Öcalan Cumhur İttifakı'na Ne Mesaj Veriyor? Kimleri Ayağına Çağırıyor?

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM’de yaptığı konuşmada Abdullah Öcalan’a yönelik görüşme çağrısında bulundu. “İmralı’nın yolları açılmalı” sözleri, siyasi tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Öcalan Cumhur İttifakı'na Ne Mesaj Veriyor? Kimleri Ayağına Çağırıyor?

Tuncer Bakırhan’dan “İmralı” Çağrısı: Barış İçin Yollar Açılmalı

YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE

İmralı’nın Yolları Açılmalı, Görüşme Trafiği Başlamalı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup konuşmasında barış süreci, Kürt sorunu ve Ortadoğu’daki çatışmalarla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özellikle cezaevinde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik çağrısıyla gündeme oturan Bakırhan, “Barışın büyümesi ve güçlenmesi için İmralı’nın yolları herkese açılmalı” dedi. Bu açıklama, hem siyaset dünyasında hem de kamuoyunda geniş tepkilere neden oldu.

Bakırhan, çözüm süreciyle ilgili mesajlarını verirken, Öcalan’ın tüm kesimlerle görüşebilmesinin önünün açılması gerektiğini savundu. Söz konusu çağrı, “PKK lideri devleti ve milleti ayağına mı çağırıyor?” eleştirileriyle karşılandı. Hükümet kanadından henüz resmi bir yanıt gelmezken, muhalefetin milliyetçi kesimlerinden gelen tepkiler sert oldu.

Ortadoğu’da Kaos, Türkiye’de Barış Arayışı

Bakırhan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri, Ortadoğu’da artan jeopolitik gerilim oldu. Gazze’deki insanlık krizi ve 13 Haziran’da başlayan İsrail-İran savaşına dikkat çeken Bakırhan, çatışmaların bölgeyi geri dönülmez bir kaosa sürükleyebileceğini ifade etti. Bu gelişmelerin Türkiye’yi de doğrudan etkilediğini belirterek, “Ateş çemberi ülkemizi sarmışken, Türkiye halklarının iç barışını sağlamak en güvenli yoldur” dedi.

Bu çerçevede Öcalan’ın geçmişteki çözüm sürecine dair sunduğu perspektife atıfta bulunan Bakırhan, demokratik konfederalizm modelinin Ortadoğu’nun çok katmanlı sorunlarına barışçıl çözüm sunabileceğini savundu.

“Kürt Kapanı” ve Demokratik Açılım Vurgusu

Bakırhan, konuşmasının devamında Kürt sorununun artık yalnızca bir güvenlik meselesi olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, çözüm sürecine geri dönülmesi gerektiğini yineledi. Öcalan’ın “27 Şubat Asrın Çağrısı”na dikkat çeken DEM lideri, bu çağrının silahların devreden çıkarılması ve demokratik siyasetin önünün açılması için atılmış önemli bir adım olduğunu söyledi.

DEM Parti’nin yaz boyunca binlerce mahallede, evde ve sokakta “demokratik toplum” fikrini anlatacaklarını duyuran Bakırhan, Kürt partileriyle yapılan görüşmelerin de bu süreci desteklediğini aktardı. “Diyarbakır’dan yükselen ses net: Kürt siyaseti birlik içinde onurlu bir barış istiyor” sözleriyle çağrısını yineledi.

Tepkiler ve Eleştiriler: Devletin Meşruiyeti Tartışılıyor mu?

Bakırhan’ın İmralı’yla görüşme trafiğinin yeniden başlamasına yönelik çağrısı, kamuoyunda ve siyasette büyük tartışmalara neden oldu. Bazı çevreler, “PKK lideri Türk milletini ve devleti ayağına çağırıyor” diyerek açıklamayı “devletin meşruiyetine meydan okuma” olarak yorumladı. Özellikle milliyetçi ve güvenlik odaklı çevreler, bu tür bir yaklaşımın demokratik barıştan ziyade terör örgütünün siyasi meşruiyet kazanması anlamına geleceği görüşünde birleşti.

Ancak DEM Parti çevreleri bu eleştirilere karşı, çözüm sürecinin başarısının daha önceki deneyimlerle ispatlandığını ve demokratik yöntemlerle yürütülecek bir barış sürecinin tüm Türkiye halklarının ortak çıkarına olduğunu savunuyor.

Barış Sadece Kürtler İçin Değil, Tüm Halklar İçin

Konuşmasında yalnızca Kürt sorununa değil, Türkiye genelinde yaşanan ekonomik kriz, emekçi sorunları ve sosyal adaletsizliklere de değinen Bakırhan, “Barış sadece Kürtlerin değil, işçilerin, gençlerin, emeklilerin de meselesidir” dedi. Demokratik Ortadoğu Birliği ve Demokratik Türkiye Cumhuriyeti fikrini dile getiren DEM lideri, tüm kimliklerin eşit haklara sahip olduğu bir anayasa ve yönetim modeli önerdi.

Konuşmasının sonunda “Horonla, zeybekle, halayla barışı kuracağız” diyen Bakırhan, partisinin barış ve demokratikleşme yolunda atacağı adımların devam edeceğini vurguladı. Bu söylem, özellikle genç kuşaklar ve demokratik sivil toplum kuruluşları arasında bir destek dalgası oluştururken, karşıt görüşlerde olanlar tarafından ise siyasi romantizm ve güvenlik zaafı olarak değerlendirildi.

Tartışmanın bundan sonraki aşamasında hükümetin ve TBMM’nin nasıl bir tavır alacağı, Türkiye'nin önümüzdeki aylarında barış sürecine dair yeni bir sayfa açıp açmayacağını belirleyecek gibi görünüyor.

www.yerelgundem.com