Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu ve tüm CHP’liler Hapse Girseler!

Yusuf İnan, Türkiye’deki adalet sisteminin çarpıklığını ve siyasi duyarsızlığı sorguluyor. Ümit Özdağ’ın 148 günlük cezaevi deneyimi üzerinden yola çıkarak, siyasi elitlerin halkın yaşadığı trajediyi anlaması için aynı yoldan geçmeleri gerektiğini vurguluyor. Elif ve Ayşe bebeklerin sessiz dramı bu büyük sessizliğe ayna tutuyor.

Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu ve tüm CHP’liler Hapse Girseler!

YUSUF İNAN YAZDI...

Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu ve tüm CHP’liler Hapse Girseler Anlarlar mı?

Bir düşünün: Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu ve tüm CHP’liler, 5 yıl değil… 10 yıl da değil… Sadece 148 gün cezaevinde kalsalar ne olurdu? Acaba o zaman Türk milletinin maruz kaldığı trajediyi, adalet sisteminin çarpıklığını anlayabilirler miydi?

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın 148 gün süren cezaevi tecrübesinden sonra ilk hatırladığı isim Osman Kavala oldu. Kavala’nın altı yıldır hapiste tutulduğunu ve bu durumun artık hukuki değil, tamamen siyasi olduğunu söyledi. Bu sözler, yargının adalet dağıtmaktan çok uzaklaştığı bir Türkiye fotoğrafına işaret ediyor. Ancak soru şu: Acaba Özdağ bu farkındalığa 148 gün değil de 1 gün bile hapse girmeseydi ulaşabilir miydi?

Adaletin Fiyatı: 100 Bin Lira

Türkiye’de bugün adalete erişmek bir lüks haline geldi. Bir davaya avukatlar 100 bin liradan aşağı bakmıyor. Anayasa Mahkemesi’ne başvurunun bedeli en az 50 bin lira. AİHM’ye başvuru ise 100 bin liradan başlıyor. 15-20 bin lira emekli maaşı alan, evine zor ekmek götüren milyonlarca insan için adalet sadece bir kelimeden ibaret. Ve bu insanları, avukatların fahiş ücretleri, adliyelerin hantallığı ve cezaevlerinin buz gibi duvarları arasında yaşamla ölüm arasında sıkıştıran bir sistem hüküm sürüyor.

Anayasa Mahkemesi: “Dosya çok”

Anayasa Mahkemesi artık itiraf etmekten çekinmiyor: “Dosya çok, bakamıyoruz.” Yani bir yurttaşın hayatı, özgürlüğü ve geleceği, “yoğunluk” bahanesiyle kenara atılıyor. Bazı dilekçelere gerekçesiz red kararı geliyor. Gerekçeyi sormaya hakkınız yok. Çünkü hukuk bir zamandır sadece seçilmişler, imtiyazlılar ve örgütlü gruplar için var.

Hakimlere Cezaevi Eğitimi mi Verilmeli?

Bugün hakimler ve savcılar hiçbir denetime tabi değiller. Hukukun değil, keyfiyetin yön verdiği kararlarla yıllarca özgürlüğü elinden alınan masum insanlar var. Yasalar mı? Uygulayan olmadığı sürece, kitapta yazıyor olması bir anlam ifade etmiyor.

Ne dersiniz: Her yıl üç ay süreyle hakim ve savcılar cezaevine girseydi ne olurdu? O duvarları, o demir parmaklıkları, havalandırması olmayan koğuşları, ilaçsız geçen geceleri, anne-babadan ayrı büyüyen çocukların çığlığını dinleselerdi… Türk milletine uyguladıkları zulmü o zaman anlayabilirler miydi?

Elif ve Ayşe Bebek: 600 Vekilden Sadece Biri Cevap Verdi

FOTO:  Elif ve Ayşe İnan  Ukrayna'da  sığınakta! - 2018 - 2025 - Elif ve Ayşe bebekler 7 yıldır babasının eve dönmesini bekliyor... Elif ve Ayşe'nin babası hukuksuz konulan yurt dışı çıkış yasakları nedeniyle 7 yıldır Ukrayna'daki evine, ailesine ve çocuklarına dönemiyor. Çocuklarını Ukrayna'dan savaşın içinden çıkaramıyor... Hem de hiçbir suç ve suç kanıtı olmamasına rağmen...

Bu yazıyı yazan bir vatandaş olarak şunu da not düşeyim: 7 yıl boyunca, Ukrayna’da savaşın ortasında,  şehir dışında ıssız bir bağ evinde hayatta kalmaya çalışan Elif ve Ayşe adlı iki masum bebek için 600 milletvekiline binlerce e-posta attım. Adalet istedim. İnsanlık istedim. Kurtarılmaları için yardım istedim. Sadece bir kişi dönüş yaptı. Koca bir Meclis sessizdi.

Bu sessizlik bir tesadüf müydü? Yoksa vicdanların, hukuk kadar tatile çıktığı bir dönemde mi yaşıyoruz?

Geriye Kalan: Sessizliğe Mahkum Milyonlar

Türkiye’de adalet sadece muhalefete ya da iktidara yakın olmakla değil, parayla, güçle ve tanınırlıkla geliyor. Gariban vatandaş için ise hâlâ en uzak ihtimal. Bugün cezaevlerinde olan binlerce masum, susturulmuş milyonlarca insan var. Bu sessizlik, adaletin değil, korkunun sesidir.

Ümit Özdağ'ın 148 gününe alkış tutanlar, aynı deneyimi yaşayana kadar Türk milletinin çilesini asla anlayamayacaklar. Belki de bu yüzden adalet, sadece bir duruşma değil; bir vicdan meselesidir.

Ve vicdan, cezaevine girmeden de harekete geçebilmelidir…

YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH

Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com

Web: www.sehitlerolmez.com