Rusya-Ukrayna Savaşı Analizi: Stratejik Hata mı, Kışkırtılmış Bataklık mı?
Rusya'nın Ukrayna işgali tarihi bir hata mıydı, yoksa ABD'nin Rusya'yı bir bataklığa çekme planı mıydı? 2025 perspektifiyle bu iki tezi de uzman görüşleriyle inceliyoruz.
YUSUF İNAN / ÖZEL ANALİZ / ANKARA
24 Şubat 2022'de başlayan ve üzerinden üç buçuk yıldan fazla zaman geçen Rusya-Ukrayna savaşı, 21. yüzyılın en kanlı ve jeopolitik açıdan en dönüştürücü çatışması olarak tarihe geçti. Savaşın başlangıcından bu yana, uluslararası ilişkiler arenasında iki temel ve birbiriyle çelişen anlatı hakimiyet mücadelesi veriyor: Bir yanda Rusya'nın affedilmez bir "stratejik hata" yaptığı tezi, diğer yanda ise ABD'nin Rusya'yı bilinçli bir şekilde bir "bataklığa çektiği" tezi. Peki, kanıtlar ve farklı coğrafyalardaki uzmanların görüşleri bu iki anlatıyı ne ölçüde destekliyor?
Tez 1: Rusya'nın Tarihi Stratejik Hatası
Bu argüman, Batı medyasının, Ukraynalı yetkililerin ve Rus muhaliflerin temel dayanağını oluşturuyor. Bu teze göre, Vladimir Putin liderliğindeki Rusya, bir dizi ölümcül varsayım hatası yaparak kendi sonunu hazırlayan bir süreci başlattı.
-
Askeri Yanılgılar: Kremlin'in "özel askeri operasyon" olarak adlandırdığı işgal, birkaç gün içinde Kiev'in düşeceği, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin devrileceği ve Ukrayna halkının Rus askerlerini "kurtarıcı" olarak karşılayacağı varsayımına dayanıyordu. ABD'li askeri analist ve emekli general Ben Hodges, sık sık belirttiği gibi, "Rusya, Ukrayna'nın savaşma azmini ve Batı'nın destek kararlılığını feci şekilde hafife aldı." Savaşın geldiği noktada Rusya, on binlerce askerini, binlerce tankını ve Karadeniz Filosu'nun amiral gemisi Moskva'yı kaybetti. Hava üstünlüğünü hiçbir zaman tam olarak ele geçiremedi. 2023'teki Prigojin ve Wagner isyanı, ordu içindeki derin çatlakları ve komuta zafiyetini gözler önüne serdi.
-
Jeopolitik İntihar: Rusya'nın temel hedeflerinden biri NATO'nun genişlemesini durdurmak ve Ukrayna'nın Batı ile bütünleşmesini engellemekti. Savaş, bu hedeflerin tam tersi sonuçlar doğurdu. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in ifadesiyle, "Putin, NATO'ya beyin ölümü teşhisi koyanları uyandırdı." Tarihsel olarak tarafsız olan Finlandiya ve İsveç NATO'ya katılarak Rusya'nın ittifakla olan sınırını iki katından fazlaya çıkardı. Ukrayna, Batı'ya hiç olmadığı kadar kenetlendi ve ulusal kimliği Rus karşıtlığı üzerine yeniden inşa edildi.
-
Ekonomik Çöküş: Batı'nın uyguladığı eşi benzeri görülmemiş yaptırımlar, Rus ekonomisini küresel sistemden büyük ölçüde izole etti. Başlangıçta enerji fiyatları sayesinde ayakta kalsa da, teknolojiye erişiminin engellenmesi, beyin göçü ve askeri harcamaların GSYİH üzerindeki ezici yükü, uzun vadede Rusya'yı zayıflattı. The Wall Street Journal ve Financial Times gibi yayınlarda yer alan analizler, Rusya'nın ekonomik olarak giderek Çin'e bağımlı hale geldiğini ve küresel bir güçten bölgesel bir aktöre indirgendiğini savunuyor.
Ukrayna perspektifi ise çok daha net. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba'nın sıklıkla dile getirdiği gibi, bu bir "soykırımcı varoluş savaşıdır" ve Rusya'nın hatası, Ukrayna ulusunun bağımsızlık iradesini yok saymasıdır.
Tez 2: ABD'nin Kışkırtması ve Rusya'yı Bataklığa Çekme Planı
Bu anlatı, başta Rusya olmak üzere, Çin, "Küresel Güney" olarak adlandırılan birçok ülke ve Batı'daki bazı "realist" uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından savunulmaktadır.
-
NATO'nun Genişlemesi: Bu tezin merkezinde, NATO'nun Soğuk Savaş sonrası dönemde Varşova Paktı'nın eski üyelerini kapsayacak şekilde doğuya doğru genişlemesi yer alıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in defalarca belirttiği gibi, bu genişleme Rusya'nın "kırmızı çizgilerinin" ihlaliydi ve ülkenin meşru güvenlik endişeleri Batı tarafından sürekli olarak göz ardı edildi.
-
Ukrayna'nın Rolü: Bu argümana göre ABD, 2014'teki Maidan Devrimi'ni (Kremlin'in tabiriyle "darbe") destekleyerek, Ukrayna ordusunu 2014'ten sonra eğitip donatarak ve Ukrayna'yı fiilen bir "NATO askeri üssüne" dönüştürerek Rusya'yı kışkırttı. Chicago Üniversitesi Profesörü John Mearsheimer, bu tezin Batı'daki en bilinen savunucusudur. Mearsheimer'a göre, "Bu krizin temel sorumlusu, Ukrayna'yı Rusya için varoluşsal bir tehdit haline getiren Batı'dır."
-
"Afganistan Modeli": Bu görüşe göre ABD, Sovyetler Birliği'ni Afganistan'da mücahitleri destekleyerek nasıl bir bataklığa çektiyse, aynı stratejiyi Ukrayna üzerinden Rusya'ya karşı uygulamaktadır. ABD'nin Ukrayna'ya savaşı kazanması için değil, savaşı sürdürmesi ve Rusya'yı kanatması için "yeterli" miktarda silah verdiği iddia edilir. Rus devlet kanalı RT ve Sputnik'te yer alan yorumlarda bu, "son Ukraynalıya kadar savaş" stratejisi olarak adlandırılıyor. Bu, Rusya'nın uzun vadede askeri, ekonomik ve demografik olarak zayıflatılmasına yönelik bilinçli bir plandır.
Analiz ve Sentez: İki Anlatı Birbirini Dışlar mı?
Gerçekte, bu iki tez birbirini dışlamak zorunda değildir.
-
Provokasyon ve Tepki: Batı'nın, özellikle ABD'nin, NATO genişlemesi ve Ukrayna'yı silahlandırma politikalarının Rusya tarafından bir provokasyon olarak algılandığı açıktır. Ancak uluslararası hukukta bir provokasyon, başka bir egemen ülkeye karşı topyekûn bir işgal başlatmak için meşru bir gerekçe oluşturmaz. Yani, Rusya kışkırtılmış olabilir, ancak bu kışkırtmaya verdiği orantısız ve yıkıcı tepki, kendi stratejik kararının bir sonucudur.
-
Bataklığa Çekilmek mi, Bataklığa Girmek mi? ABD'nin Rusya'yı zayıflatma arzusunda olduğu bir sır değildir. Ancak Rusya'nın bu tuzağa düşüp düşmemesi kendi analiz ve karar mekanizmalarına bağlıydı. Kremlin'in Ukrayna direncini ve Batı'nın birliğini yanlış hesaplaması, "bataklığa çekilmekten" çok, "gözü kapalı bir şekilde bataklığa atlamaya" benzetilebilir.
-
Mevcut Durum (Ağustos 2025): Savaş, her iki taraf için de ağır kayıpların yaşandığı, cephe hatlarının büyük ölçüde kilitlendiği bir yıpratma savaşına dönüşmüş durumda. Rusya, Ukrayna topraklarının bir kısmını elinde tutsa da, başlangıçtaki hedeflerinin hiçbirine ulaşamadı. Ukrayna ise topraklarını savunmada başarılı oldu ancak ülkenin altyapısı ve demografisi yıkıma uğradı. Bu haliyle savaş, tanım olarak bir "bataklık" haline gelmiştir.
Sonuç:
Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, kendi belirlediği hedefler (NATO'yu durdurmak, Ukrayna'yı kontrol etmek) açısından bakıldığında tarihi bir stratejik hatadır. Ancak bu hatanın koşullarının, ABD ve NATO'nun Soğuk Savaş sonrası dönemde izlediği ve Rusya'nın güvenlik endişelerini göz ardı eden politikalar tarafından hazırlandığı da güçlü bir argümandır.
Nihayetinde, bir ülkenin politikaları diğeri için bir bahane oluştursa da, yüz binlerce insanın ölümüne yol açan bir işgali başlatma kararının nihai sorumluluğu, o emri verenlere aittir. Savaşın sonunda kimin "kazandığı" veya "kaybettiği" ne olursa olsun, 21. yüzyılın küresel düzeni bu çatışma tarafından geri döndürülemez bir şekilde yeniden şekillendirilmiştir.
YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH
Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com













