FETÖ, Örgütünü DATÜB Üzerinden mi Yönetiyor?

Ahıska büyüklerinin anlattıkları, yurt dışındaki FETÖ yapılanması ve DATÜB iddiaları. Kazakistan’dan Ukrayna’ya uzanan ağır suçlamalar ve cevapsız kalan sorular üzerine çarpıcı bir köşe yazısı analizi.

FETÖ, Örgütünü DATÜB Üzerinden mi Yönetiyor?

  • Yusuf İnan
  • Gazeteci |Siyasi & Stratejik Analist 

FETÖ, Örgütünü DATÜB Üzerinden mi Yönetiyor?

Bu soru öylesine sorulmuş bir soru değil. Ne bir komplo merakı ne de sansasyon arayışı… Bu soru, aylardır, hatta yıllardır farklı coğrafyalardan gelen, birbirini tanımayan ama neredeyse aynı cümleleri kuran Ahıska büyüklerinin anlattıklarının doğal bir sonucudur.

Son dönemde bana ulaşan mesajların ortak bir dili var: Endişe. Daha da ötesi, hayret ve öfke. Ahıskalıların kanaat önderleri, yaşlıları, dernek yöneticileri ve gençleri aynı şeyi söylüyor:

“Bu olanları herkes biliyor ama kimse konuşmuyor.”

Anlatılanlar öyle kulaktan dolma türden değil. İsim veriliyor, ülkeler sayılıyor, tarihler hatırlatılıyor. Kazakistan’dan Ukrayna’ya,  Fransa'dan, ABD’den Türkiye’ye uzanan geniş bir coğrafyada, FETÖ’nün Ahıska toplumu içindeki yapılanmasına dair son derece spesifik iddialar dile getiriliyor. Ve bu iddiaların merkezine konulan yapı: DATÜB.

“DATÜB İçinde FETÖ ile İrtibatı Olmayan Kimse Yok” İddiası

Ahıska büyükleri çok net konuşuyor. Onlara göre, DATÜB üst yönetiminde bulunan bazı isimler, yıllardır FETÖ’nün mahrem iletişim ağının parçası. Bu kişiler, sadece sempatizan değil; iddialara göre doğrudan örgütsel hiyerarşi içinde görev almış, hatta bazı ülkelerde “imam” olarak anılmış şahıslar.

Özellikle Kazakistan örneği üzerinde duruluyor. Anlatılanlara göre, FETÖ’nün Kazakistan’daki ilk yapılanmasında aktif rol oynayan bazı Ahıskalı isimler, Ahıska gençlerini bizzat Fethullah Gülen’e götürmüş, örgütün devlet içine sızma sürecinde kritik aracılık görevleri üstlenmiş. Bu kişilerden birinin “Kazakistan Ahıska İmamı” olarak bilindiği, FETÖ’nün ülke yapılanmasında en üst kadrolarla doğrudan temas kurduğu ileri sürülüyor.

İddialar bununla da sınırlı değil. FETÖ’nün Kazakistan devleti içinde kadrolaşmasına katkı sağladığı, ekonomik olarak güçlendirdiği, Ahıska gençlerini üniversiteler üzerinden örgüte taşıdığı ve tüm bu sürecin merkezinde aynı isimlerin olduğu söyleniyor. Bugün bu isimlerin DATÜB içinde etkin konumda olması ise Ahıska toplumunda ciddi bir rahatsızlık yaratmış durumda.

Herkes Biliyorsa, Devlet Bilmiyor mu?

Ahıska büyüklerinin en çok sorduğu soru şu:

“Bunu Kazakistan’da herkes biliyorsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bilmiyor mu?”

Bu soru masum değil, ama haklı. Çünkü iddialara göre bu şahıslar Türkiye’ye rahatlıkla girip çıkıyor, bakanlarla, milletvekilleriyle, bürokratlarla temas kuruyor. Dahası, FETÖ’nün yurt dışındaki üst yöneticilerinden aldıkları mesajları farklı ülkelere taşıdıkları, adeta kripto ulaklık yaptıkları ileri sürülüyor.

Ukrayna ayağı ise daha da çarpıcı. Ahıska köylerinin FETÖ’ye açıldığı, bu ülkede “Ahıska İmamı” olarak bilinen bir ismin 15 Temmuz sonrasında da örgütün mahrem yapısında aktif rol aldığı iddia ediliyor. DATÜB toplantılarının, bu mesajların aktarım noktası haline geldiği, talimatların buradan yayıldığı anlatılıyor.

Bu iddialar öyle “bir kişi söylüyor” türünden değil. Ahıska gençleri, büyükleri ve farklı ülkelerdeki dernek yöneticileri aynı çerçeveyi çiziyor. Hatta “kime sorarsanız sorun, anlatır” deniliyor.

Amerika, Ukrayna ve Gençlerin Teslim Edilmesi

ABD’de de benzer bir tablo çiziliyor. Ahıska gençlerinin FETÖ yapılanmasına teslim edildiği, dernek yöneticilerinin bu süreçte aktif rol oynadığı, bugün bile bu ilişkilerin sürdüğü iddia ediliyor. Buradaki en ağır suçlama ise şu:

“Kendi halkını, kendi çocuklarını bile bile ateşe attılar.”

Bu noktada mesele sadece bir örgütlenme iddiası olmaktan çıkıyor; ahlaki bir çöküş iddiasına dönüşüyor.

Bayrak, Provokasyon ve Emir İddiaları

İddiaların en sarsıcı bölümü ise Ukrayna’da Türk bayrağının indirilmesi olayıyla ilgili. Ahıska büyükleri, bu eylemin rastlantısal olmadığını, FETÖ’nün talimatıyla kurgulandığını,  çeteleştirdikleri Ahıska çocuklarına Türk bayrağının indirttirildiğini ileri sürüyor. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın portrelerinin indirilmesi de bu çerçevede anlatılıyor.

Bu iddiaların Ukrayna’ya, Kazakistan’a ve ABD’ye giden üst düzey Türk devlet yetkililerine iletildiği de özellikle vurgulanıyor.

O Zaman Asıl Soru Şu: Neden Harekete Geçilmiyor?

Eğer bu anlatılanlar doğruysa — ki anlatanlar bunun “kanıtsız” olmadığını ısrarla söylüyor — ortada çok ciddi bir güvenlik, istihbarat ve toplumsal temsil sorunu vardır.

Türkiye FETÖ ile mücadelede büyük bedeller ödemiş bir ülke. 15 Temmuz’un acısı hâlâ taze. Bu kadar hassas bir dönemde, yurt dışındaki Türk topluluklarını temsil iddiasındaki bir yapının, böyle ağır ithamların merkezinde yer alması görmezden gelinebilir mi?

Ahıska büyükleri son soruyu net soruyor:

“Bu isimler nasıl olur da tüm dünyada Ahıskalıları temsil eder?”

Bu soru cevapsız kalmamalı. Çünkü mesele sadece DATÜB değil. Mesele, Türkiye’nin yurt dışındaki vatandaşlarıyla, soydaşlarıyla kurduğu bağın güvenilirliği. Mesele, FETÖ ile mücadelenin ne kadar derin ve tutarlı yürütüldüğü.

Eğer Ahıskalıların kendi içinde bu kadar açık konuştuğu iddialar varsa, bu konunun araştırılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Sessizlik bazen suç ortaklığı değildir belki, ama her zaman risklidir. Ve bu kadar çok insan aynı şeyi fısıldıyorsa, devletin artık o fısıltıyı duyması gerekir.

Yusuf İnan

www.sehitlerolmez.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.