Suriye’de terörle entegrasyon krizi: PKK/YPG ve SDG krizi büyüyor
Gazeteci Müyesser Yıldız, Suriye'de SDG ve Şam yönetimi arasındaki entegrasyon tartışmalarını ve Trump döneminin Türkiye için olası risklerini analiz etti.
Ahmet Taş / Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — Gazeteci Müyesser Yıldız, Suriye’nin kuzeyinde son dönemde yoğunlaşan "terör örgütü unsurlarının devlet kurumlarına entegrasyonu" tartışmalarının, Türkiye’nin sınır güvenliği ve iç siyaseti üzerinde geri dönülemez stratejik riskler oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Suriye'de Colani-Şara yönetimi ile terör örgütü PKK/YPG’nin ana gövdesini oluşturduğu SDG arasındaki "entegrasyon" pazarlıkları, bölgesel dengeleri sarsmaya devam ediyor. 18 Ocak 2026 tarihinde duyurulan son anlaşma, terör örgütü elebaşlarının devlet kademelerinde görev almasından özerk yapıların yasal güvenceye kavuşturulmasına kadar pek çok tartışmalı maddeyi içeriyor. Gazeteci Müyesser Yıldız, bu sürecin Türkiye’deki "yeni çözüm süreci" tartışmalarıyla paralel yürüdüğüne dikkat çekerek, Suriye’deki modelin Türkiye için bir "ön uygulama" olup olmadığını sorguluyor.
SDG’nin entegrasyonu ve siyasi temsil tartışmaları
Haseke ve Kamışlı ekseninde yürütülen müzakerelerde, SDG elebaşısı Mazlum Kobani’nin Savunma Bakan Yardımcılığı veya valilik gibi üst düzey makamlar için aday önermesi gündeme geldi. Anlaşma taslağına göre, terör örgütü bileşenlerinin Suriye Halk Meclisi’nde temsil edilmesi ve askeri birliklerin Kürt köylerine girmemesi gibi kritik maddeler üzerinde duruluyor. Yıldız, bu durumu "teröristbaşının savunma bakanı olması" ihtimali üzerinden değerlendirerek, meşrulaştırma çabalarının ulaştığı boyuta işaret ediyor.
Trump ve ABD’nin bölge politikasındaki değişim
ABD’de yeniden yönetime gelen Donald Trump’ın Suriye politikası, bölgedeki aktörler tarafından yakından takip ediliyor. Trump’ın 2026 bütçesinden SDG’ye pay ayırması ve askeri lojistik yardımları sürdürmesi, "PKK’yı sattı" iddialarıyla çelişiyor. Yıldız’ın analizine göre, Trump yönetimi Colani-Şara yönetimini IŞİD’le mücadelede yeni partner olarak konumlandırırken, SDG’nin mevcut yarı özerk yapısını daha geniş bir idari payla sistem içine dahil etmeyi amaçlıyor. Bu strateji, bölgedeki Kürt yapıların Suriye anayasasında güvence altına alınması talebiyle de örtüşüyor.
Türkiye için "model" tehlikesi mi?
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Suriye’deki etnik ve dini grupları esas alan yeni anayasa ve "başkanlık sistemi" önerileri, sürecin Türkiye ayağındaki yansımaları olarak görülüyor. Yıldız, 2013 yılındaki çözüm sürecinde gündeme gelen "güvenlik birimlerinde temsil" talepleriyle bugün Suriye’de konuşulan "Savunma Bakanlığı" teklifleri arasındaki benzerliğe dikkat çekiyor. "Terör örgütünün entegrasyonu projesi önce Suriye’de uygulanıp sonra Türkiye’ye mi uyarlanacak?" sorusu, önümüzdeki dönemin en kritik tartışma konusu olmaya aday görünüyor.
Barış Pınarı’ndan bugüne değişen dengeler
2019 yılındaki Barış Pınarı Harekâtı sonrası imzalanan 120 saatlik çekilme anlaşmalarının PKK/YPG tarafından ihlal edildiği, örgütün "Rojava" bölgesinde devletleşme çabalarını sürdürdüğü görülüyor. Bugün gelinen noktada, iktidar medyasının "YPG diz çöktü" manşetlerinin aksine, örgütün siyasi bir aktör olarak meşruiyet kazanma sürecine girdiği savunuluyor. Türkiye’nin Suriye vatandaşlığı ve Kürtçe eğitim gibi kavramlar üzerinden yürüttüğü tartışmaların, sınırın her iki yanındaki terör unsurlarının geleceğini nasıl şekillendireceği belirsizliğini koruyor.













