Terörün Sonu, Siyasetin Dönüşümü: Yeni Türkiye İçin Tarihi Eşik

PKK’nın silah bırakması sonrası Türkiye yeni bir siyasal döneme giriyor. Bu tarihi eşik, siyasetin demokratikleşmesi, partilerin dönüşümü ve toplumsal sözleşmenin yeniden yazılması için büyük bir fırsat sunuyor.

Terörün Sonu, Siyasetin Dönüşümü: Yeni Türkiye İçin Tarihi Eşik

Terörün Sonu, Siyasetin Dönüşümü: Yeni Türkiye İçin Tarihi Eşik

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

PKK’nın silah bırakması Türkiye’yi nasıl dönüştürebilir?

PKK’nın silah bırakma ve kendini feshetme kararı, Türkiye açısından yalnızca bir güvenlik sorununun çözümü değil; aynı zamanda siyasal düzenin, toplumsal sözleşmenin ve demokratik sistemin yeniden inşası için tarihi bir fırsat sunuyor. İlk kez, siyaset terörün gölgesi olmadan şekillenme imkânı bulurken, bu yeni dönemin nasıl yapılandırılacağı sorusu tüm partilerin önünde ciddi bir sınav olarak duruyor.

Terör sonrası siyaset: Güvenlik merkezli anlayıştan demokratik topluma geçiş

Terör ortamı, uzun yıllar boyunca Türkiye’deki siyasal dilin, vatandaşlık tanımının ve kamu düzeni anlayışının belirleyicisi oldu. PKK’nın silahlı varlığı, hem iktidar hem de muhalefet partilerini sınırlandırdı. Bu ortamda milliyetçi refleksler, güvenlik politikaları ve kutuplaştırıcı dil siyaseti domine etti. Ancak silahların susmasıyla birlikte, siyasal alanın yeniden tanımlanması kaçınılmaz hale geldi.

Artık siyaset, şiddet-ihanet ikilemi içinde değil; eşit vatandaşlık, hak temelli temsil ve anayasal güvenceler ekseninde şekillenmek zorunda. Bu yalnızca bir normalleşme süreci değil, gerçek bir demokratikleşme eşiği.

AK Parti için tarihi bir yenilenme fırsatı

AK Parti’nin 2002-2015 döneminde Kürt meselesiyle ilgili attığı reformist adımlar, çözüm süreci ve demokratik açılım politikaları dikkat çekmişti. Ancak 2015 sonrası yaşanan çatışmalar, FETÖ darbe girişimi ve güvenlik tehditleriyle partinin yönelimi sertleşti. Bugün geldiğimiz noktada ise şiddet tehdidinin ortadan kalkması, AK Parti’yi yeniden kuruluş felsefesine dönmeye zorlayabilir.

Bu dönüşüm için partinin dört boyutlu bir strateji izlemesi gerekiyor: Söylemsel reform ile hak temelli birliktelik vurgusu yapılmalı; kurumsal reformlarla anayasal düzen güçlendirilmeli; halkı merkeze alan politik bir yaklaşıma geçilmeli ve liyakat esaslı kadro yenilenmesi sağlanmalı. Aksi halde, “Terörsüz Türkiye” vizyonu yalnızca retorikte kalır.

Diğer partiler için değişim nasıl şekillenebilir?

CHP, silahların susmasıyla birlikte merkez solun demokratik temsilini yeniden tanımlama imkânı yakalayabilir. Ancak bunun için ulusalcı çizgiyle demokratik çoğulculuk arasında yeni bir denge kurması şart.

MHP için süreç daha avantajlı. Güvenlik eksenli politikaların taşıyıcısı olan parti, şiddetin sona erdiği bir ortamda daha yapıcı bir milliyetçilik tanımı geliştirme şansına sahip. Bu, hem tabanını korur hem de siyasetteki pozisyonunu güçlendirir.

DEM Parti ise silahlı örgütle arasına net bir mesafe koyarak meşru siyaset alanında güç kazanma yoluna gidebilir. Etnik temsile dayalı yapıdan çoklu temsiliyete geçiş, partinin ülke genelinde etkili olmasının önünü açar.

Yeni anayasa ve demokratik sözleşme ihtiyacı

Sadece siyasi aktörlerin söylem ve stratejilerinde değil, anayasal ve yasal çerçevede de köklü değişiklikler gerekiyor. Toplumun tüm kesimlerini kapsayan, vatandaşlık haklarını garanti altına alan, etnik, dini ve kültürel farklılıkları tanıyan bir anayasa, bu yeni dönemin temel taşı olmalı.

Türkiye’de hukuk devleti, ifade özgürlüğü, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve hesap verebilirlik gibi alanlarda atılacak adımlar, terörsüz ortamın sürdürülebilirliğini sağlar. Aksi takdirde, kaçırılan fırsat yalnızca bir siyasal dönüşüm değil, ortak geleceğin kaybı olacaktır.

Siyasetin yeni kodları: Güven inşa etmek

Terörün sona erdiği bir dönemde artık korku siyasetine değil, güven siyasetine ihtiyaç var. Kutuplaştırıcı değil birleştirici dil, ayrıştırıcı değil kapsayıcı siyaset anlayışı bu yeni dönemin ruhunu oluşturmalı.

Siyasi partiler, seçmenle ilişkilerini yeniden tanımlamalı; sivil toplumla daha güçlü bağlar kurmalı ve karar alma süreçlerine toplumun katılımını artırmalı. Demokrasi sadece seçimlerden ibaret değil, birlikte yaşamanın kurallarını birlikte yazma becerisidir.


www.sehitlerolmez.com

Kaynak: Adnan Boynukara / KARAR