Cumhur İttifakı kurmaylarından Halep yorumu: Öcalan aktifleşmeli
AKP ve MHP kurmayları, Halep’teki çatışmaları "uzlaşmayı sabote etme girişimi" olarak niteleyerek, Abdullah Öcalan’ın süreçte daha aktif rol alması gerektiğini savundu.
ŞEHİTLER ÖLMEZ / ANKARA, TÜRKİYE
Cumhur İttifakı kurmayları, çözüm süreci çalışmaları devam ederken Suriye'nin Halep kentinde yaşanan çatışmaları "kalkışma" olarak niteleyerek, sürecin sağlıklı ilerlemesi için Abdullah Öcalan’ın daha aktif şekilde devreye sokulması gerektiğini vurguladı.
Gazeteci Nuray Babacan'ın aktardığı bilgilere göre iktidar kulislerinde, Halep'teki olayların SDG yönetiminden ve Mazlum Abdi'den bağımsız olarak Kandil içindeki bir grup tarafından planlandığı değerlendiriliyor. Kurmaylar, yaşanan bu gelişmenin hem Suriye hem de Türkiye’deki uzlaşma zeminini kesintiye uğratmak için kurgulanmış bir "deneme" olduğunu savunuyor.
"Halep olayına ecinniler karışmış"
İktidar partisi kurmayları, Halep’teki durumu geçmişteki hendek olaylarına benzeterek, Kandil’den bölgeye bir sızma gerçekleştiğini iddia etti. Yapılan değerlendirmelerde, "Halep kalkışması" olarak adlandırılan bu sürecin, Türkiye dahil tüm tarafların güven duygusunu zedelemeyi amaçladığı belirtildi.
Kulislerde öne çıkan ortak görüşte, "Müzakerelerin artık başkalarının çatısı altında değil, Ankara’nın ev sahipliğinde yürütülmesi gerekir. Abdullah Öcalan daha aktif devreye sokulmalı ve akla kara ortaya çıkarılmalıdır" ifadeleri kullanıldı.
MHP’nin sert söylemi "müzakere dili" olarak görülüyor
MHP yönetiminin son dönemde açılım süreciyle ilgili kullandığı sert dil, iktidar partisi kanadında bir "tavır değişikliği" olarak yorumlanmıyor. Aksine bu durum, devletin ve MHP’nin karşı tarafa kırmızı çizgilerini gösterme yöntemi olarak görülüyor. Siyasiler, bu sert söylemlerin sınırları belirlemek adına anlamlı olduğunu ve sürecin doğasındaki "müzakere-mücadele" dengesini yansıttığını dile getiriyor.
"Taban baskısı en yüksek parti DEM"
Sürecin sosyolojik analizini yapan kurmaylar, tarafların yaşadığı radikal değişimlerin sancılı olmasının normal olduğunu ifade ediyor. Özellikle DEM Parti üzerindeki taban baskısına dikkat çeken kaynaklar, partinin maksimalist taleplerinin karşı tarafta antipati yarattığını ancak DEM’in bir bütün olarak kalmasının devletin yararına olduğunu savunuyor.
Değerlendirmelerde, Kandil ve PKK’nın tek parça olmadığına dikkat çekilerek, "DEM’in bölünmesi durumunda boşluğu daha radikal yapıların doldurabileceği, bu nedenle DEM yönetimine bu süreçte destek verilmesi gerektiği" görüşü ön plana çıkıyor.













