Taha Akyol’dan Ukrayna analizi: Washington’daki zirveden iyimser hava, garantiler tartışması

Taha Akyol, Washington temasları sonrası Ukrayna dosyasında “iyimser hava”nın güçlendiğini; olası Trump–Putin–Zelenski zirvesinde güvenlik garantileri ve Avrupa’nın güvenliğinin belirleyici başlıklar olacağını yazdı.

Taha Akyol’dan Ukrayna analizi: Washington’daki zirveden  iyimser hava, garantiler tartışması

Taha Akyol’dan Ukrayna analizi: Washington’daki zirveden “iyimser hava”, garantiler tartışması

YEREL GÜNDEM / ANKARA

Zirveden yansıyan tablo: İyimserlik ve temkin

Karar yazarı Taha Akyol, 22 Ağustos 2025 tarihli değerlendirmesinde Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ve Avrupa liderlerinin temaslarından “iyimser bir hava” çıktığını yazdı. Akyol’a göre, Avrupalı liderlerin Trump’a yönelik güvensizliğinden kaynaklanan endişeler kısmen hafiflemiş görünüyor. Zelenski’nin “Bugün önemli bir adım atıldı. Avrupa ile ABD arasındaki gerçek birliğin göstergesi” sözleri de bu havayı destekliyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın “iki önemli sonuç” olarak Ukrayna’nın güvenliği ve Trump–Putin–Zelenski üçlü zirvesinin kesinleşmesini vurguladığı aktarılıyor.

Trump faktörü: “Herhangi bir anlaşma” endişesi

Akyol, Trump’ın öngörülemez kişiliğinin başlı başına bir risk başlığı olduğunu belirtiyor. BBC’nin Trump’ın yaklaşımını “herhangi bir anlaşma” şeklinde özetlediğini hatırlatan Akyol, Trump’ın seçim döneminde verdiği “savaşları bitirme” ve Ukrayna savaşını “bir günde bitirme” vaadinin içerikten ziyade sonuç odaklı bir anlaşmayı öncelediği kaygısını gündeme getiriyor. Akyol, Trump’ın kişisel prestij arayışını öne çıkararak Nobel Barış Ödülü motivasyonuna da atıf yapıyor; bu yaklaşımın Ukrayna’nın geleceği ve Avrupa güvenliği açısından ilave soru işaretleri doğurduğunu savunuyor.

Zelenski’nin iki şartı: Güvenlik garantileri ve Avrupa aidiyeti

Yazıda, Zelenski’nin Rusya karşısında Ukrayna’nın güvenliğini sağlayacak “sağlam garantiler” ile “ortaklık” başlığı altında Avrupa ailesine aidiyeti öne çıkardığı ifade ediliyor. Ukrayna’nın kısa vadede NATO’ya alınmasının masada olmadığı yorumu yapılırken, Avrupa yapılarıyla daha güçlü entegrasyonun önemine dikkat çekiliyor. Akyol, sahadaki gerçeklik ve diplomatik belirsizlikler nedeniyle Zelenski’nin ölçülü bir toprak tavizine razı olabileceğine ilişkin uluslararası yorumların bulunduğunu not ediyor; buna rağmen güvenlik garantileri konusundaki ısrarın “yerden göğe haklı” olduğunu vurguluyor.

Budapeşte Muhtırası hatırlatması: Garanti deneyimi ve kırılma

Akyol, 5 Aralık 1994 tarihli Budapeşte Muhtırası’nı hatırlatarak, dönemin ABD Başkanı Bill Clinton ve Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin’in, Ukrayna lideri Leonid Kuçma ile birlikte Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne güvence verdiğini; karşılığında Ukrayna’daki Sovyet nükleer silahlarının Rusya’ya devredildiğini anımsatıyor. Bu tarihsel referans, bugün talep edilen “garantilerin” yalnızca siyasi beyanlarla sınırlı kalmaması gerektiği yönündeki tartışmaları güçlendiriyor. Akyol, Trump’ın daha önce askeri yardımların maliyetini Ukrayna’dan talep ettiği yönündeki tutumunu da eleştirel bir not olarak aktarıyor.

Putin’in hedefleri ve sahadaki denge

Yazıda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “irredantist” bir çizgide, kaybedildiğini düşündüğü toprakları geri alma iddiasıyla hareket ettiğine işaret ediliyor. 2014’te Kırım’ın ilhakı ve 2022’de geniş çaplı işgalin başlatılması, bu yaklaşımın dönüm noktaları olarak anılıyor. Akyol, Putin’in 21 Şubat 2022 konuşmasında Donetsk ve Luhansk için kullandığı “bizimle kan bağı olan insanlar” söylemini ve “neo-Nazi” iddialarını hatırlatıyor; bugün ise Kırım’dan kuzeye uzanan bir koridor boyunca Ukrayna’nın doğusunda Rus işgalinin sürdüğünü vurguluyor. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Alaska temaslarına “Sovyetler Birliği” yazılı tişörtle katılmasını sembolik bir gönderme olarak yorumluyor.

Gazze ve bölgesel duyarlıklar

Akyol, Trump’ın Orta Doğu yaklaşımını da ele alarak Gazze bağlamındaki değerlendirmelerini paylaşıyor; Arap ülkelerinin tutumunu “pasiflik” olarak nitelendiriyor. Bu çerçeve, Ukrayna dosyasıyla birlikte Washington ve Avrupa başkentlerinde güvenlik mimarisine dair yürüyen daha geniş bir tartışmanın parçası olarak sunuluyor.

Sonuç: Üçlü zirve ihtimali, belirsizlik ve “garanti”lerin sınavı

Akyol’un analizine göre, Trump’ın Putin’le yapması beklenen görüşmenin ardından muhtemel bir Trump–Putin–Zelenski üçlü buluşmasının içeriği ve çıktıları kritik olacak. Washington’dan yayılan iyimser havaya rağmen, Ukrayna’nın güvenliğini somutlaştıracak “garantilerin” niteliği, Avrupa’nın güven hissi ve sahadaki dengeyi etkileyecek en belirleyici unsur olarak öne çıkıyor. Akyol, Ukrayna krizinin ölçeğini İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki Tahran ve Yalta konferanslarıyla kıyaslıyor ve “Rusya, Ukrayna’da bari durdurulmalıdır” ifadesiyle stratejik eşik vurgusu yapıyor.


Etiketler:
#Ukrayna #Trump #Zelenski #garantiler #Budapeşte #Putin #Avrupa #diplomasi

www.yerelgundem.com