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, hukuk, özgürlükler ve siyasi temsil alanında reformlarla mümkün olabilir.
Ancak iktidarın demokrasi ve hukuktan uzaklaşması, bu kritik eşiği aşmayı engelliyor. Erdoğan yönetiminin otoriter yapıyı sürdürmek istemesi, hem Türkiye’yi hem de bölgedeki denklemleri kilitliyor. Bugün ülkedeki çoğunluğun mevcut iktidara karşı olduğu görülüyor. Bu durum, mevcut azınlık iktidarının ne kadar daha ülkeyi yönetebileceği sorusunu gündeme taşıyor.
Değişimin Anahtarı Demokratikleşme Olabilir
CHP başta olmak üzere muhalefet cephesi, büyük halk mitingleriyle iktidarı zorlamaya devam ediyor. Ancak değişimi hızlandıracak olan adım, belki de MHP'den gelebilir. Bahçeli’nin hem Kürt meselesi hem de Ortadoğu’da artan tehditler karşısında yeni bir hamleye yönelmesi olası bir senaryo olarak tartışılıyor.
Türkiye bugün bir yol ayrımında: Ya demokrasiyi ve hukuku kabul ederek Kürt meselesini çözüp, Ortadoğu’nun en güçlü ülkelerinden biri olacak ya da içe kapanarak yalnızlaşacak. Bir azınlık hükümeti ne kadar daha ülkenin geleceğini bloke edebilir? Sorusunun yanıtı, Ankara’nın önümüzdeki aylarda atacağı adımlarda gizli.
Kaynak: Figen Çalıkuşu / Karar













