İsrail-İran Gerilimi: Bölgesel Kaosun Eşiğinde Akılcı Diplomasi Arayışı
Eski Washington Büyükelçisi Namık Tan, İsrail-İran gerilimi ışığında önleyici savaş, nükleer tehdit ve Türkiye'nin dış politikadaki konumunu değerlendiriyor. Fordo tesisinden rejim değişikliğine uzanan geniş analiz, bölgesel istikrar için kritik uyarılar içeriyor.
İsrail-İran Gerilimi: Bölgesel Kaosun Eşiğinde Akılcı Diplomasi Arayışı
YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE
Nükleer Gerilim Derinleşiyor: Fordo’nun Derinliklerinden Yeni Bir Savaş mı Yükseliyor?
Eski Washington Büyükelçisi ve CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, İsrail-İran geriliminin tırmanışa geçtiği bu günlerde, uluslararası hukuk, caydırıcılık dengesi ve Türkiye'nin diplomatik rolüne dair dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. T24 için kaleme aldığı yazısında Tan, önleyici saldırının meşrulaştırılması için yalnız askeri değil, aynı zamanda güçlü bir diplomatik ve medya cephesi gerektiğini vurguluyor. İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırıları sürerken, Fordo gibi yeraltı tesislerine yönelik operasyonların yalnızca ABD’ye ait sığınak delici mühimmatlarla mümkün olduğuna dikkat çekiliyor.
İran’ın yüzde 83,7 saflıkta uranyum zenginleştirdiği bilgisi, uluslararası toplumda endişe yaratırken, UAEA ve Amerikan istihbarat kaynakları halen İran’ın nükleer silah üretme niyeti olduğuna dair somut bir kanıta ulaşılamadığını rapor ediyor. Ancak İsrail, bu teknik ayrıntılardan bağımsız olarak, İran’ın yalnızca askeri değil sivil nükleer programını da ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Trump ve Netanyahu: “Önleyici Savaş”ın Siyasi Zemini
ABD’nin bölgedeki askeri varlığının güçlendirilmesi, Trump’ın görevi yeniden devralmasıyla birlikte dikkatle izleniyor. USS Nimitz ve Carl Vinson uçak gemisi filolarının bölgeye yöneltilmesi, İsrail’in olası yeni saldırılarına hazırlık olarak yorumlanıyor. Ancak Trump’ın Körfez ülkelerine verdiği mesajlarda, doğrudan bir savaşa girmeye niyetli olmadığı belirtiliyor.
İsrail ise İran’ı, ABD ile planlanan Umman görüşmeleri öncesinde vurarak, müzakere masasına zayıf bir İran oturtmayı hedefliyor. Tan’a göre Netanyahu için diplomasi yalnızca bir yan yol değil; İsrail'in stratejik hedefi, İran’ın tüm nükleer altyapısının ortadan kaldırılması ve rejim değişikliğinin tetiklenmesi olabilir.
İran İçin Tehlikeli Denge: Şii Blok Çözülüyor mu?
İran’ın bölgedeki vekil güçlerinin zayıfladığı, Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den Yemen’e kadar nüfuzunun azaldığı görülüyor. DMO’nun (Devrim Muhafızları Ordusu) kilit isimlerinin suikastlarla devre dışı bırakılması, rejimin savunma refleksini kırılgan hale getiriyor. İran'ın diplomatik olarak yalnız kalması ve hava savunma zafiyeti, onu İsrail karşısında savunmasız kılıyor.
İran’ın içinde ise çelişkili sesler yükseliyor. Başbakan Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Arakçı’nın ılımlı ve uzlaşı arayan açıklamalarına karşın, DMO yetkilileri daha sert ve savaşçı bir dil kullanıyor. Bu durum, rejim içindeki bölünmeyi ve “çift başlı” politikaların istikrarsızlık kaynağı olabileceğini gösteriyor.
Demokrasi mi, İstikrar mı? İran İçin Gerçek Alternatif Ne?
Namık Tan, yazısında Batı’nın sıklıkla düştüğü hataya da dikkat çekiyor: Rejim değişikliğini çözüm gibi sunmak. Libya, Irak ve Suriye örneklerinde görüldüğü gibi, otoriter rejimlerin çöküşü her zaman demokrasi getirmediği gibi, istikrarsızlık ve parçalanmış devlet yapıları da yaratabiliyor. İran’ın çok uluslu yapısı (Fars, Azeri, Kürt, Beluç, Arap) ve bu yapıların coğrafi yoğunlaşması, olası bir rejim değişikliğinde parçalanma riskini artırıyor.
Dolayısıyla, Tan’a göre, “istikrar mı demokrasi mi” sorusu, tek boyutlu bir tercihten ziyade uzun vadeli, çok katmanlı bir stratejik dengeyi gerektiriyor. Batı’nın önceliği, İran’ın rejimini değil, nükleer programını ve bölgesel yayılmacılığını sınırlamak olmalı.
Türkiye Nerede Durmalı?
Yazının belki de en çarpıcı bölümü Türkiye’ye yönelik mesajlarda gizli. Namık Tan, Ankara'nın ne İsrail'e ne de İran'a tek taraflı angaje olmadan, her iki tarafla da konuşabilme yeteneğini kaybettiğini vurguluyor. Bu durumun Türkiye’yi diplomatik anlamda etkisizleştirdiğini belirten Tan, etkili diplomasinin yüksek sesle değil, doğru zamanda, doğru zeminde yapılması gerektiğini ifade ediyor.
Tan’ın benzetmesiyle, bir diplomat da acil servis doktoru gibi soğukkanlı olmalı. Sert söylemler, anlık tepkiler ya da popülist dış politika hamleleri, bölgesel krizi yönetmekten çok, derinleştirme riski taşıyor.
Kaynak: Namık Tan / T24
Namık Tan kimdir?
Namık Tan, eski Washington Büyükelçisi ve Dışişleri Sözcüsü, 28. Dönem CHP İstanbul Milletvekili'dir.













