Suriye’de yeni denklem: Şara dönemi ve örgütlerin geleceği

Ankara kulislerinde Suriye'deki hızlı değişim analiz ediliyor: Ahmet El Şara'nın "Yeni Suriye" planı, Kalkınma Yolu projesi ve SDG-PKK hattını bekleyen yeni süreç.

Suriye’de yeni denklem: Şara dönemi ve örgütlerin geleceği

Ahmet Taş / Şehitler Ölmez

ANKARA, TÜRKİYE — Suriye’de Ahmet El Şara liderliğinde yaşanan hızlı değişim, Orta Doğu’da devlet merkezli yeni bir denklemin kapısını aralarken, bölgedeki silahlı örgütlerin geleceğine dair kritik soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Siyaset kulislerinde ve istihbarat kaynaklarında yapılan analizler, Suriye’deki bu süreci sadece bir yönetim değişikliği olarak değil; ABD’den Avrupa’ya, Rusya’dan Türkiye’ye uzanan geniş bir çıkar birliğinin sonucu olarak nitelendiriyor. 2024 yılı sonunda Şara’nın İdlip’ten Şam’a geçişiyle somutlaşan "Yeni Suriye" vizyonu, bölgede devlet dışı aktörlerin (SDG, PKK, HTŞ vb.) devre dışı bırakılacağı bir ekonomik ve stratejik hat inşasını önceliklendiriyor. Özellikle Kalkınma Yolu projesi ve enerji hatları üzerindeki yeni planlar, batılı ülkelerin bölgeye bakışını kökten değiştirirken, Türkiye'nin sınır güvenliği açısından da yeni bir fırsat penceresi açıyor.

Kalkınma Yolu ve enerji parametreleri

İstihbarat kaynaklarına göre, Suriye’deki değişimin arkasındaki temel itici güçlerden biri enerji ve lojistik güvenliği. Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’nın gaz ve petrol arzında yaşadığı sıkıntılar, bölgede istikrarlı devlet yapılarının varlığını zorunlu kılıyor. Kalkınma Yolu projesiyle entegre edilecek yeni enerji hatları, Batılı ülkelerin bölgeye ilgisini SDG gibi örgütlerden alıp meşru devlet yapılarına kaydırdı. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın "İşbirliğinde önceliğimiz devletler olur" açıklaması, bu stratejik makas değişikliğinin en somut kanıtı olarak görülüyor.

Türkiye'nin değişen bölge politikası

Bu yeni dizayn sürecinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın izlediği politika değişikliği dikkat çekiyor. Ankara'nın Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri ile sorunlarını çözmesi, bölgedeki "yeni gerçekliklere" göre tavır geliştirdiğini gösteriyor. SDG’nin ise bölgedeki bu büyük fotoğrafı okuyamadığı, ideolojik reflekslerle maksimalist söylemlerin peşinden gittiği analiz ediliyor. Türkiye’nin sınırında özerk silahlı bir yapıya izin vermeyeceği konusundaki kararlı tutumu, Şara yönetiminin BM ve Davos gibi uluslararası platformlarda kabul görmesiyle daha güçlü bir zemine oturdu.

Trump yönetimi ve bölgenin geleceği

Donald Trump yönetiminin bölgeye yaklaşımı, "kâr-zarar" dengesi ve askeri varlığı azaltma hedefi üzerine kurulu. Trump ve Barrack ekibinin, bölgedeki enerji anlaşmalarını sağlama aldıktan sonra denetimi Türkiye’nin hamiliğine bırakma olasılığı Ankara kulislerinde ciddi şekilde tartışılıyor. Fırat’ın doğusundaki dengelerin değişebileceği, hatta Haseke gibi kritik noktalara atanacak isimlerin SDG onayı dışında belirleneceği konuşuluyor.

Saha gerçekleri ve Kürt siyaseti

Suriye’deki Arap aşiretlerinin saf değiştirmesi ve PKK/SDG hattının saha gerçeklerini okuyamaması, süreci hızlandıran bir diğer etken oldu. Bölgedeki Kürt siyasetçiler, Türkiye ve Suriye arasındaki 10 Mart anlaşmasının SDG’yi "oyun bozan" durumuna düşürdüğünü ifade ediyor. Analistler, Suriye’deki 1,5 milyon Kürt’ün geleceği için Türkiye sınırları içindeki 15 milyon Kürt’ün haklarını ve bölgesel istikrarı tehlikeye atan politikaların artık sürdürülebilir olmadığını vurguluyor.

www.sehitlerolmez.com

Kaynak: Nuray Babacan / Nefes