Şivan Perver'e babasından ders: Merhum Yunus Aygün ne demişti?

Yazar Yıldıray Çiçek, Şivan Perver’in terör örgütü PKK/YPG lehine ABD’ye yaptığı yardım çağrılarını, babasının "Ben Türk evladıyım" sözleriyle ve tarihi çelişkilerle eleştirdi.

Şivan Perver'e babasından ders: Merhum Yunus Aygün ne demişti?

AHMET TAŞ / ŞEHİTLER ÖLMEZ /

ANKARA, TÜRKİYE — Yazar Yıldıray Çiçek, gerçek adı İsmail olan ve "bölücü ozan" olarak nitelendirdiği Şivan Perver’in, Suriye’deki son gelişmeler üzerine ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik sergilediği "feryat ve yalvarış" dolu tutumunu sert bir dille eleştirdi.

Suriye devletinin, terör örgütü YPG/SDG işgalindeki bölgeleri temizlemeye başlamasıyla birlikte Perver’in kameralar karşısında ağlayarak sergilediği tavrın, sanatçının kendi aile kökeni ve geçmişte yaşadığı fiziksel şiddet olaylarıyla derin bir çelişki içinde olduğu vurgulandı. Bu tutumun, terör örgütünün baskısı altında bir acziyet yansıması olduğu değerlendirilirken; Çiçek, Perver'i babasının mirasına ve Türk soylu kimliğine sahip çıkmaya davet etti.

Babası 'Türk'üm' dedi o PKK için ağladı

Şivan Perver ile ilgili en büyük çelişkilerden birinin, Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde yaşamış olan babası merhum Yunus Aygün’ün açık beyanları olduğu ifade edilmektedir. Aygün, hayattayken yaptığı açıklamalarda, Kürtçe konuşmalarına rağmen kökenlerinin Türk olduğunu ve Karakeçili aşiretine mensup bulunduklarını defalarca vurgulamıştı. Karakeçili aşireti, Oğuzların Bozok koluna ve Kayı boyuna bağlı bir Türkmen/Yörük aşireti olarak bilinmektedir.

Merhum Yunus Aygün’ün, "Ben Türk’üm, Türk evladıyım. Türk bayrağı altında yaşıyorum. Dilimiz Kürt olmuştur ama biz Türk’üz" sözleri, oğlu Perver’in etnik maskeler takınarak bölücülük yapması karşısındaki en büyük tarihi veri olarak gösterilmektedir. Yazıda, bir evladın kendi soyunu ve kökenini inkar ederek kamuoyu önünde ağlayarak sergilediği bu üslubun küçük düşürücü bir nitelik taşıdığı savunulmaktadır.

Avrupa'da PKK dayağı, kameralarda örgüt savunması

Haberde dikkat çekilen bir diğer önemli çelişki ise Şivan Perver’in savunmaya çalıştığı terör örgütü tarafından defalarca darp edilmiş olmasıdır. Avrupa’da verdiği konserlerin defalarca PKK yandaşları tarafından basıldığı, sazının kırıldığı ve bizzat fiziksel saldırıya uğradığı hatırlatılmaktadır. Özellikle 2011 yılında Hollanda’nın Den Haag kentinde gerçekleşen Nevruz konserinde örgüt yandaşlarının sahte bomba ihbarı yapması üzerine Perver’in hoparlörlerden, "Bunlar gibi soytarı olup kendi halklarına saldırmasınlar" diyerek tepki gösterdiği ifade edilmektedir.

Ancak bu sert tutumuna ve 2015 yılında Avrupa’daki bir konserinde yine PKK’lılar tarafından darp edilerek konserinin iptal edilmesine rağmen, Perver’in bugün hala örgüt lehine ABD’ye yalvarması "kişilik bozukluğu" veya "ağır baskı" olarak nitelendirilmektedir. Yazar, Perver’in bu korku çemberinden sıyrılması gerektiğini belirterek, Türk devletinin kendisini bu acziyetten kurtarabileceği mesajını verdi.

Öcalan'ın fesih çağrısı ve kimlik çıkmazı

Yıldıray Çiçek, eleştirisini sadece aile kökeni üzerinden değil, terör örgütünün kurucusu Abdullah Öcalan’ın ifadeleriyle de destekledi. Öcalan’ın bile örgütün ömrünü tamamladığını ve feshinin gerekli olduğunu savunan açıklamalarına yer verildi. Öcalan’ın, "Ayrı ulus-devlet ve idari özerklik çözümleri toplumsal sosyolojiye yanıt vermemektedir" sözleri ve "Benim devletim Türk devletidir" beyanı hatırlatılarak, "Kürdistan" hayallerinin artık bir anlamı kalmadığı ifade edildi.

Sonuç olarak Şivan Perver’e seslenen Çiçek, bölücü dili ve "zehirli sazı" bırakarak Türk-Kürt kardeşliğine hizmet eden bir anlayışı benimsemesi çağrısında bulundu. PKK korkusundan sıyrılmanın ve ABD-İsrail taşeronu terör örgütlerinin peşinden gitmeyi bırakmanın tek onurlu yol olduğu vurgulandı.

www.sehitlerolmez.com