Atatürk'ü Samsun iskelesinde karşılayan tek kadın: Sakine Baturay

19 Mayıs 1919'da Samsun iskelesinde Atatürk'ü karşılayan tek kadın olan Sakine Baturay'ın Erzurum'dan İzmir'e uzanan kahramanlık dolu hikâyesi.

Atatürk'ü Samsun iskelesinde karşılayan tek kadın: Sakine Baturay

Ahmet Taş | Şehitler Ölmez

SAMSUN, TÜRKİYE — On dokuz Mayıs bin dokuz yüz on dokuz sabahı, Bandırma Vapuru Samsun Reji İskelesi’ne (bugünkü Tütün İskelesi) yanaştığında, Türk tarihinin akışını değiştirecek olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve on sekiz silah arkadaşını karşılayan kalabalık içinde sessiz ama mağrur bir sima vardı: Sakine Baturay. Binlerce kişinin arasında Atatürk’ü iskelede karşılayan tek kadın olarak tarihe geçen Baturay, sadece o günün değil, tüm Milli Mücadele’nin Samsun’daki en önemli sivil örgütleyicilerinden biri oldu.

Cansu İşcan'ın derlediği verilere göre, Sakine Baturay’ın hayatı, Erzurum’un karlı dağlarından İzmir’in zeytin bahçelerine uzanan; acı, sabır ve vatan sevgisiyle yoğrulmuş bir destanı temsil ediyor. Uzun yıllar sessiz kalan bu kahramanlık hikâyesi, günümüzde Milli Mücadele’de kadının rolünün ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Erzurum'dan Samsun'a uzanan zorlu göç

Aslen bin sekiz yüz doksan altı yılında Erzurum’un İspir ilçesine bağlı Baksır-Kındız köyünde dünyaya gelen Sakine Hanım, hayatının ilk büyük sınavını henüz genç bir kadınken verdi. Bin dokuz yüz on bir yılında Muhsin Bey ile evlenen Sakine Hanım, bin dokuz yüz on üçte ilk evladı Lütfü’yü kucağına aldı. Ancak Lütfü, ayakları doksan derece içe dönük bir şekilde engelli olarak doğmuştu.

Eşi Muhsin Bey’in Yemen Harbi’ne gitmesi ve bölgedeki Ermeni çetelerinin saldırılarının artması üzerine Sakine Hanım, kucağındaki engelli yavrusuyla hayatta kalma mücadelesine girişti. Kışın en sert döneminde, kucağında bebeğiyle Erzurum’dan yola çıkan Sakine Hanım, tam iki buçuk ay süren zorlu bir yolculuğun ardından Samsun’da yaşayan babası Hasan Reis’in yanına ulaştı. Bu yolculuk, sadece fiziksel bir kaçış değil, bir kadının evladı ve vatanı için gösterdiği direncin ilk büyük kanıtıydı.

Hastane yılları ve Atatürk ile tarihi karşılaşma

Samsun’a vardığında, babasının çalıştığı eşraftan Ömerzadeler’in desteğiyle engelli oğlunu hastaneye yatırmayı başardı. Tedavi sürecinde hastanede yatıp kalkan Sakine Hanım, boş durmayarak diğer hastalara gönüllü yardım etmeye başladı. Bu fedakârlığı fark eden hastane yönetimi, onu kadrolu hasta bakıcı olarak işe aldı. Hastanedeki görevi sırasında Amerikalı bir doktordan İngilizce ve Latin alfabesini öğrenen Sakine Hanım, dönemin şartlarına göre oldukça donanımlı bir Türk kadını haline geldi.

On dokuz Mayıs bin dokuz yüz on dokuz sabahı, "Müfettiş Paşa"nın Samsun’a geleceği haberi şehre yayıldığında, Sakine Hanım büyük bir heyecanla Reji İskelesi’ne koştu. Karşılayıcı protokolün ve halkın arasında yer alan tek kadın oydu. Mustafa Kemal Atatürk, iskeleye ayak bastığında karşısında bu azimli Türk kadınını buldu. Sakine Hanım için o an, hayatı boyunca çocuklarına ve torunlarına gururla anlatacağı en büyük onur nişanesi olacaktı.

Cephe gerisindeki gizli güç: Kadınları örgütledi

Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla başlayan Milli Mücadele ateşi, Sakine Hanım’ın yüreğinde de büyük bir sorumluluk doğurdu. Sadece hasta bakıcılık yapmakla kalmayan Sakine Baturay, Samsun’daki kadınları organize ederek cephe gerisinde muazzam bir lojistik ağ kurdu. Şehirdeki kadınları ev ev dolaşarak örgütleyen Baturay, yün toplayarak cephedeki Mehmetçik için çamaşır, çorap ve kışlık giyecek hazırlanmasına öncülük etti.

Savaş yıllarının ardından, ilk eşi Muhsin Bey’in Yemen’de şehit düştüğü haberini alan Sakine Hanım, bin dokuz yüz yirmi dört yılında aynı hastanede birlikte görev yaptığı Abdullah Bey ile ikinci evliliğini yaptı. Çift, Cumhuriyet’in ilanından sonra Samsun’dan ayrılarak İzmir’in Torbalı ilçesine yerleşti. Soyadı Kanunu çıktığında, Abdullah Bey Atatürk döneminin efsanevi denizaltısından esinlenerek "Baturay" soyadını seçti. Sakine Hanım, bin dokuz yüz yetmiş altı yılındaki vefatına kadar Torbalı’da sade ama onurlu bir hayat sürdü.

Torbalı'da sessiz bir ömür ve anıların keşfi

Sakine Baturay’ın bu destansı hikâyesi, araştırmacı-yazar Necat Çetin’in bin dokuz yüz yetmişli yıllarda Sakine Hanım’ın oğlu Orhan Baturay ile bir sohbeti sırasında gün yüzüne çıktı. Orhan Bey, annesinin kendisine her fırsatta "Ben Mustafa Kemal Paşa'yı Samsun'da karşılayan tek kadındım" dediğini ve o anın heyecanını hiç kaybetmediğini anlattı.

Necat Çetin’in Torbalı’daki komşular ve dönemin tanıkları üzerinde yaptığı araştırmalar, Sakine Baturay’ın çevresindeki herkese bu anısını büyük bir titizlikle aktardığını doğruladı. Bugün yazılı bir resmi protokol listesinde adı geçmese de, halkın hafızasında ve ailesinin aktarımlarında Sakine Baturay, On dokuz Mayıs’ın isimsiz değil, ismiyle müsemma kahramanlarından biri olarak yaşıyor. Onun hikâyesi, Erzurum’dan Samsun’a, oradan İzmir’e uzanan bir hattın, bir kadının kararlılığıyla nasıl bir vatan savunmasına dönüştüğünün en somut örneğidir.

www.sehitlerolmez.com