Türkiye AB üyeliğine başvurudan beri 38 yıl geçti: Süreç nasıl ilerledi?

Türkiye'nin 1987'deki tam üyelik başvurusundan 2025'e kadar uzanan 38 yıllık Avrupa Birliği serüveni, 2005'te başlayan müzakerelerle heyecan yaratsa da, son yıllarda fiilen dondu.

Türkiye AB üyeliğine başvurudan beri 38 yıl geçti: Süreç nasıl ilerledi?
Brüksel'de düzenlenen AB Genişleme Zirvesi'nde masada oturan aday ülke temsilcileri.

ŞEHİTLER ÖLMEZ / ANKARA, TÜRKİYE — 06 KASIM 2025 

Avrupa Birliği (AB) genişleme sürecinin yeniden ivme kazandığı bir dönemde, Türkiye’nin 1987’de başlayan ve yaklaşık 40 yıldır süren uzun soluklu üyelik serüveni yeniden gündeme geldi. Euronews’ün ev sahipliğinde Brüksel’de düzenlenen AB Genişleme Zirvesi ile aday ülkeler bir araya gelirken, Türkiye’nin tam üyelik yolculuğunda yaşanan inişli çıkışlı dönemler ve gelinen fiili duraksama noktası dikkat çekiyor.

Türkiye, 1987’deki tam üyelik başvurusundan sonra 1999’da aday ülke statüsü kazanmış, 2005’te resmî müzakerelere başlamış olsa da, Kıbrıs sorunu, hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi temel konular nedeniyle süreci ilerletemedi. Geçmişte AB içinde ciddi biçimde tartışılan tam üyelik hedefinin yerini, son yıllarda "stratejik ortaklık" veya yeni bir ilişki modeli arayışları aldı.

Resmî Başvuru ve İlk Dönem Heyecanı

Türkiye’nin Avrupa ile entegrasyon çabaları, modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk dönemindeki Batı’ya yöneliş ve kapsamlı reformlarla başlamıştır. 1949’da Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden olan ve 1952’de NATO’ya katılan Türkiye, 1959’da da Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) ortak üyelik başvurusunda bulundu.

1963’te imzalanan Ankara Anlaşması ile ilişkilerin hukuki temeli atılmış, dönemin EEC Komisyonu Başkanı Walter Hallstein “Türkiye Avrupa’nın bir parçasıdır” demişti. Ancak 1974 Kıbrıs müdahalesi ilişkilerdeki ilk büyük kırılma noktası oldu ve Kıbrıs meselesi, üyelik yolunda çözülmemiş bir engel olarak kalmaya devam etti.

1987’de yapılan resmî tam üyelik başvurusunun ardından en önemli kilometre taşları şunlardır:

  • 1996: Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği yürürlüğe girdi.

  • 1999: Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’ye aday ülke statüsü verildi.

  • 2005: Tam üyelik müzakerelerine başlandı. Müzakereler 35 başlıktan oluşuyordu ve sürecin "açık uçlu" olduğu belirtildi.

İlk olarak 2006’da “bilim ve araştırma” başlığı açılıp geçici olarak kapatıldı. Türkiye, sonraki 10 yılda toplam 15 müzakere başlığı açabildi ancak hiçbirini kapatamadı.

Siyasi Gerilimler ve Müzakerelerin Donması

2000’li yıllarda Türkiye’nin ekonomik büyümesine rağmen, müzakerelerde özellikle hukuk devleti, insan hakları ve komşu ilişkileri gibi siyasi konularda AB tarafında ciddi çekinceler oluştu.

Sürecin fiilen duraksamasına neden olan başlıca gelişmeler şunlardır:

  • 2011: Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, tam üyeliğe alternatif olarak "ayrıcalıklı ortaklık" fikrini gündeme taşıdı.

  • 2016-2017: 2016’daki darbe girişimi, ardından ilan edilen OHAL ve 2017’deki anayasa değişikliği süreci ilişkilerde yeni bir dönüm noktası yarattı.

  • Kasım 2016: Avrupa Parlamentosu, Türkiye’deki "orantısız baskıcı önlemleri" kınayarak müzakerelerin geçici olarak dondurulmasını talep etti.

  • 2018: AB Konseyi, Türkiye’nin "AB'den uzaklaştığını" belirterek müzakerelerin fiilen durduğunu açıkladı.

AB Komisyonu’nun 2022 Genişleme Raporu, "Demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yargı bağımsızlığı alanlarında ciddi endişeler giderilmemiştir" tespitiyle mevcut durumu özetlemiştir.

Yeni Bir Sayfa Arayışı ve Engeller (2020’ler)

2020’li yıllarda Ankara ile Brüksel arasındaki ilişkiler tamamen donmasa da, temel müzakere süreci üzerindeki baskı devam etti.

  • 2023 Raporu: AB Komisyonu, Türkiye'nin reform yönünden ilerleme kaydetmediğini, demokraside gerileme yaşandığını ve Rusya'ya yönelik AB yaptırımlarına uymamayı tercih ettiğini bildirdi. Raporda, yeni bir başlangıç için diyalog ve işbirliğini geliştirme tavsiyesi yer aldı.

  • Ekonomik Diyalog: Aralık 2024’te Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog yeniden başlatılarak işbirliği başlıkları görüşülmeye açıldı.

  • 2025 AP Kararı: 2025 baharında kabul edilen Avrupa Parlamentosu kararında, Türkiye’deki müzakere sürecinin fiilen durduğu tekrar teyit edildi. AP milletvekilleri, demokratik standartların kötüleşmesinden, eleştirel seslerin bastırılmasından ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik siyasi amaçlı hamlelerden derin endişe duyduklarını ifade etti.

  • Vize Kolaylığı: Temmuz 2025’te AB, Türkiye vatandaşlarına yönelik Schengen vizesi işlemlerinde kolaylıklar getirdi; bu, pragmatik bir ilerleme olarak değerlendirildi.

Bugün resmen aday ülke statüsünü koruyan Türkiye, Avrupa Birliği’nin kapısında en uzun süredir bekleyen ülke konumundadır. Türkiye’nin tam üyeliği yerine, iki taraf arasındaki ilişkilerde yeni bir ilişki modeli ya da "stratejik ortaklık" formülü giderek daha sık dile getirilmektedir.

www.sehitlerolmez.com