Öcalan, PKK, YPG ve DEM Said Nursi Posterlerinden Ne Bekliyor?
Abdullah Öcalan’ın "Demokratik İslam" mesajı ve Said Nursi posterleri eşliğindeki kongreler ne anlama geliyor? Siyasi hamlelerin ötesinde, Risale-i Nur’un gerçek kardeşlik ve barış düsturları ışığında stratejik bir analiz.
YUSUF İNAN YAZDI...
Said Nursi Posterleri Yetmez: PKK ve DEM Parti Bediüzzaman’ın Uhuvvet Düsturuna Tabi Olacak mı?
Diyarbakır’da düzenlenen Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu Kongresi, bölge siyasetinde kartların yeniden karıldığını gösteren çarpıcı bir manzaraya sahne oldu. Salonun Said Nursi posterleriyle donatılması ve İmralı’dan Abdullah Öcalan’ın "Demokratik İslam" vurgulu mesajlarının okunması, terör örgütü ve siyasi uzantılarının yeni bir referans arayışında olduğunu tescilledi. Ancak Türkiye ve Ortadoğu medyasının dikkat kesildiği asıl soru şudur: Duvarlara asılan posterler, kalplerdeki ve namlulardaki husumeti bitirmeye yetecek mi?
Poster Siyaseti mi, Hakikat Tabiatı mi?
PKK yöneticilerinin ve DEM Parti milletvekillerinin Kürtçe Kur'an-ı Kerim, Kürtçe vaaz taleplerini Bediüzzaman Said Nursi’nin portreleriyle süslemesi, eğer Risale-i Nur’un özündeki kardeşlik hukukuna dayanmıyorsa, siyasi bir pragmatizmden öteye geçemez. Kürt kardeşlerimiz zaten asırlardır dindar bir toplum olarak Risale-i Nur okuyor, camisine gidiyor ve Türk-Kürt ayrımı yapmadan ibadetini yerine getiriyor. Eğer Abdullah Öcalan, Mazlum Abdi ve DEM Parti gerçekten bir çözüm arıyorlarsa, poster asmanın ötesine geçip Said Nursi’nin şu sarsıcı ikazına kulak vermelidirler:
"Evet bahtiyar odur ki; kevser-i Kur'anîden süzülen tatlı, büyük bir havuzu kazanmak için, bir buz parçası nev'indeki şahsiyetini ve enaniyetini o havuz içine atıp eritendir."
Bediüzzaman, bölücülük üzerinden kurulan bir "buz parçası" hükmündeki enaniyeti, ortak İslam ve kardeşlik havuzunda eritmeyi teklif ediyor. Bugün PKK ve YPG’ye düşen, Suriye ve Türkiye zemininde "ayrılıkçı" buzlarını eritip, coğrafyanın tamamını kucaklayan o büyük havuzun huzuruna talip olmaktır.
Şeyh Said’e Verilen Tarihi Cevap: "Türk Milleti'ne Kılınç Çekilmez!"
Bediüzzaman’ı referans aldığını iddia edenlerin, onun meşru devlete ve milletin birliğine karşı duruşunu iyi analiz etmesi gerekir. Said Nursi, kendisine isyan teklifiyle gelen Şeyh Said’e verdiği cevapla bugün silahı çözüm sananlara en büyük dersi vermiştir:
"Türk milleti asırlardan beri İslâmiyete hizmet etmiş ve çok veliler yetiştirmiştir. Bunların torunlarına kılınç çekilmez. Siz de çekmeyiniz."
Bu düstur, bugün sadece Türkiye için değil, tüm Ortadoğu için bir barış manifestosudur. Silahları en derine gömmenin yolu, asırlardır İslam bayraktarlığı yapmış bir milletin evlatlarına karşı düşmanlık gütmekten vazgeçmektir.
Geleceğin Projesi: Medresetü'z-Zehra
Eğer DEM Parti ve bölge siyasetçileri samimiyse, Bediüzzaman’ın Van’da kurmayı hayal ettiği, din ve fen ilimlerinin birlikte okutulacağı Medresetü'z-Zehra projesine yoğunlaşmalıdırlar. Said Nursi’nin vizyonu, dilleri birer çatışma aracı değil, zenginlik olarak görür: "Lisan-ı Arabi vacip, Kürdi caiz, Türki lazım."
Bugün Türkçe, Kürtçe ve İngilizce eğitimin verileceği, bilimin ışığında bir üniversite ülküsü varken; sürekli olumsuzluk üretmek ve hendek siyaseti gütmek Kürt halkına yıkımdan başka ne getirmiştir?
Büyük Risk: Gazze Trajedisi ve Ortadoğu’nun Akıbeti
Bölgedeki aktörler, Balkanlar’dan Filistin’e kadar yaşanan trajedileri iyi analiz etmelidir. Osmanlı’ya kılıç çekenlerin ve emperyalist güçlerin maşası olup kardeşini arkadan vuranların iki asırdır yaşadığı trajediler birer ibret vesikasıdır. Şunu açıkça ifade etmek gerekir: PKK ve YPG husumete benzin dökmeye devam ederse, emperyalistlerin kullanım süresi dolduğunda büyük bir yıkım ile karşı karşıya kalacaklardır.
Türkiye bugün Gazze için çırpınırken, kendi sınırları içinde ve yanı başında kardeşi kardeşe kırdıran bir yapıya karşı sabrının sonundadır. Yanlış yolda ısrar edenler, yarın Gazze’dekine benzer bir zulme maruz kaldıklarında, sığınacakları yegane liman olan Türkiye’den bir gram yardım görememe riskiyle karşı karşıyadırlar. MİT Başkanı İbrahim Kalın gibi Risale-i Nur’un ruhunu bilen bir bilge devlet adamının, bu hakikatleri muhataplarına net bir dille anlatması tarihi bir zarurettir.
Sonuç: Kardeşlik Çizgisinde Buluşma
Bu ülkede suni olarak yaratılmak istenen Türk-Kürt ayrımı, halkın sinesinde yer bulmamıştır. 27 yıldır Şehit Ailelerinin hakkını savunan isimlerin dahi Kürt gelinlerinin olduğu bir sosyolojide, etnik bölücülük bir intihardır.
Yazımızı Bediüzzaman’ın Tiflis’teki o meşhur müjdesiyle bitirelim:
"Asya'da, âlem-i İslâmda üç nur, birbiri arkasından inkişafa başlıyor... Her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı vardır."
Ortadoğu’nun ve Kürt halkının baharı; terörde değil, Bediüzzaman’ın "Uhuvvet" (Kardeşlik) Risalesi'ndeki o muazzam birlik ruhundadır. Silahlar gömülmeli, enaniyet buzları eritilmeli ve Kur'an'ın "Müminler kardeştir" havuzunda yeni bir dünya kurulmalıdır.
YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH
Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com













