Sessizlik Felaketin Gölgesi midir?

Devlet Bahçeli'nin "Alevi ve Kürt Cumhurbaşkanı Yardımcısı" önerisi siyasette tartışma başlattı. Şehit ailelerine negatif ayrımcılık iddiaları yükselirken, halkın sessizliği kırılma noktasına geldi.

Sessizlik Felaketin Gölgesi midir?

YUSUF İNAN YAZDI...

Sessizlik Felaketin Gölgesi midir?


Türkiye son yıllarda çokça değişen siyasi söylemlerin, inişli çıkışlı stratejik kararların ve halkın sinir uçlarını kaşıyan tartışmaların gölgesinde bir yolculukta. Bu yolculuk her ne kadar “reform”, “kapsayıcılık” veya “temsil adaleti” gibi yaldızlı başlıklarla sunulsa da, satır aralarındaki kopuş sinyalleri görmezden gelinemez hâle geldi.

Kırmızı Çizgiler Nereye Kadar Silinebilir?

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaşına rağmen hâlen siyasetin en etkin figürlerinden biri olduğu inkâr edilemez. Ancak son dönemde dile getirdiği stratejiler, uzun yıllardır savunduğu "bölünmez bütünlük" ilkesini zorluyor. Cumhurbaşkanı yardımcılığı için Alevi ve Kürt kimliklerine özel öneri sunulması, kamuoyunda “sembolik temsilden çok fiili ayrışmanın altyapısı mı hazırlanıyor?” sorusunu akıllara getiriyor.

Bu öneriye DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın “Neden Cumhurbaşkanı da Kürt olmasın?” çıkışı ise siyasette yeni bir tartışma kapısını araladı. Bu ifadeler, sadece temsiliyetle sınırlı değil; Türkiye’nin üniter yapısını zedeleme potansiyeli taşıyan bir zihniyet dönüşümünün işareti olabilir.

Şehit Ailelerine Görünmeyen Duvarlar

Bu ülkede her taşın altında bir şehidin anısı, her bayrağın dalgalanışında bir annenin gözyaşı vardır. Ne yazık ki TBMM sıralarında bir şehit annesi ya da gazinin kızı yokken, terörle iltisaklı geçmişe sahip isimler halkın vergileriyle milletvekili maaşı almakta. Bu durum, sadece “temsilde adalet” ilkesine değil, toplumsal vicdana da ağır bir darbedir.

Bu çarpık temsil yapısı, şehit yakınlarında ‘negatif ayrımcılık’ hissi doğururken; milletin gözünde adalet terazisinin bozulduğunu simgeliyor.

Bu ülkede hâlâ çocukları 7 yıldır Ukrayna'da bir bağ evinde hayatta kalma mücadelesi veren  26 yıldır Şehit Aileleri ve Gazilerin hakkını savunan bir  gazeteci varken, “PKK Lideri Abdullah Öcalan İmralı'da denize girsin, dinlensin” tarzı söylemler, sadece öfke değil, yürek sızısı da üretir.

Tahliyeler, Sessizlik ve Adaletin Erimesi

Sözcü Gazetesi’nin iddiasına göre 200, Bakanlığın cevabına göre ise 17 PKK bağlantılı kişinin AYM kararı gerekçe gösterilerek tahliye edildiği açıklamaları, iktidarın iletişim yönetimindeki zaafı değilse, başka neyle izah edilebilir?

Bütün bu gelişmeler yaşanırken, Türk milleti sessiz. Fakat bu sessizlik, sabrın değil, kırılmanın habercisi olabilir. Tarih, milletin kırmızı çizgilerinin göz ardı edilmesinin nelere yol açtığını defalarca yazmıştır. Bir milletin sabrını sınamak, geleceğini riske atmaktır.

Devletin Kapısını Tekmeleyenler, İtibar Görenler

Devletin kurumlarına yönelik “ Türkiye'ye gelende bakanlıkların kapısını tekmeyle açıyoruz” gibi ifadelerle Youtube videoları yayımlayan kişiler, hâlâ devlet kurumlarında ağırlanabiliyor. Dünya Ahıskalılar Birliği (DATÜB) yöneticilerinin söylemleri, devlet yönetiminde normalleştiriliyor. Bu, sadece siyasi bir skandal değil, aynı zamanda halkla kurulan güven bağının açıkça zedelenmesidir.

Dünya Ahıskalılar Birliği / DATÜB Yöneticisi:

 "Bakanların Kapısını Tekmeyle Açıyoruz" - Video Kaydı

*

*

Aidiyetin Erozyonu, Devletin Meşruiyetini Tehdit Eder

Devletin varlığını halkın aidiyet duygusu besler. Bu aidiyetin zayıfladığı bir iklimde, toplumun ortak değerleri hızla çözülür. Etnik kontenjanlarla devlet yönetimini dizayn etmeye kalkmak, “temsiliyet” adı altında parçalanmaya davetiye çıkarır. Bugün Osmanlı’nın işgal günlerinden konuşmaya başladıysak, sebebi siyasetin hesap hataları ve halkın öfkesini ölçemeyen stratejilerdir.


Tezatlar Saymakla Bitmiyor!

- PKK'lılar AYM'nin "Örgüt Adına Suç İşleme" Maddesini İptal Gerekçesi ile Tahliye Ediliyor

- 26 Yıldır Şehit Aileleri ve Gazilerin Hakkını Savunan Gazeteci, 7 yılı aşkın zamandır  hukuksuz adli kontrol kararları ile Ukrayna'daki evine, ailesine gidemiyor... Türk ve Müslüman kızları Elif ve Ayşe bebekler Ukrayna'da savaşın içinde bırakılıyor.

PKK iltisaklı kişiler TBMM'de milletvekili olarak maaş alıyor.

- TBMM'de bir tane şehit  ve gazi ailesi milletvekili yok...

- DATÜB Yöneticileri; "Türkiye'ye gelende bakanlıkların kapısını tekmeyle açıyoruz" diyor. 

- Hain Ahıska Çeteleri Ukrayna'da dalgalanan Türk bayraklarını indirip çöpe atıyor.

- Ukrayna'da  Fond İnan'ın duvarlarındaki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğraflarını indiriyor.

- Hain Ahıska Çeteleri Ukrayna'da Türk İş İnsanlarını darp ediyor, malına ve işine çöküyor. (Başka hiçbir ülkenin iş insanlarına saldırmıyorlar. Ukrayna Polis kayıtlarına bakılabilir.)

- PKK ve FETÖ iltisaklı kişiler DATÜB / Dünya Ahıskalılar Birliği yöneticisi oluyor.

- Ukrayna'da Türk bayrağını dalgalandıran, Türk Milletini ve Devletini, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı onurlandıran gazeteci ve iş insanı "terörist" ilan ediliyor. 

- Hain Ahıska Çetelerine kol kanat geren, DATÜB Yöneticileri  yönettikleri çetelerle ünlü Gazeteci Uğur Dündar'ı  ölümle tehdit ediyor.

- Bu isimler bakanlıklarda özenle ağırlanıyor!

*

*

*

*

Türk Milleti ne yapmalıdır?

İtibar görmek için Türk bayrağını indirip çöpe mi atmalı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğraflarını mı indirmelidir?

"Bakanlıkların kapısını tekmeyle açıyoruz" mu? demeliler?

Etiketler:
#Bahçeli #ŞehitAileleri #KürtTemsili #PKKTahliyeleri #DevletinBirliği #TBMM #Adalet

YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH

Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com

Web: www.sehitlerolmez.com