TÜSİAD'da Mesajlar Dolaylı, Katılım Güçlü: Belirsizlik ve Stratejik Otonomi Öne Çıktı
TÜSİAD YİK toplantısında stratejik otonomi, belirsizlik, ekonomik reformlar ve Avrupa Birliği ile entegrasyon gibi konular öne çıktı. Başkanlara açılan davalar sonrası dayanışma vurgusu dikkat çekti.
TÜSİAD'da Mesajlar Dolaylı, Katılım Güçlü: Belirsizlik ve Stratejik Otonomi Öne Çıktı
YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE
Yargılanan başkanlara güçlü dayanışma, doğrudan eleştiriden kaçınan ama yön gösteren konuşmalar
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısı, içerik ve katılım açısından dikkat çeken birçok gelişmeye sahne oldu. TÜSİAD üyeleri, haklarında dava açılan Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve YİK Başkanı Ömer Aras’a tam destek verdi. Önde gelen iş insanları toplantıya katılarak sembolik ve fiili bir dayanışma sergiledi. Ancak konuşmalar, geçmiş dönemlere kıyasla daha düşük ses tonuyla ve dolaylı mesajlarla sınırlı kaldı.
Konuşmalarda doğrudan siyasi eleştiriler yer almadı, ana gündem stratejik yön bulma
12 Şubat’ta yapılan genel kurulda kullandığı ifadeler nedeniyle yargılanan Ömer Aras, bu toplantıda enflasyonun ekonomi üzerindeki baskısını vurgulasa da, konuşmasında sistem eleştirisine doğrudan yer vermedi. Aras’ın "en önemli sorunumuz enflasyon" vurgusu, siyasi ve hukuki alt metinleri eksik bırakarak daha teknik bir tonda sunuldu. Toplantının öne çıkan başlığı ise, birçok ülkenin benimsediği “stratejik otonomi” politikası oldu.
"Stratejik otonomi" içe kapanma anlamına gelmemeli
Aras, stratejik otonomi kavramının yanlış anlaşılma riski taşıdığını belirterek, Türkiye’nin bu süreci izolasyon değil, küresel entegrasyon için kullanması gerektiğini savundu. “İçe kapanmak yerine, jeopolitik kapasitemizi iyi kullanarak ihracata dayalı, öngörülebilir, verimli bir büyüme modeli inşa edebiliriz” dedi. Aras’ın bu yaklaşımı, Türkiye’nin uluslararası ticaret zincirlerinde daha etkili rol oynaması gerektiğine dair net bir yönlendirme olarak yorumlandı.
Turan’dan hukuk ve özgürlük vurgusu, barış sürecine destek mesajı
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ise konuşmasında derneğin temel değerlerini hatırlattı: insan hakları, laik hukuk devleti, katılımcı demokrasi ve rekabetçi ekonomi. Özellikle “terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili sözleri dikkat çekti. Turan, süreci "barışın tesisi yolunda çok önemli bir gelişme" olarak tanımlayarak, bu adımın hem ekonomik kalkınma hem de demokrasi açısından değerli olduğunu vurguladı.
Toplumsal kutuplaşmanın sona ermesi ve ortak akıl etrafında birleşilmesi gerektiğini söyleyen Turan, sivil topluma düşen sorumluluğun altını çizdi. “Toplumsal barışı, refahı ve sosyal adaleti güçlendirmiş bir Türkiye’nin küresel değişimin şekillendiricisi olabileceğine inanıyoruz” diyerek, yapıcı bir vizyon sundu.
Katılım yüksek, mesajlar temkinli ama netti
Toplantıya, Ömer Koç, Güler Sabancı, Bülent Eczacıbaşı, Ümit Boyner, Hüsnü Özyeğin gibi Türkiye iş dünyasının önde gelen isimleri katıldı. Katılım, kamuoyuna açık bir birlik ve destek mesajı olarak değerlendirildi. Buna rağmen konuşmalarda, 19 Mart sonrası yaşanan siyasi gelişmeler veya İmamoğlu hakkında yürütülen süreç gibi konulara açık bir gönderme yapılmadı. Ancak tüm kahve aralarında konuşulan ortak soru şuydu: “Şimdi ne olacak?”
Oturum başlıkları, demokrasi ve reform çağrısını dolaylı yoldan yaptı
“Rekabetçiliğin Yeni Küresel Dinamikleri, Avrupa Birliği ve Türkiye” ile “Jeopolitik Gelişmeler ve Türkiye” başlıklı oturumlar, siyasal ortama doğrudan eleştiri getirmeden demokrasi, hukuk ve yapısal reform çağrısını yeniden gündeme taşıdı. Bir katılımcının ifadesiyle, "başkanlar vakur ve bilge mesajlar verdiler."
Belirsizlik stratejik bir araç mı?
Toplantının akademik katkısı ise Prof. Dr. Evren Balta’nın konuşmasıyla geldi. Balta, Trump sonrası dönemde belirsizliğin liderler tarafından bir strateji olarak kullanıldığını belirtti. Bu analiz, Türkiye'deki siyasi ortamla da paralellikler kurularak değerlendirildi. Korku ve belirsizlik ortamlarının güçlü lider arzusunu beslediğine işaret eden Balta, Türkiye gibi "orta büyüklükte bir gücün" bölgesel fırsatları değerlendirme potansiyeline dikkat çekti.
Toplantının satır arası: Avrupa, teknoloji ve hukuk rotası
Toplantıdan çıkan üç ana sonuç öne çıktı:
-
TÜSİAD, yargılanan başkanlarını yalnız bırakmadı, kurumsal dayanışma güçlüydü.
-
Siyasi mesajlar doğrudan değil, yapısal reformlar ve AB perspektifi üzerinden dolaylı biçimde verildi.
-
Stratejik otonomi tartışması, Türkiye’nin yön arayışını küresel konjonktüre oturtma çabasıyla genişledi.
Kaynak: Murat Sabuncu / T24













