Şehit Yakınları Sessiz mi Kalmalı? Türkiye’de Barış Adına Atılan Adımlar Vicdanları Sızlatıyor

PKK’nın sözde silah bırakma kararı ve Lozan hedef göstermesi sonrası başlayan yeni süreçte, şehit aileleri ve gaziler sesini yükseltiyor. Çözüm süreci tartışmalarına vicdan, tarih ve sorumluluk ekseninden bakıyoruz.

Şehit Yakınları Sessiz mi Kalmalı? Türkiye’de  Barış Adına Atılan Adımlar Vicdanları Sızlatıyor

Şehit Yakınları Sessiz mi Kalmalı? Türkiye’de “Barış” Adına Atılan Adımlar Vicdanları Sızlatıyor

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

Erdoğan'ın Sözleri ve Gerçeklik Arasında Kalan Şehit Aileleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı mesajında “Terörsüz Türkiye” vizyonunu yinelerken, “şehit yakınları ve gazilerin incitilmeyeceğini” vurguladı. Ancak bu söylem ile sahadaki gelişmelerin çeliştiği, kamuoyunun dikkatinden kaçmıyor. PKK’nın sözde silah bırakma açıklamasında Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası’nı hedef göstermesi, üstelik bu ifadelerin DEM Parti yetkilileri tarafından üstü kapalı ya da doğrudan sahiplenilmesi, toplumsal hafızada derin yaralar açtı.

Şehit aileleri ve gaziler, geçmişte yaşanmış acılar unutulmuş gibi davranılmasına sert tepkili. Bugün gelinen noktada, çözüm süreci adı altında yeniden başlatılmak istenen diyalog çabaları, kamuoyunda “ihanetle barışmak” olarak algılanıyor.

Silah Bırakan mı, Hesap Sormayan mı Haklı?

PKK’nın sözde fesih kararının satır aralarında, silahlı mücadelenin meşru ve haklı olduğuna dair beyanların yer alması, adeta terör geçmişine bir övgü niteliği taşıyor. DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan'ın, bu konudaki sorulara “Süreç ilerlerse muhataplara sorarsınız” şeklinde kaçamak yanıt vermesi, örgüt liderleri Murat Karayılan ve Duran Kalkan'ın da sürecin merkezine alınmak istendiğini gösteriyor.

Öcalan’a atfedilen “demokratik konfederalizm” fikri ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını hedef alan bir siyasi tahayyül olarak gündeme taşınıyor. Bu kapsamda kamuoyunda sorulan en temel soru şu: PKK, gerçekten silah bırakıyor mu, yoksa taktiksel bir geri çekilmeyle yeni bir dönemin altyapısını mı hazırlıyor?

Lozan, Anayasa ve “Yüzleşme” Sloganı Altında İdeolojik Saldırı

DEM Partisi yetkililerinin Lozan Antlaşması’nı ve 1924 Anayasası’nı eleştiren açıklamaları, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerine yönelik ideolojik bir saldırı olarak değerlendiriliyor. Lozan’ın hedefe konulması, sadece diplomatik değil, sembolik bir meydan okumadır.

Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in “tekçi yapının ülkeyi getirdiği nokta” sözleri, aslında çözüm sürecinin bir barış projesi değil, sistem değişikliğini hedefleyen siyasi bir manevra olduğunu düşündürüyor.

“Teröristlere Anma Töreni”, “Şehitlere Sessizlik”

PKK'nın sözde şehit ilan ettiği teröristler için Türkiye'nin farklı noktalarında yapılan anma etkinliklerine karşı sessizlik hâkimken, bu durumdan rahatsızlık duyanların başında gelen Tunceli Valisi görevden alındı.

Bu tablo, kamu vicdanında şu soruyu yükseltiyor: PKK’lılar için gösterilen hoşgörü, neden Aybüke Yalçın, Necmettin Yılmaz, Neşe Alten ve diğer yüzlerce şehit öğretmen için gösterilmiyor?

Açılım Sürecinin Meclis’e Taşınması: MHP ve DEM’in Yakınlaşması

En dikkat çekici gelişmelerden biri ise MHP ile DEM Partisi arasındaki söylem benzerliği. MHP Lideri Devlet Bahçeli, yıllar boyunca ağır dille eleştirdiği çözüm sürecine yeniden kapı aralarken, DEM Partisi yetkilileri bu süreci “tarihsel fırsat” olarak nitelendiriyor.

MHP’nin önerdiği “100 üyeli çözüm komisyonu” DEM tarafından da destekleniyor. Bu durum, şehit ailelerinde haklı bir sorgulama doğuruyor: Dün “vatan hainliği” olarak nitelendirilen şey, bugün “barış ve birlik” adına mı meşrulaştırılıyor?

Halkın Sessizliği Değil, Derin Sessiz Çığlığı

Bu yaşanan gelişmeler karşısında kamuoyunun önemli bir kısmı sessiz kalsa da, bu sessizlik kabullenme değil; sarsılmış bir güvenin ve kırılmış bir vicdanın sessiz çığlığıdır. Şehit aileleri, gaziler ve onların ardında bıraktığı milyonlar, “barış” adı altında bir ideolojik dönüşüm projesinin taşıyıcısı olmak istemiyor.

Barış, geçmişin inkârı ve suçun görmezden gelinmesi üzerine kurulamaz. Eğer gerçekten “şehitlerin ruhunu muazzep etmeyecek” bir Türkiye isteniyorsa, önce onların hesabını vermek gerekir.

www.sehitlerolmez.com


Kaynak: Müyesser Yıldız / 12 Punto