Ne Güzel, AK Parti Kendi Tabanını Yargılıyordu!

CHP ve sözde gazetecilerin adalet anlayışındaki çifte standartlar ele alınıyor. “Ne güzel AK Parti kendi tabanını yargılıyordu” anlayışı üzerinden muhalefetin adalet sınavı sorgulanıyor.

Ne Güzel, AK Parti Kendi Tabanını Yargılıyordu!

YUSUF İNAN YAZDI...

Ne Güzel, AK Parti Kendi Tabanını Yargılıyordu!

Bir Youtube gazetecisinin sözleri bunlar. Babası eski bir CHP’li milletvekili olan, ekranlarda sık sık “demokrasi”, “insan hakları”, “kadın özgürlüğü” gibi kavramlarla süslediği yayınlar yapan bir isim. Ancak yayınlarının alt metni hep aynı: “Şeriat geliyor”, “Cumhuriyet tehdit altında”, “laiklik elden gidiyor” korkusuyla halkı ayrıştırmak, tahrik etmek...

Ne güzel değil mi? AK Parti yıllarca kendi içindeki isimleri adliyelere taşırken, “yargılanıyorlar” manşetleriyle gündem yaratırken ses yoktu. Kimsenin adaletle derdi yoktu. Ne zaman ki hukukun radarına CHP’li siyasetçiler, sanatçılar girdi; işte o zaman ortalık karıştı. Ne demokrasi kaldı ne hukuk.

Demokrasi Sadece Sizin İçin mi Var?

Türkiye’de bir kesim var ki sadece kendisi için özgürlük, sadece kendi için adalet, sadece kendi için hukuk istiyor. Geriye kalan 86 milyonun uğradığı haksızlıklar, mağduriyetler onlar için sadece “detay”.

Bu anlayış yalnızca sözde gazetecilerle sınırlı değil. Aynı çizgiyi ana muhalefet partisi CHP’de de görüyoruz. Yıllardır “adalet” diyen CHP, iş kendisinden olmayanlara gelince sağırlaşıyor. Hukuksuzluklara ses çıkarmak bir yana, bazen o hukuksuzlukların “siyasi kazanıma” dönüşmesi için çaba bile gösteriyor.

CHP Adaleti Yalnızca Kendine İsterse

AK Parti yıllarca içinden çıkan isimlerle, kendi tabanına mensup kesimlerle hesaplaştı. Sessizlik hakimdi. Ne bir yürüyüş yapıldı, ne bir “adalet” afişi asıldı. Ancak ne zaman adalet terazisi başka yöne döndü, ne zaman bazı CHP’liler savcılık koridorlarına uğramaya başladı, işte o zaman “hukuk devleti” çağrıları yükseldi.

O meşhur türkü yine sahnede: “Ayşe Barım, Ayşe Barım...”

Kusura bakmayın ama bu millet artık çifte standardı görüyor. Ve sadece kendini düşünen, sadece kendi mağduruna sahip çıkan bir siyasi anlayışla Türkiye yönetilemez. Ana muhalefet bu tutumla iktidara da yürüyemez.

Ana Muhalefetin Varlığı Neyi Temsil Ediyor?

Bugün CHP, cezaevine düşen kendi milletvekilleri, üyeleri ya da destekçileri için seferber oluyor. Gözaltına alınan bir CHP'liye anında avukat, tweet, canlı yayın ve ziyaret heyeti gidiyor. Peki diğer siyasi kesimlerden, yoksul halktan, sesi çıkmayanlardan biri adaletsizlik yaşadığında? Sessizlik...

Hal böyle olunca da çeyrek asrı devirmiş bir iktidar karşısında hâlâ alternatif olamıyorlar. Aradaki fark sadece iki puan deniyor. Peki 25 yılda yıpranmış bir partinin hâlâ birinci çıkabildiği yerde, ana muhalefetin varlığı ne anlam taşıyor?

Bu Ülkenin Gerçekten Herkesi Kucaklayan Bir Lidere İhtiyacı Var

Türkiye'nin geleceği, sadece kendi kitlesini değil, tüm halkı kucaklayacak bir liderlik anlayışına bağlı. Sadece mutlu bir azınlığı memnun etmeye çalışan bir siyasi yapıdan bu ülkeye huzur, istikrar ya da adalet çıkmaz.

Gerçek gazetecilik, gerçek muhalefet, gerçek adalet; herkes için olmalı. Kimseyi ayırmadan, kimseyi yargılamadan, kimsenin mağduriyetini “hak etti” demeden...

Yoksa bu ülke yalnızca mutlu azınlıkların değil, 86 milyonun ortak vicdanına hasret kalır. 

YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH

Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com

Web: www.sehitlerolmez.com