Yunanistan'la Barış Olmazsa Kiminle Olacak? Avrupa Cephesinde Türkiye'ye Dönük Yeni Tehditler

Yunanistan, Pontus söylemiyle Türkiye’yi hedef aldı. ABD destekli Dedeağaç tatbikatı Türkiye'yi dışlarken, Avrupa'dan da tehdit algısı yükseliyor. Türkiye, yalnızlaştırılmak isteniyor. Ankara, bu kuşatmayı nasıl aşacak?

Yunanistan'la Barış Olmazsa Kiminle Olacak? Avrupa Cephesinde Türkiye'ye Dönük Yeni Tehditler

Yunanistan'la Barış Olmazsa Kiminle Olacak? Avrupa Cephesinde Türkiye'ye Dönük Yeni Tehditler

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

19 Mayıs’ta Yunanistan’da Pontus söylemleri yeniden sahneye çıktı. Türkler hedef gösterildi, tarih çarpıtıldı, zulüm ve katliam iddialarıyla Türkiye adeta “asıl tehdit” ilan edildi. Ardından NATO şemsiyesi altında ABD-Yunanistan ortak tatbikatı başladı. Meriç sınırına dayanan bu tatbikatın merkezi ise Dedeağaç’taki ABD üssü. Türkiye bu tatbikata dâhil edilmedi. Mesaj açık: Tehdit algısında Türkiye artık merkezde.

Dedeağaç ve Tatbikat: Mesaj Kime?

Dedeağaç, Türkiye’nin Trakya sınırına birkaç kilometre mesafede. NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye’nin bu tür bir tatbikattan dışlanması diplomatik nezaketle açıklanamaz. Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Avrupa Dışişleri Konseyi’nde yaptığı açıklama ise bu stratejik dışlanmayı netleştirdi.

“AB ülkelerini tanımayan, aynı insan hakları değerlerini paylaşmayan ülkeler Avrupa projesine katılamaz” sözleri, doğrudan Türkiye’ye yönelikti. Dendias, Türkiye’yi Avrupa’nın güvenliği için “duvarların içindeki düşman” olarak tanımlarken, Avrupa Silahlanma Fonu’na Türkiye’nin dâhil edilmesine kesinlikle karşı olduklarını da belirtti.

Türkiye Tehdit Altında, Ama Yalnız mı?

Türkiye hem doğusunda hem batısında kuşatma altındayken, içerde siyasi çatışmalarla uğraşıyor. Terörle mücadelede kararlı görünse de “çözüm süreci” sesleri yeniden yükseliyor. Abdullah Öcalan’a yönelik “rica” dilinin siyasette yeniden dolaşıma girmesi, devletin kararlılığını gölgeliyor.

Öcalan'ın sembolleştirildiği bu yeni süreçte, DEM Parti ile kurulan temaslar ve TBMM'de komisyon kurulması fikri, Batı'nın Türkiye'deki iç meseleleri dış politikada koz olarak kullanma stratejisine alan açıyor. Bu tablo, sadece iç güvenlik değil, bölgesel strateji açısından da zafiyet oluşturabilir.

ABD'nin Oyunu Ne?

ABD’nin Dedeağaç’taki askeri varlığı giderek artıyor. Yunanistan üzerinden Türkiye’nin çevrelenmesi, sadece NATO içi bir tatbikat değil, aynı zamanda İsrail merkezli Ortadoğu politikalarının Trakya hattına kaydırılması anlamına geliyor. Türkiye bu oyunun dışında bırakıldığında, hem Karadeniz hem Ege hem de Akdeniz’de yalnızlaştırılıyor.

ABD’nin desteğiyle Yunanistan’ın askeri özgüveninin artması, Pontus söylemlerinin hortlatılması ve adalar üzerinden yapılan provokasyonların arka planında bu stratejik kaydırma yer alıyor.

Türkiye’nin Gücü Yeter mi?

Tarihten ders almadan geleceğe yürünemez. 1998’de dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz’e verdiği net mesaj hafızalarda: “Kerkük’te bir Kürt devleti kurulursa, oraya gireriz.” Bu sert tavır, Washington ziyaretinin iptal edilmesine ve ABD’yi ziyaret etmeyen ilk Genelkurmay Başkanı olarak tarihe geçmesine yol açmıştı.

Bugün aynı kararlılığa ihtiyaç var. Siyasi figürlerin barış adı altında yapılan örtülü anlaşmalara karşı çıkması gerekiyor. Türkiye, güçlü dış politikayı sadece diplomasiyle değil, caydırıcılık gücüyle desteklemeli.

Yunanistan’ın Güvenliği Türkiye’ye Bağlı

Her ne kadar Atina yönetimi Türkiye’yi dışlamaya çalışsa da coğrafyanın değişmeyen gerçeği ortada. Türkiye’nin zayıflaması, sadece kendi güvenliği değil, Yunanistan’ın da güvenlik duvarını ortadan kaldırır. Türkiye, Avrupa’nın sınırıdır. Bu gerçek görmezden gelindikçe, Yunanistan’ın hayal ettiği Pontus ve Megali İdea rüyası kabusa dönüşebilir.

Tarihi Hatırlamak Zorundayız

Yunanistan’ın 1919–1922 döneminde Anadolu’da gerçekleştirdiği mezalim, bugün hala belgelerle ortada. ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya heyetlerinin hazırladığı “Yunan Mezalimini Araştırma Raporları” bu konuda susan Batı’nın tarihsel ikiyüzlülüğünü gözler önüne seriyor. Pontus üzerinden Türkiye’yi suçlayanların önce kendi geçmişleriyle yüzleşmesi gerekiyor.

Barış Mümkün Ama Gerçeklerle

Bülent Ecevit’in 1947’de kaleme aldığı “Türk-Yunan Şiiri”, barışa dair duygusal bir pencere açıyor. Ama şiirle barış gelmez. Barış, güçle ve adaletle mümkündür. Bu nedenle Türkiye’nin içte birlik, dışta caydırıcılık stratejisine dönmesi şart.

www.sehitlerolmez.com

Kaynak: Arslan Tekin / Yeniçağ