Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Berlin'de: Sığınmacıların dönüşü ve yeniden inşa masada
Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Cumhurbaşkanı Steinmeier ile görüşmek üzere Berlin'e tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi.
Ahmet Taş | Şehitler Ölmez
BERLİN, ALMANYA — Suriye'nin geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ülkesinin kuzeyinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile devam eden şiddetli çatışmalar nedeniyle geçtiğimiz Ocak ayında ertelenen tarihi Berlin ziyaretini bugün gerçekleştiriyor.
Aralık 2024'te Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından göreve gelen ve eski bir radikal İslamcı figür olarak bilinen Ahmed Şara, Batı dünyasıyla ilişkileri normalleştirme çabaları kapsamında Avrupa'nın en önemli başkentlerinden birine ayak bastı. Şara'nın Almanya'ya gerçekleştirdiği bu ilk resmi ziyaret kapsamında ilk durağı Bellevue Sarayı oldu ve burada Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile ikili bir görüşme gerçekleştirdi. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Şara, günün ilerleyen saatlerinde Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile de geniş kapsamlı bir heyetler arası görüşme gerçekleştirecek ve ardından liderler ortak bir basın toplantısı düzenleyecek.
Resmî açıklamalar ve görüşmenin ana gündem maddeleri
Alman hükümeti, Şam yönetimi ile yapılacak bu üst düzey temaslara büyük önem atfediyor. Zira masadaki konular, sadece Suriye'nin iç dinamiklerini değil, aynı zamanda Almanya'nın iç siyasetini de doğrudan ilgilendiren kritik başlıklar içeriyor. Alman hükümet sözcüsü Stefan Kornelius tarafından yapılan resmi açıklamada, Başbakan Friedrich Merz ve Suriye Cumhurbaşkanı Şara arasında gerçekleşecek zirvenin ana gündem maddelerinin oldukça yoğun olduğu vurgulandı.
Kornelius'un aktardığına göre iki lider; bölgede giderek tırmanan İran savaşı, Suriye'nin mevcut siyasi açmazları, ülkenin yıkılan altyapısının yeniden inşası için atılacak adımlar ve en önemlisi Almanya'da yaşayan yüz binlerce Suriyeli sığınmacının ülkelerine geri dönüş süreçlerini masaya yatıracak. Alman Dışişleri Bakanlığı da bu diplomatik trafiğe paralel olarak Şara'nın Berlin'de geçireceği süre zarfında sadece siyasilerle değil, aynı zamanda Alman iş dünyasının önde gelen temsilcileriyle de bir araya geleceğini duyurdu. Bu toplantılarda ağırlıklı olarak Suriye'nin savaş sonrası ekonomik toparlanması ve potansiyel yatırım fırsatları değerlendirilecek.
Görüşmelerin somut bir adımı olarak Almanya İçişleri Bakanlığı, Şara'nın temasları öncesinde yeni bir ikili iş birliği inisiyatifini kamuoyuna duyurdu. Buna göre Almanya, Suriye'de yıllarca süren iç savaşın yıprattığı afet yönetimi kapasitesini artırmak ve kurumsal altyapıya destek olmak amacıyla, Suriyeli acil durum personeline yönelik özel bir eğitim programı başlatacak.
Kayıp Alman gazeteci Eva Maria Michelmann'ın durumu
İki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik pazarlıkların gölgesinde kalan ancak Alman kamuoyunun yakından takip ettiği bir diğer hassas konu ise Suriye'de kaybolan Alman gazeteci Eva Maria Michelmann'ın akıbeti. Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeleri sahada yakından takip eden ve bölgeden kritik haberler geçen Michelmann'dan 18 Ocak tarihinden bu yana hiçbir haber alınamıyor.
Bağımsız kaynaklar ve uluslararası medya gözlemcileri, Michelmann'ın bu yılın başında Rakka vilayeti çevresinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimine bağlı düzenli birlikler arasında şiddetlenen çatışmalar sırasında bölgede bulunduğunu ve Şam'a bağlı askeri unsurlarca gözaltına alınmış olabileceğini değerlendiriyor. Dışişleri Bakanlığı sözcüsüne, Başbakan Merz'in Şara ile yapacağı görüşmede bu konuyu masaya yatırıp yatırmayacağı sorulduğunda, sözcü detay vermekten kaçınarak yalnızca "konuyla ilgilendikleri" yanıtını vermekle yetindi. Bu temkinli yaklaşım, Alman basınında hükümetin diplomatik bir krize yol açmamak adına sessiz diplomasi yürüttüğü şeklinde yorumlanıyor.
Almanya'daki sığınmacıların geri dönüş açmazı
Ahmed Şara'nın ziyareti, Almanya'nın kendi iç siyasetinde göçmen karşıtlığının zirve yaptığı bir döneme denk gelmesi açısından büyük önem taşıyor. Göç karşıtı ve aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin anketlerdeki yükselişi, muhafazakâr Friedrich Merz hükümetini göç politikalarında giderek daha sert adımlar atmaya zorluyor. Merz yönetimi, ülkedeki düzensiz göçü engellemeye ve yasal statüsü bulunmayan veya suç işleyen yabancıların geri dönüşlerini hızlandırmaya yönelik çabalarına ivme kazandırmış durumda.
Şu an itibarıyla Almanya sınırları içerisinde, büyük çoğunluğu iç savaşın en kanlı dönemi olarak kayıtlara geçen 2015 yılındaki büyük göç dalgasıyla ülkeye giriş yapmış yaklaşık 1 milyon Suriyeli sığınmacı bulunuyor. Aralık 2024'te on yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın en büyük aktörü Beşar Esad'ın devrilmesinin ve Şara'nın geçici hükümetinin kurulmasının ardından, Alman kamuoyunda "Suriyelilerin artık evlerine dönebileceği" beklentisi oluşmuştu. Ancak aradan geçen zamana rağmen çok az sayıda Suriyeli gönüllü olarak ülkesine kesin dönüş yaptı.
Alman hükümeti ise Suriyelilerin geri dönüşü konusunda kendi içinde oldukça karmaşık ve çelişkili sinyaller veriyor. Başbakan Merz geçtiğimiz yıl yaptığı sert bir çıkışta, "İç savaş bitti, Almanya'ya sığınma için geçerli bir gerekçe kalmadı" ifadelerini kullanarak kapıların artık kapanması gerektiği mesajını vermişti. Hükümet bir yandan gönüllü geri dönüşleri çeşitli teşvik paketleriyle desteklemeye çalışırken, diğer yandan sahadaki gerçekliklerle yüzleşmek zorunda kalıyor. Nitekim Ekim 2025'te Şam'ı ziyaret ederek durumu yerinde inceleyen Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, başkentin sokaklarındaki manzarayı gördükten sonra, "Burada neredeyse hiç kimse insanca yaşayamaz" şeklinde karamsar bir tablo çizmiş ve sığınmacıların kısa vadede kitlesel olarak ülkelerine geri dönmelerinin gerçekçi olmadığını itiraf etmişti. Tüm bu tartışmaların ortasında Merz hükümeti, geçtiğimiz yılın sonlarına doğru ağır suçlara karışmış Suriyelilerin sınır dışı edilme işlemlerini resmen yeniden başlattı, ancak hukuki ve lojistik engeller nedeniyle şu ana kadar yalnızca birkaç sınır dışı vakası gerçekleştirilebildi.
Suriye'deki güvenlik zafiyetleri ve BM'nin savaş suçları raporu
Alman hükümetinin geri dönüşleri hızlandırma arzusu, Suriye'nin içindeki mevcut güvenlik durumuyla sert bir tezat oluşturuyor. Esad rejiminin çöküşü, ülkede beklenen demokratik barış ortamını sağlamaya yetmedi. Suriye'de devasa boyuttaki ekonomik zorlukların ve altyapı çöküşünün yanı sıra, hayati tehlike arz eden ciddi güvenlik tehditleri olanca hızıyla sürüyor.
Esad'ın devrilmesinden bu yana, otorite boşluğundan faydalanan gruplar arasında etnik ve mezhepsel çatışmalar şiddetlendi. Önce Alevi ve Dürzi azınlıklara, ardından da Kürt nüfusa yönelik etnik, dini, siyasi ve ekonomik ayrılıkların beslediği çok sayıda kanlı saldırı ve intikam eylemi düzenlendi. Nitekim Ahmed Şara'nın başlangıçta Ocak ayında yapmayı planladığı Berlin ziyaretinin ertelenmesinin ana nedeni de, ülkesinin kuzey kesimlerinde Kürt savaşçılar ile Şam'ın merkezi güçleri arasında patlak veren şiddetli çatışmalardı.
Bölgedeki insan hakları ihlalleri, uluslararası kuruluşların da radarında. Şara'nın Almanya ziyareti, Birleşmiş Milletler'in (BM) Suriye'deki duruma ilişkin hazırladığı son derece sarsıcı bir raporun yayımlanmasından sadece birkaç gün sonrasına rastlıyor. BM, geçtiğimiz hafta kamuoyu ile paylaştığı kapsamlı raporunda, Temmuz 2025'te Süveyda bölgesinde meydana gelen şiddet olaylarına geniş yer ayırdı. Rapora göre, Dürzi azınlığa mensup savaşçılar ile bölgedeki Sünni Bedevi silahlı grupları arasında yaşanan kanlı çatışmalarda bin 700'den fazla insan hayatını kaybetti, 200 bin kişi ise evlerini terk ederek mülteci durumuna düştü. Daha da vahimi, BM uzmanları bu çatışmalar sırasında "yargısız infazlar, sistematik işkence, esir alınan kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddet ve köylerdeki evlerin kasten yakılması" gibi uluslararası hukuka göre savaş suçu ve insanlığa karşı suç teşkil eden eylemlerin işlendiğine dair güçlü kanıtlar bulunduğunu bildirdi.
Bölgesel güçlerin varlığı ve insan hakları endişeleri
Suriye'nin kendi iç dinamiklerindeki çatışmaların ötesinde, ülkenin toprak bütünlüğü üzerindeki uluslararası gölge de kalkmış değil. Hem Türkiye hem de İsrail ordularının Suriye toprakları içerisindeki stratejik varlığı ve askeri operasyonları devam ediyor. Özellikle İsrail, İran destekli milis güçlerini ve silah sevkiyatlarını gerekçe göstererek Suriye'nin farklı bölgelerine ve başkent Şam çevresine zaman zaman ağır hava saldırıları gerçekleştirmeyi sürdürüyor.
Güvenlik sorunlarına ek olarak, Şara yönetiminin iç politikada attığı adımlar da Avrupa başkentlerinde ve insan hakları savunucuları arasında derin endişelere yol açıyor. Geçiş dönemi Cumhurbaşkanı'nın eski radikal geçmişi, uygulanan yeni politikalarda kendini hissettiriyor. Başkent Şam da dahil olmak üzere ülkenin birçok bölgesinde alkol satışının yasaklanması, turistik bölgelerde ve plajlarda bikini yasağı gibi katı muhafazakâr uygulamaların devreye sokulması, azınlıklar ve seküler kesim üzerinde kişisel özgürlüklere müdahale endişesini artırıyor. Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) gibi kuruluşlar, böyle baskıcı ve güvensiz bir ortamın hakim olduğu bir ülkeye, Avrupa'daki Suriyeli sığınmacıların güvenli bir şekilde geri dönmelerinin beklenemeyeceğini belirterek, Avrupa Birliği ülkelerine sınır dışı uygulamalarını durdurma çağrısında bulunuyor.
Kürt derneklerinden Merz hükümetine sert tepki ve protestolar
Ahmed Şara'nın Berlin'de kırmızı halıyla karşılanması, Almanya'da yaşayan çeşitli diaspora gruplarının, özellikle de Kürt organizasyonlarının büyük tepkisini çekti. Almanya genelinde faaliyet gösteren Kürt derneklerinin en büyük çatı örgütü olan KGD, Şara'nın sadece siyasi bir lider değil, aynı zamanda geçmişte yaşanan "çok sayıda insan hakları ihlali, savaş suçu ve insanlığa karşı suçtan doğrudan veya dolaylı olarak sorumlu" bir figür olduğunu ileri sürerek Alman hükümetinin bu diplomatik misafirperverliğini kınadı.
Bir diğer etkili örgüt olan Almanya Kürdistanlılar Konfederasyonu (KON-MED) ise yaptığı yazılı basın açıklamasında şu sert ifadelere yer verdi: "Suriye'nin geçiş dönemi Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan bu şahsın Berlin ziyareti, Suriye'de Aleviler, Dürziler, Kürtler ve Hristiyan azınlıklar başta olmak üzere farklı kesimlere yönelik sistematik saldırıların tüm hızıyla sürdüğü karanlık bir dönemde gerçekleşmektedir. Alman hükümetinin bu kabulü, sahada yaşanan ağır hak ihlallerinin ve işlenen insanlık suçlarının ticari ve siyasi çıkarlar uğruna görmezden gelindiği mesajını vermektedir."
Bu gergin atmosferin sokaklara da yansıması bekleniyor. Şara'nın Başbakanlık binasında Friedrich Merz ile görüşeceği saatlerde, Berlin'in merkezinde çok sayıda sivil toplum kuruluşu, insan hakları aktivisti ve mülteci hakları savunucusunun katılımıyla sığınmacıların Suriye'ye zorla geri gönderilmesine ve Şara'nın ziyaretine karşı geniş çaplı bir protesto gösterisi düzenlenmesi planlanıyor.
Tüm bu tartışmalara rağmen Şara, diplomatik izolasyonu kırma stratejisine hız kesmeden devam ediyor. Göreve geldiği Aralık 2024'ten bu yana oldukça yoğun bir dış diplomasi trafiği yürüten Suriye lideri, bölge ülkelerinden Türkiye ve Suudi Arabistan'ı ziyaret etmesinin yanı sıra, küresel güçler Rusya, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri'ne de resmi ziyaretlerde bulundu. Batılı devletler, 14 yıllık yıkıcı ve yorucu bir iç savaşın ardından, geçmişi ne olursa olsun eski bir radikal İslamcı olan Şara'nın ülkede dağılan merkezi otoriteyi yeniden kurması ve bölgesel istikrarı sağlaması umuduyla, uzun yıllardır uygulanan ağır ekonomik ve siyasi yaptırımları aşamalı olarak kaldırma yoluna gitmişti. Berlin'deki bugünkü görüşmelerin, Suriye'nin Avrupa ile olan ilişkilerinin geleceğini ve milyonlarca sığınmacının kaderini belirlemede kritik bir dönüm noktası olması bekleniyor.













