Rasmussen: Almanya Taurus füzelerini Ukrayna’ya vermeli
Eski NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Almanya’ya uzun menzilli Taurus füzelerini Kiev’e teslim etme çağrısı yaparak Rusya üzerindeki baskının ancak Ukrayna’nın daha fazla silahlandırılmasıyla artacağını söyledi.
ŞEHİTLER ÖLMEZ / KOPENHAG, DANİMARKA — 06 KASIM 2025
Eski NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Euronews’e verdiği röportajda Almanya’ya, Ukrayna’nın Rusya’nın füze ve İHA saldırılarına karşı daha etkili savunma yapabilmesi için uzun menzilli Taurus füzelerini Kiev’e teslim etme çağrısında bulundu.
Rasmussen, 2010–2014 arasında NATO Genel Sekreterliği yapan ve ondan önce Danimarka Başbakanı olarak görev alan bir isim olarak, müttefiklerin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki baskıyı artırması gerektiğini söyledi. Ona göre Putin, savaş alanında üstünlük sağlayabileceğine inandığı sürece müzakere masasına gelmeyecek. Bu nedenle Rasmussen, hem Almanya’nın Taurus konusunda adım atmasını hem de diğer NATO ülkelerinin Ukrayna’ya silah desteğini genişletmesini istedi.
Resmî açıklamalar
Rasmussen, “Putin, savaş alanında kazanabileceğine inandığı sürece, barış sürecine yapıcı bir şekilde dahil olmak için hiçbir teşvike sahip değil,” diyerek mevcut askerî tablonun Moskova’yı caydırmadığını vurguladı. “Bu dengeyi değiştirmek istiyorsak, Ukraynalılara çok daha fazla yardım etmeli ve baskıyı artırmalıyız,” ifadesiyle de çağrısının yalnızca Almanya’ya değil tüm müttefiklere yönelik olduğunu belirtti.
Eski genel sekreter, özellikle Rusya’nın son aylarda yeniden yoğunlaştırdığı füze ve insansız hava aracı saldırılarının, Ukrayna’nın kritik altyapısını ve şehirlerini hedef aldığını, bu yüzden uzun menzilli ve nokta vuruşu yapabilen sistemlerin önem kazandığını anlattı. Bu çerçevede Taurus füzeleri, hem menzili hem de isabet kabiliyeti sayesinde Kiev’in elini güçlendirecek bir kapasite olarak sunuldu.
Almanya’nın tereddüdü ve Taurus’un önemi
Alman yapımı Taurus, yaklaşık 500 kilometre menzile sahip, derinlikteki hedefleri vurabilen, gelişmiş bir seyir füzesi. Rasmussen’in vurgusu da bu noktada: Ukrayna’nın elindeki mevcut seyir füzelerinden daha uzun menzile sahip bu silah, Kiev’e Rusya topraklarının derinliklerindeki askerî ve lojistik noktalara karşı caydırıcılık sağlayabilir.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, nisan ayında Taurus füzelerinin Ukrayna’ya verilmesine “açık olabileceğini” söylemişti; ancak Berlin bu planı henüz hayata geçirmedi. Bir önceki başbakan Olaf Scholz döneminde ise bu tip mühimmatların Ukrayna’ya gönderilmesi, Rus topraklarına yönelik saldırı ihtimali ve çatışmanın tırmanması riski gerekçe gösterilerek reddedilmişti. Berlin’in bu ihtiyatlı tutumu sürerken Rasmussen’in çıkışı, Almanya üzerindeki baskıyı artırmayı hedefleyen açıklamalar arasında yer aldı. Konuya ilişkin Alman hükümetine yorum talebi iletildi, yanıt bekleniyor.
ABD, Trump ve Rusya’ya yaptırımlar
Rasmussen, ABD’nin tutumunda da dalgalanmalar olduğuna dikkat çekti. ABD Başkanı Donald Trump’ın ocak ayında yeniden Beyaz Saray’a dönmesinden bu yana savaşı bitirme yönündeki söylemin öne çıktığını, hatta Trump’ın Putin’le doğrudan temaslar kurduğunu hatırlattı. Buna karşın Rasmussen, “ABD artık daha öngörülemez. Putin’in Alaska’da Trump’la buluştuğunda kırmızı halıyla karşılanmasını hoş değildi,” diyerek Washington’un Rusya’ya verdiği görüntünün zaman zaman müttefikleri rahatsız ettiğini ifade etti.
Yine de Rasmussen, ABD’nin iki büyük Rus petrol şirketine uyguladığı yeni yaptırımları “olumlu bir adım” olarak değerlendirdi ve “Görünüşe göre Başkan Trump, yavaş yavaş Putin’e karşı sabrını yitiriyor. Amerikalıların da, Putin’i bir barış müzakeresine zorlayacaklarsa Rusya üzerindeki baskıyı çok daha fazla artırmaları gerektiğini fark ettiklerini düşünüyorum,” dedi.
Bununla birlikte Rasmussen, Trump’ın Ukrayna’ya silah desteği konusunda hâlâ temkinli olduğunun altını çizdi. Trump’ın pazar günü gazetecilere, ABD’nin Ukrayna’ya Tomahawk füzeleri satmayacağını söylemesini örnek gösterdi. Tomahawk füzeleri Taurus’tan bile daha uzun menzile sahip ve Ukraynalı yetkililer tarafından “oyunun kurallarını değiştirecek” bir kapasite olarak görülüyor; bu nedenle Washington’un bu silahı şimdilik vermek istememesi Kiev açısından bir sınır anlamına geliyor.
Arka plan
Rusya’nın 2022 başındaki tam kapsamlı işgalinin ardından savaş, Moskova’nın hızlı toprak kazanımlarından çok, Ukrayna şehir ve altyapısını yıpratmaya dönük füze, topçu ve İHA saldırılarının öne çıktığı bir yıpratma savaşına evrildi. Böyle bir tabloda Ukrayna’nın, Rusya’nın derinlikteki komuta, mühimmat ve lojistik hatlarını vurabilecek uzun menzilli sistemlere sahip olması, Kiev’in savunmasını olduğu kadar pazarlık gücünü de artıracak bir etken olarak değerlendiriliyor.
Bu yüzden Rasmussen’in çağrısı, yalnızca bir silah transferi meselesi değil; müzakere zeminini değiştirmeye dönük daha geniş bir stratejinin parçası olarak okunuyor. NATO ülkelerinden daha önce de benzer çağrılar gelmiş, Ukrayna dosyası Almanya–ABD koordinasyonunda ele alınırken bazı sistemler kademeli, bazıları ise kısıtlı şekilde gönderilmişti. Taurus meselesi de bu kısıtlı gönderim tartışmalarının merkezinde bulunuyor.













