Türkiye’nin Boşa Çıkan Nitelikli İnsan Gücü Avrupa İçin Stratejik Bir Fırsat mı?

Avrupa ülkeleri nitelikli insan gücü ararken, Türkiye’de sistem dışına itilmiş milyonlarca eğitimli birey, sağlık, bilişim ve güvenlik sektörleri için önemli bir potansiyel sunuyor. Bu durum hem Avrupa hem Türkiye için stratejik bir fırsat olabilir.

Türkiye’nin Boşa Çıkan Nitelikli İnsan Gücü Avrupa İçin Stratejik Bir Fırsat mı?

YUSUF İNAN YAZDI...

Türkiye’nin Boşa Çıkan Nitelikli İnsan Gücü Avrupa İçin Stratejik Bir Fırsat mı?

Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri, ciddi bir yapısal dönüşüm sürecine girmiş durumda. Sanayi 4.0, dijitalleşme, yaşlanan nüfus ve Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası artan güvenlik kaygıları, kıtada nitelikli insan gücüne olan ihtiyacı hiç olmadığı kadar artırdı. Bu ihtiyaç sadece sağlık ve bilişim gibi klasik alanlarla sınırlı değil; Avrupa ordusu fikri yeniden konuşulurken, güvenlik sektöründen stratejiye kadar pek çok alanda da nitelikli kadrolara gereksinim duyuluyor.

Bu gelişmeler, Türkiye için de benzersiz bir pencere açıyor. Özellikle 2016 sonrası Türkiye’de çeşitli nedenlerle sistemin dışına itilmiş, çalışamayan ya da ülke içinde fırsat bulamayan yüksek eğitimli milyonlarca insan, Avrupa’nın aradığı insan kaynağı profiline fazlasıyla uyuyor.

Almanya’nın dönüşen ihtiyaç haritası

Almanya bugün sadece fabrika işçisi değil, doktor, yazılımcı, hemşire, mühendis ve hatta asker arıyor. Koalisyon hükümeti, sağlık sistemindeki açıkları kapatmak için yabancı tıp öğrencilerine burs ve çalışma imkanı sunarken, Bundeswehr’i (Alman ordusu) yeniden yapılandırma planları çerçevesinde nitelikli teknik personele de yöneliyor.

Almanya'nın geçmişte Türkiye’den niteliksiz işgücü ithal ettiği dönem kapandı. Bugün ihtiyaç duyulan yeni kuşak, eğitimli, çok dilli, dijitalleşmeye yatkın, küresel dinamikleri okuyabilen bireyler. Bu profil, Türkiye’de özellikle 15 Temmuz 2016 sonrası sistem dışına itilen eğitimli kitlenin önemli bir kesimiyle örtüşüyor.

Türkiye'de çürümeye terk edilmiş bir potansiyel

Türkiye'nin, özellikle kamu görevinden ihraç edilen, akademi ve profesyonel mesleklerden uzaklaştırılan yaklaşık 10 milyon civarında nitelikli insan gücü bulunuyor. Bu kişiler bugün ülke içinde ne üretim yapabiliyor, ne de sistem içinde işlev görebiliyor. Üstelik politik ve sosyal atmosfer bu bireylerin yeniden sisteme entegre edilmesini de zorlaştırıyor.

Bu potansiyel kaynağın küçük bir bölümü Almanya’ya ve diğer Avrupa ülkelerine iltica etti. En dikkat çekici nokta ise bu grubun büyük çoğunluğunun Avrupa'da hızlı bir şekilde entegre olması, sosyal uyumu sağlaması ve sistemle çatışmaktan çok katkı sunması. Eğitimli bireylerin dil öğrenme hızları, iş bulma oranları ve vergi ödeyen üretken vatandaşlara dönüşmeleri, Avrupa sistemini de ikna etmiş durumda.

Avrupa ordusu ve güvenlik ekseni

Rusya’nın saldırgan dış politikası Avrupa güvenliğini derinden sarsarken, NATO'nun tamamlayıcısı olacak yeni bir Avrupa ordusu fikri giderek daha fazla konuşuluyor. Ancak burada da en büyük sorun insan kaynağı. AB ülkeleri askerî alanlarda çalışacak eğitimli personel bulmakta zorlanıyor.

Türkiye ise bu noktada potansiyel bir “insan kaynağı partneri” olabilir. Orduda görev yapmış, strateji bilen, yabancı dil bilgisine sahip, modern harp teknikleri konusunda eğitim almış binlerce insan, bugün Türkiye’de sistem dışına itilmiş durumda. Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri bu grubu entegre etmeye hazır hale gelirse, güvenlik alanında da ciddi bir katkı elde edilebilir.

Kazan-kazan senaryosu mümkün mü?

Türkiye için de bu durum bir yük değil, bir fırsat olabilir. Devlet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını uygulayarak bu insanların önünü açarsa, Avrupa'da yasal yollarla çalışma ve yaşama imkanı bulan bireyler Türkiye’ye ekonomik olarak katkı sunabilir. Beyin göçü tersine çevrilmese bile, döviz girişi, ticari köprüler ve diaspora etkisiyle yeni bir ekonomik nefes mümkün olabilir.

Ayrıca bu süreç, siyasi olarak da Türkiye'nin Avrupa ile ilişkilerini dönüştürebilir. Eğitimli ve uyumlu Türk diasporasının varlığı, Türk-Alman ilişkilerinde uzun vadeli stratejik ortaklıkların temelini güçlendirebilir.

Avrupa’nın nitelikli insan gücü ihtiyacı artarken, Türkiye’de göz ardı edilen veya sistem dışına itilen milyonlarca eğitimli birey, her iki taraf için de stratejik bir fırsat sunuyor. Bu potansiyel değerlendirilirse, Türkiye hem ekonomik yükünü hafifletir hem de dünya çapında etkili bir insan kaynağı ihracatçısı konumuna gelir. Avrupa ise sadece açık pozisyonlarını doldurmaz, aynı zamanda sosyal olarak da güçlü ve sürdürülebilir bir göç modeli inşa edebilir.

Krizlerin içinde fırsatlar gizlidir. Türkiye’nin yetiştirdiği ama kullanamadığı beyinler, Avrupa’nın krizine çözüm olabilir.

YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH

Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : [email protected] 

Web: www.yerelgundem.com