Türk Yargısı, PKK’ya şefkatli, Vatanseverlere Acımasız
Diyarbakır’da bombalarda parmak izi tespit edilen PKK’lı Baver Bakır, “üniversite öğrencisiyim” savunmasıyla tahliye edildi. Kısa süre sonra Kandil’de PKK kongresinde ortaya çıktı. Yargının bu kararı tepki çekti.
“Üniversiteliyim” Dedi, Serbest Kaldı; Kandil’de PKK Kongresine Katıldı
ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE
Parmak izi bombada çıktı, mahkeme “ikna oldu”, terörist Bakır Kandil’de sahne aldı
Diyarbakır’da ele geçirilen bombalarda parmak izine rastlanan ve 30 yıl hapis istemiyle yargılanan PKK’lı terörist Baver Bakır’ın, “üniversite öğrencisiyim” savunmasıyla tahliye edilip, kısa süre sonra PKK’nın Kandil’de düzenlediği fesih kongresinde ortaya çıkması, Türk yargısına duyulan güveni bir kez daha sorgulattı.
Sanığın diş hekimliği fakültesinde öğrenci olduğunu söyleyerek “Okulumdan geri kalmak istemiyorum” savunması yaptığı ve adli kontrol şartıyla tahliye edildiği öğrenildi. Tahliye kararının ardından adli kontrolü ihlal eden Bakır, doğrudan Kandil’e gitti. İçişleri Bakanlığı'nın terör arananlar listesinde yer alan ve 4 milyon lira ödülle “sarı” kategoride aranan terörist, PKK’nın sözde kongresine delege olarak katıldı.
Cemil Bayık’la sahneye çıktı, sabotaj eylemleriyle ilişkilendirildi
Adli kontrol şartlarına uymayan ve izini kaybettiren Baver Bakır’ın, kısa süre içinde terör örgütünün üst düzey kadrosuna katıldığı belirtildi. Bombalı saldırı ve sabotaj eylemlerinin organizasyonunda yer aldığı ileri sürülen Bakır’ın, PKK’nın sözde liderlerinden Cemil Bayık’la birlikte görüntülenmesi kamuoyunda büyük tepki yarattı.
PKK’nın silahlı kanadında aktif görev üstlendiği belirlenen Bakır’ın, Kandil’deki kongrede yaptığı konuşmalarla da örgütün yeni yapılanmasında önemli bir figür haline geldiği değerlendiriliyor.
Yargıya güven dibe vurdu, şehit yakınlarının çaresizliği sürüyor
Bu tahliye kararı, Türkiye’de yargıya duyulan güvenin neden dramatik biçimde düştüğünün çarpıcı bir örneği olarak gösteriliyor. Panorama’nın son anketine göre halkın sadece yüzde 27’si yargıya güven duyarken, basına güven yüzde 15’e kadar gerilemiş durumda.
Öte yandan, hiçbir suç, suç kanıtı olmayan, yalnızca Şehit ve Gazi Ailelerinin haklarını savunan vatansever gazetecinin 7 yıldır yurt dışı çıkış yasağıyla karşı karşıya olması ise büyük bir adaletsizlik olarak yorumlanıyor. Ukrayna’daki savaşta mahsur kalan çocuklarını getirmek isteyen ama pasaportlarına engel konulan aileler, yaşadıkları dramı defalarca duyurmuş olmalarına rağmen çözüm bulamıyor.
“Yargı PKK’ya şefkatli, vatanseverlere acımasız”
PKK’lı teröristlere kolaylıkla tahliye kararları veren bazı mahkemelerin, vatansever yurttaşlara yönelik “önleyici” tedbirler adı altında hukuksuz uygulamalara devam etmesi, büyük bir çelişki ve çifte standart örneği olarak değerlendiriliyor.
Kamuoyunda oluşan genel kanaat, “Yargı PKK’lılara şefkatli, ülkesini sevenlere acımasız” şeklinde özetleniyor. Terörle mücadele adına canını ortaya koyan şehit yakınları ve gaziler, aynı yargı sisteminden haklarını alamazken, PKK’ya hizmet eden isimlerin cezaevlerinden çıkarılarak örgütle bağlantılarını sürdürmesi, vicdanları yaralıyor.
Tahliye kararının arkasındaki yargı anlayışı tartışılıyor
Baver Bakır’ın, bombalı saldırı eylemleriyle doğrudan bağlantılı delillere rağmen tahliye edilmesi ve ardından Kandil’de örgütsel faaliyetlere katılması, Türk yargısının bazı kararlarının ciddi biçimde denetlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Bu süreç, sadece güvenlik açısından değil, Türkiye’nin hukuk devleti kimliği açısından da büyük bir kırılmayı beraberinde getiriyor. Kamuoyunda, “Bu kararlar kimin güvenliğini sağlıyor?” sorusu giderek daha yüksek sesle soruluyor.













