Tahran'da Hayat Durdu: İsrail Saldırıları Altında İran Halkı Şokta

İsrail ve İran arasındaki son çatışmalar sivilleri doğrudan hedef aldı. Tahran’da halk şok, korku ve belirsizlik içinde yaşıyor. İranlılar ne yapacaklarını bilemiyor. Saldırıların boyutu, etkisi ve siyasi yansımaları detaylı şekilde değerlendiriliyor.

Tahran'da Hayat Durdu: İsrail Saldırıları Altında İran Halkı Şokta

Tahran'da Hayat Durdu: İsrail Saldırıları Altında İran Halkı Şokta

YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE

Tahran sokaklarında korku, belirsizlik ve sessizlik hâkim

Orta Doğu’daki gerilim, son günlerde sıcak çatışmaya dönüştü. İsrail, İran’ın nükleer programını hedef alan son yılların en kapsamlı hava saldırılarını başlattı. İran ise misillemelerle karşılık veriyor. Bu karşılıklı saldırılar, sadece askeri değil, sivillerin de yaşamını doğrudan etkileyen sonuçlar doğurdu.

İran’ın başkenti Tahran başta olmak üzere birçok şehirde sivillerin yaşadığı bölgeler hedef alındı. Resmi kaynaklara göre şu ana kadar 128 İran vatandaşı yaşamını yitirdi. İsrail’de de can kaybı 10 olarak açıklandı. Ancak gerçek tablo, rakamların çok ötesinde. Tahran’da halk şok içinde ve ne yapacağını bilmiyor.

Sirenler yok, uyarı yok: “Hayatlarımız artık umursanmıyor”

BBC Farsça Servisi’ne konuşan bir kadın, iki gecedir uyuyamadığını belirtiyor. Çocukluğunda yaşadığı İran-Irak Savaşı’nı hatırlatarak, “O dönem sirenler olurdu, en azından uyarılırdık. Şimdi ne siren var ne bilgi. Sanki yetkililer artık hayatlarımızı önemsemiyor” diyor.

Bir başka Tahranlı ise uzun kuyruklar nedeniyle benzin istasyonu bulmakta zorlandığını, bazı marketlerin önünde raflar boşalmadan alışveriş yapabilmek için saatlerce beklediklerini anlatıyor.

Sevdiklerimizi bırakıp nereye gidelim?

Birçok kişi şehir dışına kaçmayı düşünüyor. Ancak çoğu, yaşlı ebeveynleri ya da çocukları olduğu için kalmak zorunda. “Sevdiklerimizi bırakıp gitmek, onları tehlikeye atmak gibi olur. Felç olmuş gibiyiz” sözleri, yaşanan psikolojik tıkanmayı özetliyor.

İran’da internet bağlantıları zayıfladı, iletişim kurmak güçleşti. Yurt dışında yaşayan milyonlarca İranlı, sevdiklerinden bir mesaj alabilmek için günlerdir telefonlarına kilitlenmiş durumda.

İsrail'den gelen mesajlar, korkuyu büyüttü

Bazı vatandaşlar, cep telefonlarına İsrail ordusu tarafından gönderildiği iddia edilen uyarı mesajlarını gösteriyor. Mesajlarda, askeri bölgelerin yakınından uzak durmaları isteniyor. Ancak halk, “Neresi askeri, neresi sivil bilmiyoruz. Yaşam alanlarıyla üsler iç içe” diyerek endişelerini dile getiriyor.

Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran halkına rejimi devirmeleri çağrısı yaptı. Ancak ülkede güvenliğini ön planda tutan çoğunluk, bu çağrıya sessiz.

Hamaney sahneye çıktı, "intikam" söylemi medyada yükseldi

Saldırıların ilk gününde İranlı yetkililer sessizliğini korudu. Ne bir bilgilendirme ne bir yönlendirme geldi. Ancak Cuma öğleden sonra İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, halka hitap etti. Sert açıklamalarla “İsrail diz çökecek” mesajı verdi.

Ardından İran, Tel Aviv’e balistik füzeler gönderdi. Devlet televizyonu bu anları canlı yayında paylaştı ve “İsrail’in korktuğu” söylemini manşetlere taşıdı. Medya, bir anda “zafer anlatısı”na geçti.

Gerçekler: Hasarın boyutu ve halkın çaresizliği

Ancak sahada yaşananlar medya söylemiyle örtüşmüyor. Tahran’da sokaklar sessiz, insanlar korku içinde. Fordo, Natanz ve İsfahan’daki nükleer tesislerin hedef alınması, İran hava savunma sistemlerine dair ciddi soruları gündeme getirdi.

Cumartesi sabahı erken saatlerde hâlâ Tahran semalarında insansız hava araçları görülüyordu. Bazı eyaletlerde valiler can kayıplarını duyurdu ama genel tablo hakkında hâlâ kapsamlı bir bilgi yok.

Halk çaresiz: “Savaş başladı mı bilmiyoruz bile”

Devlet televizyonunda hâlâ “her şey kontrol altında” deniliyor. Ancak halkın temel sorusu yanıt bekliyor:

“Savaşa mı girdik?”

Ekmek, pirinç ve yağ gibi temel ihtiyaçlar stoklanmaya başladı. Panik büyüyor. İran İçişleri Bakanı ise halka “Sakin olun, resmi açıklamaları bekleyin” çağrısı yaptı. Ancak bu çağrılar, güven vermekten çok kontrol sağlamaya yönelik algılanıyor.

Ülkede medya, "direniş" ve "intikam" temasını işlerken; sokaklarda korku, belirsizlik ve umutsuzluk hâkim. İran halkı, yeniden bir savaşın gölgesinde yaşamanın psikolojik yıkımını yaşıyor.

Üstelik bu kez ne bir sığınak, ne bir siren, ne de bir güvenlik planı var.


www.yerelgundem.com