Pekin'in ağzından Göktaş'ın sicili ve iktidarın sessizliği…

"Göktaş tek başına değildir"

Pekin'in ağzından Göktaş'ın sicili ve iktidarın sessizliği…


Tolga Şardan | Büyüteç

Tolga Şardan | Büyüteç

Pekin'in ağzından Göktaş'ın sicili ve iktidarın sessizliği…

"Bugün gelinen noktada ortaya çıkan verilere göre Özel Kuvvetler içinde bir grup asker ile cemaatin ilk ortak eylemi Hablemitoğlu cinayeti"

Akademisyen Necip Hablemitoğlu'nun öldürülmesi soruşturmasının önemli ismi ve TSK eski mensubu Levent Göktaş'ın firarıyla ilgili tartışmalar devam ediyor.

Tartışmaların kaynağı, Büyüteç'te 14 Haziran ve 22 Temmuz'da yayımlanan iki yazıydı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma çerçevesinde Göktaş'ın firarı sekizinci haftasına girdi. Diğer bir deyişle, TSK'nın bir döneminin "parlak sicilli" subayı iki aydır devletçe her yerde aranıyor.

"Aranıyor" lafın gelişi elbette!

Gerek sınır içinde, gerekse sınır ötesinde operasyon kabiliyetine sahip Türkiye Cumhuriyeti'nin ilgili kurumları nasıl oluyor da Göktaş'ı yakalayamıyor o da ayrı konu.

Bu arada firari Göktaş'ın TSK'daki konumuyla ilgili bilinmeyenler yavaştan ortaya çıkmaya başladı.

Bir dönem Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde Personel Dairesi Başkanlığı da yapan Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Göktaş'ın TSK'daki konumunun ipuçlarını açıkladı.

Pekin, pazar gecesi KRT'de Semra Topçu'nun sorularını yanıtlarken, Göktaş'ın geçmişi hakkında bilinmeyen ilginç bilgiler verdi.

Göktaş'ın Türk Ordusu'ndaki kariyerini TSK'nin içinden birisi olarak Pekin şöyle anlattı:

"Genelkurmay Personel Dairesi Başkanıyken, 2003 yılında Özel Kuvvetler Genelkurmay İkinci Başkanı'na bağladır, o zaman da Yaşar Büyükanıt İkinci Başkandı. Bana 'Levent Göktaş'ı Özel Kuvvetler'den alın ve başka pasif bir birliğe verin' dedi. Biz de başka birime verdik.

Büyükanıt o sene Birinci Ordu Komutanı oldu. Askeri Şura'dan sonra o gidince Genelkurmay İkinci Başkanlığı'na İlker Başbuğ, Kara Kuvvetleri Komutanlığına da Aytaç Yalman geldi. Bir gün Levent'i Aytaç Yalman'ın yanına girerken gördük. Beni çağırdı ve Levent'i tekrar Özel Kuvvetler'e tayin edin, dedi. O zaman 'İkinci Başkan istemişti' dedim. O da 'Özel Kuvvetler'de aktif bir yere değil de daha pasif bir yere tayin edin' dedi. Öğretim görevliliğine aktardık.

Arkasından İkinci Başkan İlker Paşa bir - bir buçuk ay sonra 'Levent'in tayinini kim yaptırdı? diye sordu. Anlattım, 'peki, tamam' dedi. Sonra anlıyorum ki, Büyükanıt, İlker Paşa'yı aramış 'Onu niye aldın?' gibi laflar söylemiş.

Büyükanıt, 2004 yılında Kara Kuvvetleri Komutanı oldu, ilk işi de Levent'i o görevden almak oldu. Özel Kuvvetler'deki öğrenim başkanlığı görevinden alınınca Levent de istifa etti ve emekli oldu. Avukatlığa başladı. Hatta yanında da daha sonra onla beraber cezaevine giren iki kişi daha vardı. Biri Serdar Öztürk, biri daha vardı. Daha sonra o da onun avukatlığını yaptı. Sonrasını takip etmedim."

Pekin'in "perde arkası" anlatımlarına bakıldığında; Göktaş'ın TSK'nın komuta kademesi nezdine özel bir önemi var. Kuvvet Komutanları, İkinci Başkanlar tarafından ismen bilinen ve yakından takip edilen bir subay.

Bu noktada 2003'te Göktaş'ın dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ça görevden alınmasının özel anlamı olması gerek. Kaldı ki; emekli olduğu 2005'e kadar geçen iki yıllık süreçte Özel Kuvvetler'deki görevine dönen Göktaş'ın, Büyükanıt tarafından bir kez daha görevden alınması dikkat çekici.

"Göktaş tek başına değildir"

Aynı zamanda Genelkurmay İstihbarat Başkanı olarak da karargâhta görev yapan Pekin, ortaya atılan iddialara konu olan olaylarda Göktaş'ın yalnız olmadığını düşündüğünü açıkladı.

Pekin'in Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde görev yapan kimi personel ile Göktaş hakkındaki değerlendirmesi şöyle:

"Özel Kuvvetler içinde belli bir seviyeye ulaştığınızda, birtakım insanlar Özel Kuvvetler'deki yetenekli insanlardan faydalanmak isteyebilir. Maalesef Özel Kuvvetler'de görev yaparken, bazı Özel Kuvvetler çalışanlarının petrol işiyle, silah işiyle uğraşan kişilerle Kuzey Irak'ta; Suriye'de Kazakistan'da, diğer yerlerde iş birliği içinde oldukları açık. Bunları Milli İstihbarat Teşkilatı biliyor. Kimin kimle görüştüğünü ne yaptığını ortaya çıkartır.

"Cezaevinden çıkıp ofis açıyor"

Levent konusunda da bu ve buna benzer bir şeyler olabilir, diye düşünüyorum. Bizzat gözümle görmedim ama cezaevinden çıkıyor ofisler açıyorsun, saraya yakınlığından, birilerini tanıdığından bahsediyorsun gelene giden. Bunlar hep duyduğumuz şeyler. Levent'in bu işi tek başına yapacağını sanmıyorum, başka birileri de var. Yakalanan Nuri'nin yedi sayfalık ifadesi var, o ifadede nedir ne değildir var, burada söyleyemem. Başkaları da var.

"Özel kuvvetlerde kirli yapı ortaya çıkıyor"

"Özel Kuvvetler'in özel önlemlere ihtiyacı var. Kirli bir yapı ortaya çıkıyor, kirli yapıyı önlemek için oraya çok etkili insanları tayin etmeniz lazım, 2002'den itibaren bakıyoruz atamalar uygun değil. Bir terslik var, orayı bilmeyen birileri atanmış. Ondan öncesinde de iki kişi var, ismini vermeyeceğim ama onlar vasıtasıyla Özel Kuvvetler şucu - bucu diye ikiye ayrılmış. Herkesin bir grubu oluşmuş. Dolayısıyla kontrol elden kaçmış."

"Devlet görevi yaparken kendilerine de çalışmışlar"

"Önemli yerlerde görev yaparken, oraya ticaret yapan kişilerle tanışmışlar, beraber olmuşlar. Devletin verdiği görevleri yaparken bir miktar kendilerine de çalışmışlar. Dolayısıyla kanunsuz işlere girişmişler, bir kısmı. Özel Kuvvetler'in yüzde 95'ini tenzih ederek söylüyorum. Ama bir kısmı böyle. Saddam konusu çıkmış, paletlerle paraların Adana-Mersin'e aktarıldığı dedikoduları oluşmuş, bütün bunlara bakmak lazım, incelemesi gerekiyor."

* * *

Pekin'in söylemlerinden, aslında Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görev yapan bazı personelin emeklilikten sonraki yaşamlarındaki yaşam biçimlerinden rahatsızlık duyulduğu anlaşılıyor.

Pekin'in, isimlerini açıklamadığı atamalarla Göktaş'ın bizzat kendisine yönelik üstü kapalı eleştirilerin yanı sıra AKP döneminde Özel Kuvvetler'e yapılan görevlendirmelerin de "uygun olmadığını" değerlendirmesi dikkat çekici.

Ayrıca, Göktaş'ın Cumhurbaşkanlığı'ndaki bağlantılarını da bir bakıma yarı resmi olarak ortaya koydu.

İktidarın sessizliği

Farkında mısınız, bilemiyorum. Hablemitoğlu cinayeti soruşturması ve Göktaş'ın firarı konusunda iktidar cephesinden hiçbir tepki yok.

İktidar sözcüleri bu konuda tek bir cümle değerlendirme yapmıyorlar sürecin başından bu yana.

Sanki yaşananlar 'yok hükmünde' gibi davranıyorlar.

Bu işleri yani AKP, siyaset, iktidarın dengeleri, FETÖ'yle mücadele konularını yakından takip eden bir dostuma merakımı gidermek için bu sessizliğin nedenini sordum.

İlginç bir yaklaşımda bulundu. Dostumun anlattıklarını uygun biçimde aktarmaya çalışayım.

Dediği şu:

  1. Hablemitoğlu olayında "perdeleme yapan", "kaçışa yardımcı olan" ve "sonrasında delil toplayan" üç ayrı grup var. Bu gruplarda görev alanların Gülen cemaatiyle bağlantıları olduğu gerçeğini göz ardı etmemek lazım.
  2. Bugün gelinen noktada ortaya çıkan verilere göre Özel Kuvvetler içinde bir grup asker ile cemaatin ilk ortak eylemi Hablemitoğlu cinayeti. Gazeteci Haydar Meriç'in öldürülmesi ise cemaatin polisler aracılığıyla kendi başına gerçekleştirdiği bir konu.
  3. Hablemitoğlu'nun öldürülmesi konusunda en tepedeki isim Mustafa Özcan cemaatin Avrupa kanadından. Şu anda Amerika ekibiyle sürtüşme içinde olduğu biliniyor. ABD'deki ekiple arası iyi değil. FETÖ liderinin yanındaki yönetim Özcan'a sonraki dönem için uygunluk vermiyor. Bunun gerekçesi Özcan'ın hem elindeki finansı paylaşmayıp ABD'ye yanaşmaması hem de yaşının "mollalar ekibi"ne göre daha genç olması.
  4. FETÖ liderinden sonra liderlik için adı geçenler var. Suat Yıldırım, İsmail Büyükçelebi, Abdullah Aymaz bu isimlerden bazıları.
  5. ABD'deki ekip Özcan'la aralarında bulunan husumet nedeniyle Hablemitoğlu eylemini Almanya'da yaşayan Özcan'ın üzerinde bıraktı. Dolayısıyla Özcan hedefe alındı.
  6. Ayrıca yine dosyada geçen Enver Altaylı'nın konumu da ABD – Avrupa hattında yer alıyor. Enver Altaylı, Göktaş ve ekibini Özcan'a götüren isim.
  7. Hablemitoğlu'nun soruşturmasında Özcan'ın dosyada yer alması AKP içinde önemli. Zira, FETÖ liderinden sonraki dönem için iktidarın başka bir adayı olacaktır. Bu aday, büyük olasılıkla Kemalettin Özdemir olabilir. Özcan'ın sistemden tasfiyesinde Hablemitoğlu konusu köşe taşı durumunda.

Bu anlatımlar önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmelerin ipucu niteliğinde.

TOLGA ŞARDAN / T24