Bahçeli'nin 'Öcalan'a statü' çıkışı Ankara kulislerini hareketlendirdi
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Öcalan için yaptığı "statü açığı" çağrısı, Ankara'da iktidar ve muhalefet kulislerinde farklı senaryolarla yorumlanıyor.
Ahmet Taş | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, yirmi dört Şubat Salı günü gerçekleştirilen grup toplantısında Abdullah Öcalan için dile getirdiği "statü" ve "İmralı'nın statü açığı" ifadeleri, başkent siyasetinde yeni bir tartışma dalgası yarattı.
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ortak raporunun kamuoyuna açıklanmasının ardından gelen bu çıkış; MHP, AKP ve DEM Parti kulislerinde birbirinden farklı stratejik mesajlar olarak değerlendiriliyor. Bahçeli’nin, "Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?" sorusu, sürecin hukuki ve idari bir zemine taşınma ihtimalini gündeme taşıdı.
MHP kanadından örgüte ve DEM Parti'ye mesaj
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu çıkışına yönelik parti içinden gelen ilk değerlendirmeler, bu ifadelerin doğrudan PKK yönetimine ve DEM Parti’ye yönelik bir "uyarı ve hatırlatma" olduğu yönünde birleşiyor. MHP kaynakları, Öcalan tarafından yapılan çağrıların Kandil ve DEM Parti kanadında yeterli karşılığı bulmadığını, bu durumun sürecin ilerlemesini engellediğini savunuyor.
BBC Türkçe'den Ayşe Sayın'ın haberine göre, MHP kulislerinde Öcalan'ın önceliğinin "dışarı çıkmak" değil, İmralı'daki iletişim olanaklarının yasal bir statüye kavuşturulması olduğu konuşuluyor. Bu görüşe göre Öcalan, örgüt üzerindeki etkisini artırabilmek için daha geniş iletişim kanallarına ihtiyaç duyuyor ve Bahçeli’nin "statü" çıkışı bu kanalların açılmasına yönelik bir tartışma başlatmayı hedefliyor. Bahçeli'nin bu çıkışının zamanlaması, sürecin tıkanan noktalarını aşmak adına bir "yol açma" girişimi olarak görülüyor.
AKP kulisleri: 'Silah bırakmanın tespiti ön koşul'
İktidar partisi AKP’de ise Bahçeli’nin açıklamaları, daha önce gündeme getirilen "Umut Hakkı" çağrısının mantıksal bir devamı olarak görülüyor. AKP kurmayları, örgütün silah bırakma sürecini ağırdan aldığını ve DEM Parti'nin Öcalan'ın inisiyatiflerini toplumsallaştırmada yetersiz kaldığını öne sürüyor.
İktidar kanadındaki bir kurmayın değerlendirmesine göre, Bahçeli’nin bahsettiği "statü" kavramı, Öcalan'ın şiddetin son bulması için daha aktif bir rol almasını sağlayacak iletişim kanallarının açılması anlamına gelebilir. Ancak AKP kaynakları, herhangi bir yasal düzenleme veya "umut hakkı" gibi adımlar atılmadan önce, örgütün silah bıraktığının "teyit ve tespit edilmesi" gerektiğini, bunun vazgeçilmez bir ön koşul olduğunu vurguluyor.
Aynı kurmay, Bahçeli'nin çıkışını şu sözlerle yorumluyor:
"Kandil ve DEM Parti, Öcalan’ın iradesini adres gösteriyordu. Öcalan iradesini ortaya koydu ancak bir zafiyet söz konusu. Öcalan’ın söylemiyle uyumlu hareket edilmediği için Sayın Bahçeli bu statü sorununu dile getirerek topu partiye ve örgüte attı."
DEM Parti'de 'başmüzakereci' beklentisi
Bahçeli'nin statü tartışmasını açması, DEM Parti kanadında büyük bir memnuniyetle karşılandı. Öcalan'ı "başmüzakereci" olarak tanımlayan parti kaynakları, İmralı’daki tecrit koşullarının kaldırılması ve iletişim kanallarının hukuki bir zeminde (statü) tanımlanmasının toplumsal barışa hizmet edeceğini savunuyor.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, grup toplantısında yaptığı açıklamada Öcalan'ın hukuki statüsünün yasal bir düzenlemeyle tanınması gerektiğini belirtti. Hatimoğulları'na göre bu statü; Öcalan’ın aydınlar, gazeteciler, hukukçular ve siyasetçilerle özgürce görüşebilmesini, kendi örgütüyle daha doğrudan temas kurabilmesini içermeli. Partinin, Öcalan'ın silah bırakma çağrısı yaptığı yirmi yedi Şubat'ın yıl dönümünde özel bir toplantı yapacağı ve burada Öcalan'dan gelecek yeni bir mesajı paylaşacağı duyuruldu.
Erdoğan: 'İmralı Adalet Bakanlığı tarafından işletiliyor'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli'nin başlattığı bu yeni tartışma karşısında kurumsal ve idari bir çerçeve çizmeyi tercih etti. Partisinin yirmi beş Şubat'taki grup toplantısı sonrasında gazetecilerin "statü" sorusuna yanıt veren Erdoğan, meselenin şu anki yönetim biçimine işaret ederek, "İmralı şu anda gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığımız tarafından işletiliyor" ifadesini kullandı.
Bu açıklama, iktidarın şu aşamada yasal bir statü değişikliğinden ziyade mevcut infaz yasası ve idari mekanizmalar üzerinden süreci yönetme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Ancak Bahçeli’nin "statü açığı kapatılmalı" yönündeki ısrarlı soruları, önümüzdeki günlerde [meclis aritmetiği] ve komisyon raporunun genel kuruldaki yansımalarıyla birlikte yeni yasal adımların tartışılmaya devam edeceğine işaret ediyor.













